DONANMA MECMUASI 15 / Mayıs.1911

DONANMA MECMUASI 15  –  Mayıs.1911 

DONANMAMIZ MENFAATİNE BEYKOZ TENEZZÜHÜNDE MUZAYEDE İÇİN KIYMETTAR PIRLANTALI BİR AĞIZLIK HEDİYE EDEN HARBİYE NAZIR MUHTEREMİ MAHMUT ŞEVKET PAŞA HAZRETLERİ

 Sıratı müstakim matbaası

HUŞE-ÇİN 

     560000.- lira – meşrutiyet – lev fen beyanatı – ilk Avusturya dretnotu.

     Vatandaşlar ile vatandaşça hasbıhal etmekten zevkli ne vardır?  Mecmuanın bu kısmındaki bu nevi makalatını mütalaa lütfünde bulunanlar tasdik ederler ki biz, her ay saadet hasbıhale nail oluyoruz.  Elemlerimizi şerh ediyoruz.  Kalbimizi açıyoruz.  Mefahir milliyemizi yad ediyoruz.  Bu öyle bir harim meferhadır ki insan büyük elem hayretfer müvede ancak bu suretle mukavemet edebilir.  İşte biz her ay o riyaz teselliyat bahis içinde geziniyoruz.  Bizim en büyük derdimiz ise donanmadır.  Çünkü donanma mecmuasıyla ancak o derdi şerh edebiliriz.  Fakat şurasını da kemali ehemmiyetle kayıt edelim ki bu hasbıhal hiçbir zaman meyusane, ıztırar aver bir müşafeh değildir.  Çektiklerimizi yad ile esbabı kuvveti aidat için kalbğah hamiyete uzatılan neşterdir.  Eğer meyus olsaydık o neşter tahlilden rizan olacak irin idi.  Şimdi ise her defasında öyle bir mayi yerine milletin feveran eden hevn hamiyeti rizan oluyor.  İşte onun için bu ay da yine sevgili vatandaşlar ile her defadır, her sözden, her makaleden, huşeçin tarzında donanmamız için nikat istifade bahis tali göstererek hasbıhalde bulunacağız:  Yevmi gazetelerinde yazdıkları özre donanma Osmanî muaveneti milliye cemiyeti nisanın birinci günü (Barbaros Hayrettin ve Turgut reis) zırhlılarının taksit mütebakisi olarak (on yedi milyon) mark tediye edecek idi.  cemiyet evvelce verilen elli bin liradan maada bir veçhe bala (17.000.000) milyona mukabil (184000) lirası vardı. 

      Fakat cemiyetin hal maliyesi varidat şehriyesi nazarı dikkate alınarak maliye nazırı sabıkı Cavit Bey efendinin tavassutu ile (50000) liradan sonrası için aylık bonolar tanzim olundu.  Cemiyetin nakit mevcudu olan (184000) lira dahil hesap edilerek her ay (40000) lira tediye olunması takarrür etti.

     Mecmua şu vakadan nasıl bir hisseyi ibret amir temin eder:  Gönül ister ki cemiyetin (17.000.000) milyon markı olmalıydı.  Cemiyet, bir milyon liraya iki zırhlı iştira ettiği zaman hali maliyesi bir milyon liraya reside olmaktan pek uzak idi.  Fakat cevheri hamiyet Osmaniye göz önünde duruyor idi ki işte o milyonlara değer.  Ondan hiçbir zaman na ümit olmadı.  İşte bu fart atmein ile bu gün diyoruz ki:  Madem, (17.000.000) milyon markı defaten veremedik.  Hacet namusu millet gibi

 Sayfa: 1346

duran şehri kırk bin liralık bonoları hem de vaktinden evvel ödeyelim.  Bu evrak dini imzalayan cemiyet kendi namına imzalamadı.  O bütün milletin ruh haysiyetinden, ruh fedkariyesinden mühim olarak sevine, sevine bonolara vazı imza etmiştir.  Yani imza cemiyetin değil milletindir.  Millet ise ayda kırk bin lira değil dört yüz bin lira tediye edecek bir his alevi ile mütehassis bir kitleyi muazzamadır.  Biz öyle ümit ediyoruz ki, ayda kırk bin lira değil seksen bin lira tediye olunacak kadar bir galeyan takdir fermud karşısında bulunacağız.  Belki pek garip bir atide, belki dört beş ay sonra bize hayırhah hane tahsilâtta bulunan bankaya elimizde tevdiyi tedbirat olduğu halde giderek:

     _işte borcumuz

diyeceğiz.  Bunlar, bu emeller hiçbir zaman hayal olamaz.  Her millet, dem fedakarısında hayatını asarı ile ispat etmiştir.  Biz ki pek yakın bir mazide

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadri ve kıymetten

nevhasıyle desti gadrin bizi indirmek istediğidir ki ruh eslafı mezarlarında lerze dar gayret eden bir kavimiz.  Cevher payimal Osmaniye bugün Füruzan görmek isterken;  Öyle görürken namus borcu için harikalar göstermeğe mecburuz.  Haydi vatandaşlar!  Vicdandan kopan sedaya, ilmi medeniyette görülen istifham kar edaya, babalarımızın dedelerimizin nazarı maneviyatından gelen sedaya, zir veballiye bakalım da namus ve hamiyet borcunu eda etmeğe çalışalım.  Şaibeler tediyattan baş kaldıramasın.  Merkez umumi ahza ve kabza kâfi gelmesin.  Yaşamak isteyen, yaşamak hakkını kılıncı ile ispat eden, yaşayacak olan bu millet böyle yapmalıdır.  Evet. . . Yine karar ederiz.  Bu millet yaşayacak, bu millet şaşa dar istikbaline bakıyor.  Çünkü milletleri umudu istikbal yaşatır.  İşte istikbal peşimizde şaşaa füzud.  Hadisat daher, bizi meyus etmiyor.  Çünkü bir esef aver vaka karşısında yek menkıbeyi del aram görüyoruz.  İşte size bir misal ki altı yüz senelik Osmanlılığı ihya ediyor.  Çünkü cenabı uluyyet nisap padişahı Rumeli ye seyahat buyurarak Kosova sahrasında hüdavendiğar şehidin türbeyi mübarekesi peşinde Cuma namazını, bütün Rumeli’nin, bütün Anadolu’nun evlat safi nihadi ile beraber eda eyliyor.

     Yine Osmanlılığın şanlı günleri avdet ediyor yine gönüller alıcı münazır ulviye görünüyor.  Bakın o sahraya, ufuklarındaki intimayı hamret aver hûn mübarek şüheda şeklinde görünen, toprağında ab ve tab gazayı Osmanî’nin feyiz konumundan mütehassil zan olunan o sahrada İslam halifesi, Osmanlı padişahı elhak büyüklüğü önünde secde bir abidiyet olarak milletin saadet haline dualar ediyor.  O sahrada ki Kosova melhameyi kübrası gecesi cenabı hüdavendiğar o topraklara yüz sürerek haktan niyaz nusret etmiş, sabahlara kadar ağlamış. . . nusret millet için nail

Sayfa: 1347

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ HAYMANA ŞUBESİ REİSİ EŞRAFDAN HATİP ZADE HACI MAHMUT EFENDİ.

uz şahadet olmaklığı da temenni etmiş idi.  işte o büyük yürüğün duası makbul oldu.  Çünkü Hüdavendiğar kâmkar, bir Sırplının hançer gadriyle vasılı rahmet pür verdiğar ve naili ecr bi sema oldu.  Milletin yüreğine bir onulmaz yara açtı.  Hun mübareği bir feyzi manevi ile şecereyi devlete ab ve tab verdi ki, büyüklüğüne her dem sitayiş ziyasına mersiye kesan.  İşte imam elmisalemin bu sahrada ceddi şehit gibi topraklara yüz sürerek bu millet için bu vatan için dualar ediyor.  O dualar makbuldür.  O dualar doğruca icabetğah hakka varır.  Çünkü saf bir kalbin, saf duasıdır.

     Biz o sahrayı muazzama da kurulan minbere (minberi meşrutiyet) diyoruz.  O minber dini islamın taaliyesine bir şahidi ulvi olduğu gibi meşrutiyetin İslamlığa, Osmanlılığa, vatana ne derece feyiz bahş olduğunu ispat eden bir delili semavi şeklinde görünüyor.  Eğer meşrutiyet olmasaydı biz bu tarihi günleri, bu güzel saatleri görecek mi idik?

Sayfa: 1348

     Muhterem Osmanlı!  Burada biraz tevakkuf et.  Vicdanından bir seda geliyor, diyor ki:  (senden donanma için ayda kırk para istedikleri zaman teşebbüs edilen işle, kullanılan vasıta arasındaki farkı düşünerek kalbinde bir ukdeyi tereddüt vardı.  İşte şimdi bak, sırf senin onluklarınla, kuruşlarınla deniz üzerinde iki zırhlı, dört torpido geziniyor.  Bunun yedincisi, sekizincisi var.  Cenabı padişahın mevakib şahanesi bahri sefidi, azametle, heybetle yararken o zırhlıların senin kuruşçuklarından mürekkep bir kitleyi hamiyet olduğunu unutma!

     Sana büyük padişah büyük bir misal ibraz buyurdu.  Cemiyetimiz için, bütün millet için ebedi sermayeyi mefharet olduğu üzere merkez umumi heyeti idare reisi Şefik bey huzur padişahı da şerefyab mesule nail olduğu sırada padişahımız:

     _cemiyetinizin semereyi hamiyeti olan zırhlıda bulunuyorum.

     Kelamı şahanesiyle donanmanın ihyası emir azminde hattıhareketini irade buyurmuşlardır.  

     Üç sene evvel çürümüş bir kütleden ibaret duran Osmanlı donanmasının hali hazırı milletlerin, itimatla, gayretle, fedakârlıkla yapacağı işlere demir kadar kuvvetli, top kadar muhib bir delil değimlidir?)

     Yalnız biz gayret etmiyoruz.  Bizim gayretimiz, bizim fedakârlığımız başkaları için de vesileyi intibah oluyor.  Meşhur Rus generali <<Sakridlof>> geçen ay hiç durmamış, muttasıl Karadeniz filosundan, esbabı tezayidinden bahis eylemiştir.  Bu fikir şahsi olmaktan çıkarak komşumuzun programı meyanına girdiği ceraid yevmiye de görülen telgrafnamelerden anlaşıldı.  Çünkü Rusya, Karadeniz filosunu dört dretnot ile takviyeye karar vermiş, çalışıyor.  Mecmua, siyaset rûzmerreye müdahale etmez.  Fakat her zaman tekrar ettiği veçhe ile <<donanmanın bundan da hisseyi istifadesi vardır.  Onun için şu hadiseyi, şu gayreti sahifeleri arasına kayıt ederek milleti intibaha davet eder.  Mecmua unutmaz ki, Avusturya ve Macaristan gibi sahili varlığa nispet, yok denilecek derecede az olan bir hükümette ilk dretnotunu denize indirdi.

     Bizim gibi cihanın üç kıtasında binlerce mil imtidadında sahile malik olan bir millet eli boş duracak mı?

Sayfa: 1349

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ SARIYER ŞUBE HEYETİ

1 – REİS GAYYUR RACİ EFENDİ.  2 – AZA ALİ BEY.  3 – AZA HAKKI EFENDİ.

 VEFAYI HAZİRE MÜNASEBETİYLE:  FAS  ŞEHRİNİN MANZARAYI UMUMİSİ.

 MAMURETÜLAZİZ VALİLİĞİNDEN MÜTEKAİD HACI HALİT BEY EFENDİ.

 AKVİRAN KARİYESİ AHALİYİ HAMİYETDANENİN KONYA ŞUBESİNE DEVELERLE İANE GETİRDİKLERİNİ İRAE EDER RESİMDİR.

 KRALİÇE WİCKTORİA HEYKELİNİN RESMİ KÜŞADI.

( 69 ) SEFERİ HATIRATINDAN

     Hatıratına müracaat eden herkes, az çok tahattür eder.  Daha iyice yakın zamana kadar halicin miyah rakidi üzerinde azimet sabıkayı bahriyemizin eslâfdan ihlâka intikal eden bir abidesi şeklinde durur.  O zaman desti zalim ile son nefes inkırazını vermekte bulunan Osmanlı donanmasının o hali elem averine bakarak, lisanı hal ile müsebbiblerine lanet okurdu: 

_Mahmudiye

     Küçüklüğümüzde bu ismin seher akin bir tesiri vardı.  Ezhân masumeye Hayber, kan kaleleri münâki nakıs olunurken nihayette ( Mahmutdiye ) nin Sivastopol önündeki muvaffakiyeti zikir olunurdu.  Bizde şücan eslafın yad mefahiri en mukaddes bir vazife, gibi taliki olunur ki, takdir ulviyetteki bu his asıl, icabet asır ile bitişik ufaklarımızdan büyüklerimize kadar mefahir maliye usul müstehasına ile talim edilse <<terbiyeyi milliye>> noksanını pek çabuk telafi ederiz.

     İşte bilmem kaç ambarlı Mahmudiyenin kendisine, teknesine bile harika adet isnat edecek kadar avamda yerleşen fikri taktir, geminin fesih olunması üzerine büyük bir his teessüfe mütekallib olmuş, hakkında nice hurafeler uydurulmuş idi.  hakikatte teknesinden ziyade gemicilerinde keramet bulunan Mahmudiyenin münakibi Kırım seferi hatıratını yazan muharririn ecnebiyenin kalem taktirinden geçmiştir.  Yine hatıratınıza müracaat edin:

     Sivastopol kelimesi bütün Osmanlılık üzerine hema alud bir raşe verecek kadar büyüktür, zalim mahlû:  onu bile meg ettirmiş,

<<Sivastopol önünde batan gemiler>>

Şarkısı gibi ruh milletten gelen bir nağmeyi de çaldırtmamış, o hatırayı zaferi de öldürmek istemiş idi.  Sivastopol un hatırayı zaferi <<Moskof>> elinde olaydı, böyle bir mevt nahakça mahkûm olabilirdi.  Fakat takip eden bir hezimetin, Osmanlılığın reyan teceddüdünde bahar inkişafında şanlı bir muzafferiyete tebeddülünden, senelere varan yeisin, her evde bir hatırayı elimesi bulunan Rus seferlerinin neticesinden ihlafa yadigâr kalan Sivastopol dan bize bir şema bırakmalı idiler.  İlk nizam askerinin ilk zaferinden o nağme olsun yadigâr kalmalı idi.

     Dahası: Sinop yanmış, oradaki filodan yalnız bir tek sefine kurtularak düşmanın kaleleri arasında koşarak, su üzerinde

Sayfa: 1381

 yüzen şühedanın ecsad mübarekesini yazarak İstanbul’a erişmiş, Çeşme ile Navarine bir üçüncü daha ilave edildiği, Sinop ticaret limanında yatan Osmanlı donanmasının Rusya tarafından tahrip olunduğu haberini İstanbul’a iblağ eylemiş idi.  Sinop faciasının fen harbi bahri noktayı nazarından elbette hedef mevahze olacak müsebbipleri vardır.  Fakat bir de saikını düşünelim ki o saik Çeşme, Navarin isminde iki cingardır ve adüvatıı tarih aleme yadigâr bıraktı. . .

     Her ne ise işte bu üçüncü yara, sineyi millette kanarken (Meçnikof) çoktan Rusya ya dönmüş Mareşal (Paskiyeviç) kumandasındaki Rus ordusu memleketine istila eylemişti. 

     (estitrât – Sinop’ta mahvolan donanmamız Osman paşanın kumandasında 7 firkateyn ve 3 kuruvetten ibaret olup o tarihte

 SİVASTOPOL MUHAREBESİNDE MAHMUDİYE SEFİNESİ KUMANDANLIĞINDAN NAZARETİ BAHRİYE YE İRTİKA EDEN ATEŞ MAHMUT PAŞA TERCÜMEYİ HALİ ESERİ MÜTEHİREDE MEVCUT İSE DE EFAL ATEŞİN VATANPERVERANESİYLE MÜTENASİP OLMADIĞINDAN MAHDUM ALAYLARI BAHRİYE NAZIRI ESKİ ARİF HÜKÜMET PAŞANIN HİMMETLERİ MÜNTAZIRDIR.

henüz yeni görünmeye başlayan iki de vapur vardı.  Amiral Nahimof ise Batu’ma erzak götürmek ve Kafkasya ahalisini ikdar eylemek vazifesiyle mükellef bulunan bu donanmayı takip eğliyordu.  Sinop limanına sığınmak gibi bir hata ile o filo mahvoldu.  Gitti. . . )

     Avrupa tehlikenin nereden geleceğini anlamış, Fransa, İngiltere donanmaları İstanbul’a oradan Karadeniz’e girmiş idi.  işte bu sırada haliçte bulunan Osmanlı donanması da Fransa ve İngiltere filoları ile teşriki mesai etti.  Erbabının beyanı üzerine düveli müttefike filoları içinde Mahmudiye sefinesi her cihetle temayüz etmiş idi.  o kadar ki bu güzel sefine süvarisi ateş Mahmut beyi – ki o zaman henüz otuz yaşlarında bir genç idi – İngiliz amirali layık görmemiş, sefineyi ziyaret ettiği zaman biraz istifafkarane hareket eylemiş idi.  avdette ateş Mahmut beyin elini sıkarak sefineye bihakkın ehil olduğunu tastık eyledi.

     Hakikat, Sivastopol muharebesi tarihi harpte emsaline pek nadir tesadüf olunan muharebelerdendir.  Serdar Ekrem Umur paşa Romanya dan Kırıma geçmiş, hattı muhasara sıkıştırılmış idi.  Maksadımız Sivastopol un, sonra Kırım seferinin tarihçesini yazmak olsaydı, burada o kanlı uğraşları yazardık.  Düveli müttefike ordusu karadan Sivastopolu tazyik ederken sefain müttefike de

Sayfa: 1382

Sivastopol pişğahında idi.  donanmanın nakliyatta, büyük, büyük, hizmetleri görüldü. 

     Biz bu satırları yazarken ateş Mahmut beyi okumuyoruz.  Ateş Mahmut Bey cidden ateş gibi bir kumandan imiş.  Öyle hatırımızda kaldı ki kendisi naire olduğu gibi bihakkın ihraz ettiği nezaret bahriyede esaslı ıslahata muvaffak oldu.  Bir buçuk iki sene kadar nezaret mezkürede bulunduğu malumdur. 

     Kırım muharebesi layıkıyla tetkik olunursa donanmanın hizmeti ne derece büyük olduğu anlaşılır.  Henüz birkaç senelik bir hayat ıslahata mazhar olan Osmanlı kuvveyi harbiye sinin cüzi bir kısmını onların Sinop’ta feda ettikten sonra Karadeniz de düveli müttefike donanmalarından geri kalmadı.  Belki onların fevkinde hizmetler gördü.  Faraza ateş Mahmut Bey namdar emira Avrupalıların hassaten inkar takdirini celp etti.

     Ateş Mahmut paşa gibi kumandanların teracim ahvali layıkıyla bilinmelidir ki, fedakaran hamiyet ve hizmetin münakibine layıkıyla vakıf olsun.  Biz bunu onun necilinden sonra da erbabı ihtisastan bekleriz.  Kırım bir seferinin nikat siyasiyesini yazan kalemler bulunuyor.  Daima tekrar ettiğim veçhe ile Hayrettin Bey bir eseri azim ve mükemmel vücuda getiriyorlar.  Fakat seferin biri, bahri iki ciheti hakkında bu iki kısımda haizi ihtisas olanların deriğ himmet etmemeleri muntazırdır.  İtiraf etmelidir ki, biz de şimdiye kadar esfarı bahriye hakkındaki malumat pek noksan kalmıştır.  Elimizdeki mevcut eserler, bizi hiçbir zaman tatmin edemez. 

 BU RESİM NİSANIN DÖRDÜNCÜ GÜNÜ KADIKÖYÜNDE İTTİHAT ESPOR KULUBÜNDE İCRA OLUNAN AVCILAR MUSABAKASINDA BİRİNCİLİĞİ İHRAZ EDİP MUVAAT MÜKÂFATI ALMAĞA MUVAFFAK OLAN ATEŞ MAHMUT PAŞA AHFADINDAN TURGUT REİS SUVARİSİ BİNBAŞI ARİF BEYİN MAHDUMU 9 YAŞINDA MAHMUT ALİ ARİF BEY OLUP SİLAH İSTİMALİNE FEKALADE KABİLİYETİ OLAN BU MİNİ MİNİ TÜRK YAVRUSUNUN CEDDİ GİBİ İSTİKBALDE BİR ASKER OLACAK VATANA HİZMET ETMESİNİ TEMENNİ EYLERİZ.

     Bakılırsa 69 seferi en ziyade bize taalluk ettiği halde bunun hakkında en ziyade cahil kalan da yine biz olmuşuz.  Bir zamanlar merak ettik.  Kırım seferi hakkında hatırat, meşhûdat, jurnali kabilinden bizim gibi bir acizin eline Fransızca on kadar eser geçti.  Hatta imparator Alexandır’ın bile bu sefer

Sayfa: 1383

hakkında hatıratı vardır.  Meşhur Messimer de galiba bir derginin hatıratı unvanıyla bu seferden bahis eylemiştir.  Yani şurasını söylemek istiyoruz ki Kırım seferi gibi bize Avrupa halkı siyasiyesine ithal eden bir harbi mühim hakkına hiçbir şey bilmiyoruz.

     Donanma mecmuasına esfar bahriyeyi osmaniyemiz, meşhur kumandanlarımız hakkında yazı yazan erbabı kaleme, eshab irfan ve ihtisasa hassaten arzı şükran eylemeği kendimiz için bir vecibe biliriz.  Çünkü bizim için adeta mechulattan olan nice vakayı isimlerini şöyle böyle işittiğimiz nice ibrazı gazatı tanitdırmışlardır.  Şimdi himmet yine onlarındır.  Sinop faciasından başlayarak Kırım seferinde donanmanın hizmetini bize bildirmelidirler.  Aşikâr bir hakikat var ise o da bizim noktayı nazarımıza göre vesaiken fakdaniyedir.  Nice rical mensiye vardır ki o seferin kahramanıdırlar.

     Nasıl feryat etmeyelim ki biz tarihe muhtacız.

G. K.

Sayfa: 1384

 FAS ŞEHRİNİN MANZARAYI UMUMİYESİ.

 DEUTSCHLAND SİSTEMİNDEKİ TAYYARE

 İNGİLTERENİN TANDERER NAMINDA EN SON ZIRHLISI.

BU SEFİNEY HARBİYE KANUNEVVELDE DENİZE İNDİRİLDİĞİ CİHETLE EN YENİ TERTİBATI CEMİ OLUP 580 KADEM TUL 82 ½ KADEM ARZINDA 27 ½ KADEM SU ÇEKER MAYİ MAHRECİ 22680 TONDUR.  13,5 PUSLUK ON VE 4 PUSLUK YİRMİ TOPU 21 PUSLUK 3 TORPİDO KOVANINA HAMİLDİR.  MAKİNASI 27000 BEYGİR KUVVETİNDE OLUP SEFİNEYE 22 NOT DERECESİNDE BİR SÜRAT MÜTHİŞE VERİR.  İNŞAATI 1912 ANCAK İKMALİ OLUNABİLECEKTİR.

 İNGİLTERENİN <<MOON ARCH>> ZIRHLISI

1909 SENESİNDE İNŞASINA BAŞLANIP BU KERE DENİZE TEZİL EDİLEN BU ZIRHLI DRITNOT SİSTEMİNDE 26360 TON HACMİNDEDİR VE DÜNYANIN EN MÜTHİŞ SEFİNEYİ HARBİYESİDİR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.