DONANMA MECMUASI 34 – 35 / Ocak – Aralık.1912

DONANMA MECMUASI 34 – 35

O-169_0651       Numara 34 – 35                                                                                   kanunuevvel – kanunusani 1328

O-169_0652

Muhterem karîlere arz-ı i’tizâr

     Gaileyi hazıreyi harb dolayısıyla memleketin her şubeyi faaliyet ve meşgulüne târi (ani) olan ve vakfeyi (durak) sükûndan <<donanma mecmuası>>nın hâdimin maddiye ve maneviyesi de hissedar oldukları için mecmuamızın Kânunuevvel ve Sani nüshaları yevm-i muayyen ve muvâadında (sözünde) intişar edemedi.  Bu kadar mübrem bir maniyi mazeret iştimalin (içine alma) huzurunda layık-ı af görüleceğini <donanma mecmuası> muhterem karîlerinden rica ve ümit ederek telâfî-i mâ-fât (kaybolanın telafisi) etmiş olmak için bu otuz dördüncü nüshaya Kânunuevvel ve Kânunusani aylarının nüshayı müşterekesi olmak ve Türkçe kısmı dört formaya baliğ bulunmak suretiyle neşir ediyoruz.  Şubat ayından itibaren mecmuanın intişarı mutardine (deveran) sekte iras (verme) edilmeyeceği sureti katiyyede temin ve ilan olunur.

O-169_0653

  SADRAZAM MAHMUD ŞEVKET PAŞA HAZRETLERİ

Şahsı maneviyi devletin dimağı müslihin (düzenleyici)

EBUZZİYA TEVFİK BEY MERHUM

Ve

NAMIK KEMÂLİN İRTİHALİ SANİSİ

     Şahs-ı nezihinde na’ş-ı mağfur kemâli inzar ve efkarımla, kalp ve ruhumla daima ziyaret ve rü’yet ettiğim Tevfik bey merhumun irtihaliyle edebiyetın büyük bir kalemi toprağa atılmış oluyor.  Kılıç gibi parlaklığına keskinliği keskinliğine istikameti munzamm bir kalem.  Top gibi velvelesi kahr-ı hasm eden, dumanları işrak şumûs etmek hususunda sahibi rahmete benzeyen, ateşleri arazlı yakan ve esfâyı edebi ısıdan bir kalem.

     Kemal, irticalından (düşünmeden söyleyiş) sonra Ebuzziya merhumun şahsı ve kaleminde yaşadı.  Bu gün ise Kemal ile Ebuzziya nasır azamımız Süleyman Nazif beyin kaleminde ve şahsında yaşıyor.

     Allah o iki merhumun şahısları değil eserleri kadar Süleyman Nazif’i mamur etsin. 

     Şinasi mektebinin – bugün arkasında tilmiz (talebe) namına üç yüz lira nurani binlerle genci terk eden – bu büyük telmizi, büyük Ebuzziya meğer Abdülhamit’in zulmünden politikanın amal-i ihtiraskaranesine kurban olmak için korkulmuş! 

     Kemâl’in ve cari uhrevisi Süleyman paşanın bakiyeyi naşiyle ruh bakileri bu irtihali elim önünde – Rumeli’nin ziyaından sonra – ikinci defa olarak bir kere daha titremiştir!.

     Ebuzziya merhumun Osmanlı gençlerine ettiği hizmet Abdülhamit’in kapılarını açıp hocalarının ağızlarını kapadığı mektuplardan daha ziyadedir.  Şinasi’yi, Ziya paşayı, Kemal ve Ebuzziya’yı bize <matbaayı Ebuzziya> tanıttı.  Binaenaleyh Yıldız Sarayı erbabı hamiyeti nafi ettiği gibi devri sabıkta <matbaayı Ebuzziya>yı da nafi ve icla etmişti.  <<matbaayı Ebuzziya>>nın demir harfini Bulgarların ve Rusların memiyi inkiraz fermasından daha mahuf gören o zamanın padişahı <matbaa>yı hak ile yeksan etmiş alet ve edevatını sahib,  sahib kemalatı ile beraber nefi etmiştir.

     Mamafih gayz ve adavetini taşlara, demirlere hülasa cemadat’a kadar teşmil etmek şanı zalimanesinden olan öyle bir devirde Ebuzziya bey efendi merhumun muhafazayı hayat edebilip de ancak sakıt kabinenin zamanında kurbanı masum şedad olması, yüzünde zahiren gözlerinin bebeğinden başka hiçbir yeri siyah olmayan <<pir rûşen zahir siyaset>>in bütün nasiyeyi hüviyetini bir şaibeyi siyaha

Sayfa: 466

kalb eylemiştir;  Binaenaleyh Ebuzziya merhumun naşıyla beraber o pür rûşen zahirinde hüviyeti bugün zir zemindedir.  Yolunda serd telhifat etmek ister idi isek de necat-i vatan namına susalım. 

     Ebuzziya dahi değilse bile bir zatı mütedehhi idi.  vakıa Kemal ile ziyada ne muntazam bir mübadi-i ulûm tedrisatı nede bir meslek ihtisası malûmatı görmemişlerdi.  Ancak ikisi de şark ve garbın ümmehât asarını okuyup anlamaya kâfi derecede birkaç lisanın vâkıf-ı gavâmızı idiler.  İstanbul da bulundukları müddetçe birçok müellefat muazzama ile Paris’te yaşadıkları zamanda birçok azim müellifin ile temasta bulundular.  Binaenaleyh edebiyatımıza ifâza ettikleri ruh o iki ölüye çok görülmez.  Hâlbuki Tevfik Bey Efendi merhum böyle değildi.  O bir muhit-i akim ve sakim içinde yaşadığı halde bugün edebiyatta bir eseri azim sahibi oldu. 

     Makalemin unvanına bir manayı garip atıf edilmesin.  Ebuzziya Tevfik Bey öldüğü için bugün Kemalin medfeni müftekir fatihadır.  Cenabı hak merhumun – mektebi hukukta refikayı tahsilim oldukları halde şerefyabı maarifleri olamadığım – iki mahdum mafidi bey efendiyi muammer buyursun, âmin. 

Selim Adnan

Sayfa: 467 

           O-169_0656

  NİL MUHAREBEYİ BAHRİYESİ

O-169_0657 Bir irfanı azim ile bir vicdan sahihin muvad telakisi

Başkumandan vekili İzzet paşa hazretleri

O-169_0660 Hariciye nazırı prens Sait Halim Paşa

O-169_0661 Bahriye nazırı Çürük sulu Mahmut paşa

TESİRAT-I EDEBİYYE

             O-169_0670          ADLİYE NAZIRI VE EVKAF NAZIRI VEKİLİ İBRAHİM BEY

O-169_0671 DÂHİLİYE NAZIRI HACI ADİL BEY

OSMANLI BAHRİYESİNİN ESBABI SUKUTU

O-169_0674 NAFİA NAZIRI BİSARYA EFENDİ

O-169_0675

ZİRAAT NAZIRI CALAL BEY

O-169_0678 ŞİNASI MEKTEBİNDEKİ BABI FUAT VE FÜYUZATIN BİR CENAH MENDERESİ

EBUZZİYA TEVFİK BEY MERHUM

KITA

NA’ĞAH EBUZZİYA DA GİTTİ

CEVHER GİBİ BİR DÜŞÜR BU TARİH

DERĞAH BÜLEND KABİR YA YA

HAK RAHMET EDE EBUZZİYA’YA

Üsküdarlı Talat……………1331

  O-169_0679NESLİ HAZIRIN NASİBİ ATİDEN MAHK BİR TALİBİ

Ey vatandaş!

RİZAYI İLAHİYİ VE HOŞNUDU NEBİ TAHSİL ETMEK İSTERSEN BİZE MÜKEMMEL DONANMA YAP.

YOKSA BİZİM GİBİ MASUMLARIN YİNE BİZİM KADAR MASUM İNTİKAMINI ALLAH SENDEN ALIR.

BAHRİYE ve BAHRİYEMİZ

OSMANLI BAHRİYESİ:

     Dünyanın ilk gemisi kütük, tekne, sal idi.  bu ise görüşeceğimiz yıldan binlerle yıl önce idi.  bahriyemizin kuruluşu pek derin, pek geniş düşünce, onun mükemmel düzen, her yanı düşünülüp danışılmış kanun üzerine idi.         O-169_0684                VATANA ŞİMDİLİK MALINI FEDA EDEN, İLERİDE CANI FEDA EYLEYECEK OLAN MERT BİR NÂSIYE

Bu muhterem genç mal-ı münferidi olan evini müdafaayı milliye cemiyeti vasıtasıyla millete teberru ve takdim eden Kuleli mektebi i’dâdisi talebesinden Mehmet Tevfik Bey efendidir.

İşte, bununla öğünelim.

     Ülkesinin Asya’daki kadar Avrupa’da büyüdüğünü gören o cenk arı (Yıldırım) iki parça toprağı birleştirmek için (Gelibolu) da bir tersane, harp mendireği, yağlama, mermet çekekleri yaptırdı.  Tersane garbi diye ayrıca bir sınıf açtı.  O yıllarda her yerde bahriye daha ordunun bir kolu gibi iken düzenlerine ayrıca kanun koydu. 

O-169_0685

 ZEMİNİ SEMAYA, BEŞERİYETİ ULÛHİYYETE YÜKSELTEN BİR SİNE-İ NURANİ

Edirne’de Sultan Selim camiinin haremi

Gelibolu, Biga sancaklarının gelirini buna çevirdi, bir filo çıkardı.  İşte ilk bahriye, işte ilk donanma.  O harp mendireğinin ilk taşı bahriyemizin başlangıcıdır.  Bu günkü silaha göre boğaz dardır.  O yıllarda boğaz şimdikinin on misli geniş idi.  İki toprağımızı bağlamak için bir donanmamız olmalı idi.  bu

Sayfa: 497

Filo Aynaz önlerine kadar uzar, az çok sularımızı kurtardı.

     Rahmetlinin başına Timur ile cenk gibi büyük bir gürültü geldi. 

     On bir yıl devlet hemen padişahsız kaldı.  (Çelebi Sultan Mehmet)in bütün günü o on bir yıllık kırığı döküğü toplamak, onun temalını pekiştirmekle geçti.  Yıldırımın kurduğu duruyor ancak ilerletilemiyordu.   İkinci Sultan Murat’ın padişahlığı babasınınkinden pekiyi, pek duru geçmedi.  Varna seferine gitmek için Anadolu askeriyle iki boğaza indi, ikisini de kesilmiş buldu.  Yalvarma, etek dolusu para ile <Foça>lı Ceneviz kalyonlarıyla karşı geçebildi.  Kim bilir rahmetli o gün ne derin bir <<ah>> çekmiştir.  İş bitip dönüşünde Ceneviz Mauna şirketinin Foça ocağını dağıtmışsa da ah bununla çıkmaz.  Zavallı çıkaramadı.  Oğluna kaldı.  Fatih donanma yaptırır yaptırmaz babasının ahını çıkardı.  Devletin o büyük eksiğini tamamladı. 

     Bahriye müverriha “hacı Halife Kâtip Çelebi”  tuhaf-el-kibarında bu filo için rivayet eden bir iki cengi olmuş tutmuyor tarihine Fatihin donanmasının İstanbul fethinden sonraki seferleriyle başlıyor.  Yine de öyledir.

Safvet

Sayfa: 498

TARİHİ MÜŞÂHEBET

Adalara ait

     Gerek İtalya harbi, gerek Balkan harbi esnasında olduğu gibi kalayı Sultâniyye boğazının düşman donanması tarafından abluka edilerek muvâredat (gelen şeyler) ticariye ve sevkiyat-ı askeriyemizin bu sübûtun münkatı olması ilk defa değildir.  Bir zaman İngiltere kanalını sed edecek, Cebelitarık boğazını bütün düveli Hirıstiyaniye sefainine umumi bir tuzak haline getirecek cüretler göstermiş olan Türkler için i’tirâfı ne kadar elim olursa olsun Girit muharebatının epeyce bir kısmı esnasında Çanakkale boğazı Osmanlı bahriyesinin nâ-ehiller elinde düştüğü perişaniyeden bilistifade Venedik ve müttefiki hükümetlerin kuvveyi Harbiyeleriyle senelerce hasr-ı tazyik olunmasına, bunun başlıca sebebi ise Osmanlıları Girit’te dövüşen milletdaşlarına cephane, silah, erzak ve asker irsalinden mani eylemek maksadından ibaret bulunmuştu.  Bizim için bir takım elim hatırat harbiye’yi ihtiva etmekle beraber şurası şayanı hayret ve ibrettir ki;  Bu koca Osmanlı hükümeti, Osmanlı milleti her sene Çanakkale’de faik maharet ve kuvvette düşmanlarına karşı elli altmış sefine kayıp ettiği, kanlı muvaffakıyetsizliklere duçar olduğu halde ruh faaliyet ve gayretine zerre kadar kesel (tembellik) ve fütur gelmemiş, bahriyemizin o devreyi tedennisinde (gerileme) bile bir baharda mahvolan koca donanma, birçok erzak ve mühimmat sefaini yerine kışın bin gaile dâhiliyeye rağmen daha kuvvetlileri meydana getirilip Çanakkale’den çıkarılmağa teşebbüs olunmuştur.   Bu devir bence bu çehreyi gayuru ile mütemayizdir.  Fransa ihtilâlında Fransızların bütün harici ve dâhili muhacemata (hücumlara), kasıtlara karşı gösterdikleri mücadele hayatiye yi takdir edenler – velev ki fen ve mesleğe muvaffak olmasın – o devreyi igtişâşada (kargaşa) hükümetin Girit harbini idarede gösterdiği gayreti tahsin (takdir) etmeleri lazım gelir.  Eğer bu hususta edilen fedakârlıkları, dökülen kanları, âdemi muvaffakıyetlere karşı mahûf (korkunç) bir esrar ile tekrar bitekrar

Sayfa: 499

Başlamaları göz önüne getirir isek koca Türkiye’nin her belaya, her anarşiye, her muharebeye ilaveten Girit fethinde devam ve Akdeniz adalarındaki hâkimiyetini muhafaza için senelerce idare ettiği bu mücadelenin muhabbeti, dehşeti karşısında mebhut (şaşkın) olur ve büyük ibretler alabiliriz.

     Garip bir tesadüf tarihi olmak üzere Girit’in fethiyle uğraşıldığı uzun seneler esnasında bir aralık faal, müthiş bir kumandanın idea maharetine tevdi edilmiş olan Venedik

                        O-169_0689

EDİRNEDE SULTAN SELİM CAMİİNİN AVLUSU

Donanması <<bu donanma meyanında papa hükümeti ile Fransa’nın ve sair küçük cemahiri bahriyenin de gemileri bulunuyordu>>.  Sakız’ı, Midilli’yi, Bozca adayı ele geçirmişti. 

     Daha doğrusu vaziyeti mütekabile biraz evvel Yunan hükümeti ile aramızdaki vaziyeti müşabehet (benzeyiş) kilye (böbrek taşı) hâsıl eylemişti.  On birinci asır hicrinin nısfı ahirine doğru mümtedd (uzayan) olan bu mücadelatı bahriye Osmanlı bahriye tarihine Barbaroslar, Turgutlar, Kılıç Aliler gibi parlak, büyük

Sayfa:  500

 O-169_0690                     amiraller hediye etmezlerse de kavim kalesinden Giritin Kılıç burnuna, İskenderiye, Trablus yalılarına kadar mümtedd olan mai, coşkun Akdeniz sularına ruh milliyedeki feveranı kahramanıyı, atışanıyı (susuz) teşebbüs ve fiiliyatı a’lam eden bir çok kanlı vakayı müteferrika destanları yazılmış olduğuna şüphe yoktur.  Bu cümleden olarak nadiren dost ıttılamıza geçen bazı hadisatı harbiye vardır ki;  Bunları çocuklarımıza babalarımızın nasıl adamlar olduğunu öğretmek için kıraat kitaplarımıza her milletden müfteharane koyabiliriz.

     1066 senesinde Venedik donanması boğaz istihkamatının topları altında kaptanı derya Kenan paşa kumandasındaki donanmamızı – gemiciliğe ve deniz harbine dair hiçbir şey bilmediğimizden dolayı – müthiş bir surette mağlup edip üç paşa gemisi on kadırga ve yedi kalyonumuzu zapt ve

Onbeş kadırga ile iki mavna, yirmi kalitemizi ihrak (yakma) eyledikten sonra *1* doğruca Bozca adaya azimetle tıpkı şimdiki gibi hesapsız bulduğu adayı on dokuz gün muhasara ile zapt etmişti.  Müteakiben Midilliye de hücum edip zapt etti. 

     Bu büyük darbe devlette adaların yine bu sene düşmandan istirdadı (geri alma) teşebbüsünde bulunmak için takat bırakmamıştı.  Zaten o zamanlar derya mevsimlerinin mahdudiyeti, seyir sefainin müşkülatı gibi ahval buna mani idi. 

     1067 senesinde Girit’e erzak ve asker sevki, düşmanın istila ettiği adaların istirdadı maksadıyla büyük bir himmetle ihzar olunan kuvveyi bahriyemiz bazı mütalata mebni iki filoya ayrılmak icap etmiş idi.  Osmanlılar Girit’teki askere

*1* – bu vakada düşmanın eline büyük küçük yetmiş pare teknemizin geçtiği mervidir.


 
Edirne muhafızı muazzamanın kalbi ve irfanıyla

düşadüş uluvet bir abide

     sayfa: 501             O-169_0691            KURÛN-I VUSTÂ (ortaçağ 395 – 1453) YİRMİNCİ ASIRA RABT EDEN BİR ZİNCİRİ TEMADİNİN RESMİ TEMDİDİ

İstanbulu galataya bağlayan yeni köprünün resmi küşadı

Sayfa: 502

İmdat ve mühimmat sevkini en mühim gördüklerinden ayırdıkları otuz altı kalite ve kadırga (yani şimdiki zırhlı ve muhafazalı kruvazörler) dört pare mavna (kalyon kuvvetinde ağır, kuvvetli hattı harp sefineleri) ya seçme levent ve yeniçeri askeri koydular.  Adeta o meş’ûm (konservatıv) meşrebimize nasılsa muhalefete cüret ederek cemazeyilevvelinin yirmi sekizinci ve martın üçüncü günü havanın fırtına ve soğuk olmasına bakmaksızın kaptanıderya topal Mehmet paşa kumandasında Bahri Sefid’e çıkardılar.  Bu musaraattan mukassır (kasti yapılmayan)  Venedik             O-169_0692     BİR SUKUT-U SUUD NAME

BİR ŞEHİDİN REŞİT PAŞA VAPURUNDAN SANDALA TENZİLİ

Donanması baharın, muvafık havaların haluleyle beraber artık adet olduğu veçhile boğazı kapamadan evvel ne olursa olsun geride mühimmatı, askeri yetiştirebilmek idi.  filhakika beş altı ay evvelki mağlubiyet müthişeden sonra, Osmanlılar tali harbe emniyet edemiyor, daha doğrusu her yerde olduğu gibi canlarını feda etmekten değil Girit’te son derece sıkışmış olan muharibin Osmaniye ye erzak ve mühimmatı götürememek endişesiyle titriyordu. 

     Mart fırtınaları önünde Rodos’u boylamış

Sayfa: 503

Olan bu filo oralarda uğraşırken iki Malta kalyonundan birini firara icbar etmiş, diğerini gark eylemeğe muvaffak olmuş, bu cümleden olarak Rodos sularında dahi birkaç korsan sefinesi zapt etmişti.  Ancak icraatı bundan ibaret kaldı.  Venedik donanması o sulara bilâ perva inip Sakıza geçmiş, orada Mısırdan gelen erzak hamuleli on sekiz tüccar gemimizle Cezayir’den donanmaya imdat için gelen sekiz kalyondan üçünü zapt ve dördünü gark eylemişti.         O-169_0693               SİNEYİ SİYÂNETİNE ÖLÜLERİ, MECRUHLARI BASAN VE HİLAL-İ AHMERDEN MÜTEŞEKKİL

OLAN BİR ASUMANI İNSANİYET

Reşit Paşa vapurunda hilal-i ahmer heyetiyle bir şehit ve iki mecruh

          İstanbul’da ise Köprülü merhumun ruh ateşini bütün imkânsızlıklara, talihsizliklere, liyakatsizliklere karşı müthiş bir azim ve iradeyle çalışıyor.  Adeta devrin perişanı müstesnasına bir insicamı seher engiz vermek istimdadı gösteriyordu.

     Tarihe zerrin mezarlar bina etmeğe liyakat kesp eden büyük adamlar hep böyle imkânsızlıklar, vasıtasızlıklar, harabiler içinde ispatı vücut etmiş, adeta muhiti, zamanı değiştirmiş, pest (alçak),

Sayfa: 504

Karin (yakın) yeis ve hazelan ruhların üzerinde böyle yükselmişlerdir.

     1067 Şabanının o ahirinde boğaza müteveccihen hareket eden ikinci Osmanlı donanması – kaptan vekili Şemsi Paşa kumandasında – on dokuz kalyon, on mavna, otuz kalıta ve bir baştardan mürekkep iki bin yeniçeri ile iki bin serdengeçtiyi hamil idi.  Şevvalin beşinci günü serdar kale Sultaniye sahilinde karargâh tutmuş olan Köprülünün inzarı ateşini altında Venediklilerle harbe giren bu donanma yine maharetsizliğin,         O-169_0694                RUHU UMMANI GUFRANDA CESEDİ DERYAYI MADİDE YÜZEN BİR ŞEHİT

Reşitpaşa vapurunun anbarinda şühedayı harpten biri

İntizamsızlık yüzünden bozuldu.  Ancak Köprülü güya kuvveyi maneviyesiyle dalgaları geçiyor, kopan azabı dikmeğe, çatlayan kalpleri ihyaya çalışıyordu.  Mamafih artık havf ve muhacemat (korku ve hücum) iddiadan baştankara etmiş Osmanlı teknelerini muzaffer Venedik teknelerinin pençesinden kurtarmak müşkülenmiş bir anda idi ki;  Bir mucizeyi harbiye zuhur etti.  Sanki tesadüf Köprülü merhumun gayret muhibesi karşısında nihayet mağlup ve meftun olmuştu.  Sahil istihkamatından Kara Mehmet namında bir topçunun attığı gülle

Sayfa: 505

Venedik kuvveyi bahriyesinin ruhu, umudu olan Amirallerinin numuneyi sanat sefinesini berhava, mûma-ileyhi (sözü geçen) telef etti.  Zaten bu mahir bahriyelinin iradet ve azim ahiniyeni ile iş gören düşman filolarının asabı icraatı gevşedi.  Muzafferiyet ve zayiatlarıyla kanaat eyleyerek boğazda bizim harekâtımızı tarassut etmek üzere altı kalyon bıraktıktan sonra Bozca adaya ricat eylediler.

     Bu hal bir dereceye kadar geçenlerde bizimle Yunan donanmaları

O-169_0695                    1 – REŞİTPAŞA HASTAHANE SEFİNESİ SERTABİBİ BAKTERİYALOG UMUR FUAT BEY EFENDİ.   2 – GELİBOLU SİHHİYE MÜFETTİŞİ DOKTOR NEŞET OSMAN BEY EFENDİ.   3 – HASTAHANE SEFİNESİ TABİB SANİSİ RUSÇUKLU HAKKI BEY EFENDİ.   4 – HASTAHANE SEFİNESİ TABİBİ CEMİL NECİP BEY.   5 – ÇANAKKALE KARANTİNA TABİBİ BEY.   6 – DOKTOR SAİM BEY.   7 – DOKTOR CİHAT BEY

Arasında hâsıl olan vaziyete müşabe idi.

     Bu harpte gemilerdeki kürekçiler, asker perişan olmuş, erzak ve mühimmat tarumar kalmıştı.  Köprülü Mehmet paşa bu dar ve meşum vakitte her şeyin yeniden ihzar edilmesi icap ettiğini pek âlâ anlıyordu.  Bununla beraber Köprülü de pür feveran ve bi-nihaye bir gayret, bir büyüklük, bir faaliyet müthişesi volkanı yanıp taştığından maiyetindeki ordu ile Bozca adanın karşısına eski İstanbul denilen

Sayfa: 506 

mevki ye ordusunu kurmuş, nazarını şimdi galip bir düşmanın donanmasıyla ve mahir askerlerin yaptığı kavi istihkamat ile kendinden ayrılmış olan Bozca adaya dikmişti.

     Filhakika devletin faal ve mahir ellerde müfit olabilecek kuvveyi bahriyesi yok değildi.  Kaptanıderya Topal Mehmet paşa Midilli tarafında ise de İstanbul’dan çıkan filo ile tevhidi harekât etmek üzere boğaza gelmemesi ve dışarıda bir iş görememesi mütalaaları vezir şedide karşı              O-169_0696           1 – hastane sefinesi sertabibi bakteriyolog Ömer Fuat Bey Efendi   2 – hastane sefinesi tabip sanisi Rusçuklu hakkı bey   3 – Hamidiye kruvazör süvarisi Rauf bey   4 – operatör Rasih bey   5 – mariz ayniye mütehassısı Nuri bey   6 – Çanakkale liman reisi Arif bey   7 – mariz azniye ve hançeriye mütehassısı Nuri bey   8 – mariz cildiye mütehassısı İzzet Kamil bey   9 – zırhlı Turgut topçu kumandanı Asaf bey   10 – Çanakkale topçu tabibi Abidin bey  

Kendisini pek ziyade korkutmuş, hatta maiyetindeki donanma ile Cezayir’e  firarı bile şüyu bulmuştu.  Köprülünün nazarı nafizi (delen) bu nakatı pek iyi seçtiğinden kaptana mültefitane bir mektup, hil’at (kaftan) ve para göndermiş, devlet ve milletin bu anda kendisine muhtaç olduğunu ilave ederek Bozca adanın düşmandan istirdadına davet eylemişti.  Mehmet paşanın maiyetindeki kuvvet ise şimdi, Cezayir, Tunus ve Trablus sefainin de iltihakı ile yetmiş parçaya baliğ olduğu gibi, buna mukabil

Sayfa: 507

Düşman donanmasının da o kahraman amirallerini zayi etmeleri üzerine kuvveyi maneviyeleri, denizin mesaib ve müşkülatıyla uğraşmağa

         O-169_0697              Ummanları münkad (boyun eğen) iradeti bir devlete münkad olmayan bir irfan hüruşi

Abdülaziz çavuş efendi hazretleri

hevesleri, hususiyle en fahiş mağlubiyetlerinde dahi kılıçlarını kullanmasını bilen Türklerle bir daha boğuşmağa arzuları kalmamıştı.

Sayfa: 508

     Şimdi Anadolu’dan kara harbinde kullanılacak beş bin güzide askerin tahrir ve tanzimi bitirilmiş olduğundan kaptan paşa bunları otuz üç parça kadırgaya irkab etti.  Zilkadenin on beşinci Cuma ertesi gecesi nısf-el-leyl de adanın Değirmen deresi denilen tarafına çıkardı.  Ertesi günü ve müteakiben sevkiyata germi (kızışmak) verilmiş, düşmanın burada bir suret mahirane vücuda getirilmiş istihkamat ve kalelerini hasar ve tazyike başlamıştı.  Köprülünün azamet ruhu kaleyi sultaniye boğazında böyle düşman donanmasından mafruz bir kuvvetin bulunmasına tahammül edemediğinden pek az müddet sonra yirmi kadırga ve bir azim Osmanî ile giden serdar Hasan paşa kuvveti önünde bunları ricata mecbur etti.  Bu harekâtta öyle bir katiyet, vazıh muvaffakiyet var idi ki, zilkadenin birinci gecesi Midilli önünde mahsurine kuvveyi el zuhur olmak üzere kalan düşman sefaini de cezireyi talana terk edip gitmiş, ada Osmanlıların yeddi galibanesine intikal eylemiştir.

     Şimdi nöbet Midillinin tahlisine gelmişti.  Kaptan Mehmet paşa serdarın seçtiği dört bin beş yüz kişilik bir kuvveyi müntihabeyi tahtı kumandasına alarak Midilliye atladı.  Ancak Midilli hasarının metaneti hücum ile zabtını işgal eylediğinden altmış gün muhasara mümtad olmuş, böylece arzı teslimiyet eylemiştir. 

     Köprülünün bu işten sonra Edirne’ye muvasalatında iltifat şehriyarı ya nailiyetini görüyoruz.  Bazıları belki bu iltifatı fazla addederler.  Lakin hayat akvamı idame ve amel eden mücadelat bi- rahmana ya, masarrat mütemadiye ye hüviyet hakikiyesiyle vakıf olanlar ve tarihimizin bu kısmını iyi anlayanlar Köprülü Mehmet paşa denilen üç dört yüz senelik bir vezirin, bir kara adamının bile kesel (gevşeklik) gelmiş asabı milliye ye ruhundan ne volkanlar boşaltabileceğini, nelere muvaffak olacağını hakkıyla takdir ederler.  Bu husustan gafil olanlar için ise zaten uzamış olan şu makalemizde her yerde mağlup olmuş bir donanma ile Bozca ada ve Midillinin nasıl istirdad olunacağı sanatını öğretebilmek mahaldir.

Göztepe

Ali Rıza Seyfi

Sayfa: 509

O-169_0700

     TOPRAĞI ALÇAKLIĞINDAN KURTARIP SEMAYA BİRAZ YAKLAŞTIRAN MEBÂNÎ-İ MİMARİYE-İ MUAZZAMADAN BİRİ

Fransada Medici kasrı

 

S    O    N

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.