DONANMA MECMUASI 1 mart 1326 -14.Mart.1910

DONANMA MECMUASI

5.Mart.1326/14.Mart.1910 idarehanesi: Babıali caddesinde
Donanmayı Osmani muaveneti
Milliye cemiyeti merkezi umumisidir
Numara: 1 ayda bir defa neşrolunur ahlaki, edebi, tarihi, fenni mecmuadır.

Cemiyetimizi, himayei padişahilerine almakla vayemund mefharet buyuran padişahı evvelin meşrutiyet, muhabbı hakiki millet sultan Mahmud han hamis hazretleri.

ARZI MAKSAD
Bu ne talih bu gün suret pezir intiba olan şu mecmua, halden istikbale hükümran olacak bir teşebbüsü azim milliyenin nakış müstahseniddir ki her satırında niyeti haliseye refik olan tevfik rabbı izzet, her sahifesinde hamiyeti milliye, fedakârı ümmet müncelidir.   Güya  bir abadei ranadır ki zamiri cihat ve gayret, banisi millet, kalemkari da bu iki kuvvetden istihsal himmet eden cemiyettir.
     Bir kasidei delaradır ki her mısrağı maili pür samimiyet, her beyti beyti elkaside hamiyyetdir. Böyle tabir ediyoruz. Çünkü mecmuayi eser çireyi desti cemiyet değil mahsulü efkarı millettir. Orta yerde tertibe ve  satat, ebedi medarı mefaret cemiyettir.
     Altı temmuz tarihinde medarı istinadı inayet müsebbibi el sebeb, sermayei içtihadı vatana hab bi irtiyab, azli itikadı ise fedakarı mani el cenab olarak teşkil eden muaveneti milliye cemiyeti eğer kitleyi azimeyi Osmaniyenin kıyam müttehid hamiyet parveranesi olmasaydı şimdiye kadar bi nam ve nişan, nizamnamesi ile neşri yine o nizamnamenin cümleyi ahkamından olan mecmuayi asarı reh rev semti nisyan olurdu.
İşte onun içindir ki şu mecmua cemiyetin değil milletindir. Bir de cemiyet mecmuayı, tertibi ile mükellef olduğu vesaiti irşadiyeden ad ediyor. Bu kadar makkazıdi aliyenin temin ifasını mecmuanın destiğah neşriyatından bekliyenler sahaif matbua arasında bazı kere nazara ara bazen vicdan pür elvaha tesadüf edecektir.
Donanma Mecmuasının-ki mazide hüküm ferma ebhar, halde mevkuf, istikbalde ise
Sayfa: 2

şaşayı satvetiyle hatıf inzar Osmanlı donanmasının namı celadetiyle mevsumdur – o namı aliye liyakatını isbat için hiçbir gayret derig edilmiyecektir. İlk nüshalarda görülecek olan nekayisi hamiyeti Osmaniye ile mütenasibi tecelliyatı mamül kavi bulunan rağbet ve kezariş eyyam ile husuli tabii olan tecarib hizmet izale edecek o zaman bahak
mecmuası olacaktır. Mecmuanın halkın her sınıf mütefekkirini leztüyab mütalaa etmesine bezl gayret edilmiştir. Bir bahis fenniyenin feraitiyle gerilen zihin, o makalenin yanı başında bir manzumei rengin ba bir makalei inbatiye görecektir. Kerem adaba ve muharririn – ekserinin isimleri görüldüğü üzere- vaad ve muavenet etmişlerdir. Mecmua her türlü esere cilveğah intişar olmakla beraber maksat tesis ve neşrinin hiçbir zaman kayıp olmamasına gayret, mukallit münteşirenin ismi mecmua ile mümkün mertebe mütenasip düşmesine hasrı dikkat edilecektir. Mecmua terkiyat ahyarı bahriyeden kariyeni haberdar vudul muazzamenin kuvayı bahriyelerini – ekseriya resimleriyle – vaz inzar ve itibar sevabık muzafferiyatı bahriyemizi vesaikiyle müşahere gazatı bahriyenin münakib cezilesini delailiyle nakşı hafızai ümit etmek için tahsisaten o yolda neşri asar edecektir. Bu takdir muhtelif fakat büyük, büyük fakat büyüklüğü bihakkın ifası müşkül, müşkül fakat hamiyet Osmaniye medarı istinat olmak itibariyle sahl hizmet, cemiyetin meslek kadim sayyiyle mütenasib, hasletinin kaffeten donanma menfaatine ait olması – rağbet müstemirreyin calib olduğunu biltekrar cemiyetimiz, mecmuası delaletiyle şu hizmeti kalemiyede muvaffakiyetinden dolayı arzı şükran eyler.
(Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti)

Sayfa: 3

İLK HATIRA

Büyük neticeler küçük mukaddemelerden doğar. Kim umardı ki ikinci dairei belediyenin bir ufak odasında doğan bir fikir bugün ufak hamiyeti Osmaniyeyi tenvir edecek bir afitab şeklini alıp istikbale hükümran olacak. Evet, hakkı iftihar cemiyete değil millete ait olmak üzere itiraf edelim ki muaveneti milliye cemiyeti hududu mesaiyesini bütün memlekete tesviye etmiş, tarihe pek mühim fasıl bırakmıştır.
Evet ikinci daire belediye merkezi olan harap konağın heyeti sıhhiyesine mahsus ufak odasına oturup konuşan, dertleşen, vatanın selameti ve saadeti için akıllarına geleni söyleyen dört kişi ( doktor Hafız İbrahim, İsmail Hakkı, ser mühendis Haşim beylerle muharrir Aciz ) silsilei kelamı donanma ihtiyacına nakil etmişlerdi. Yürekleri yanarak donanmanın ihyası için bir teşebbüs metodu milli lüzumundan bahis ettiler. Aşağıya nakil olunan nutuk o günü, o teşebbüs milliyenin ilk inkişafını gösterir.
Müteşebbüseyin, ilk hamlede (tercümanı hakikat)den büyük bir muavenet gördüler. İlk iki makalenin intisarı üzerine ianet tevali etti. Müteşebbiseyin, tercümanı hakikat sahibi imtiyazı Nüzhet ve ser muharrir Hüseyin Kazım beyler ile teşebbüsün sureti idaresini düşünerek devairi belediyeye, kulüplere cemaat cemaatı muhtelifeye birer davet tezkeresi yazdılar. Yalnız davet tezkereleri kırkbeş idi. 6 temmuz’da ancak yirmisekiz zat isbatı vücud etti. O gün reis muvakkat bahriye levalarından Rasim paşa idi. arayi hafiye ile meclis idare azalığa yirmisekiz zattan isamiyesi atide muharrir olanlar intihab edildi. İşte cemiyetimizin tarihi teşekkülü o gündür. Bir altı temmuzu birde bu günü düşünün. İşte Kemal bey merhumun dediği gibi:
Eder tedvir ilim bir mekinin kuvvei azmi
Cihan titrer sebatı pay erbabı metanetten
6 temmuz bizim için unutulmaz 280 hamiyyetkester adımı atıyorlardı. Evvela tercümanı hakikat ser muharriri Hüseyin Kazım bey kısa fakat müessir birkaç sözle iki üç günden beri halkda gördüğü galeyandan bahis etti. Sekre taraf aciziden nutuk attı okundu. İlk zabıt tutuldu. İkinci içtimada heyet idare riyaset evveline Şefik bey ve riyaset saniyeden birincisine Rasım paşa, ikincisine Kadri bey intihab edildi. ( birkaç zaman sonra Rasim paşa meşgul kesiresine mebni
Sayfa: 4
bilistifa yerine divan muhasebat azasından Fuad bey intihab olunmuştur. )Artık cemiyetin bundan sonraki tarihçei mesaiyesini yazmıyorum. Çünkü bütün milletin gözü önünde cereyan etmiştir; cemiyet, tedrici bir tekamüle mazhar olmuştur ki bu da milleti Osmaniye, cemiyeti Osmaniye var oldukça şaşaa-i atisine parlak bir delildir.

Şefik bey muteberan ticaretten elyevm reis evvel
Abud efendi “ “

Rasim paşa bahriye mirlivası
Kadri bey vukelayi duaviden reis sanidir.
Selahattin bey onsekizinci dairei belediye azasından.
Mahmud bey piyade kolağası
Ali Şükrü bey bahriye erkanı harbiye mülazımı
Fazıl Berki bey etibbai askeriyeden
Fuad serya paşa etibbai mülkiyeden
Ziya bey piyade mülazımı
Faiz bey ikinci dairei belediye azasından
Nezahat bey tercümanı hakikat sahibi imtiyazı
Hüseyin Kazım bey tercümanı hakikat sahibi imtiyazı
Doktor İbrahim bey ikinci dairei belediye heyeti sıhhiyesinden
Doktor İsmail Hakkı ikinci dairei belediye heyeti sıhhiyesinden
Doktor Petraki Papadopulo ikinci dairei belediye heyeti sıhhiyesinden
Haşim bey ikinci dairei belediye ser mühendisi
Sureti nutuk
Muhterem vatandaşlar:
Evvel bavel bir his vatanperveriye tebaen şu davete icabetinizden dolayı azayı müteşebbise namına cümlenize arzı teşekkürle beraber alelacele tertip edilen iş bu içtima için sizi rahatsız edecek olan mevki intihabından dolayı dahi beyanı mazeret ve talebe af eyleriz.
İmdi maksada girişerek her dakikası pek kıymetdar olan şu içtimamızın sebebini münhasıren arz etmekliğimize musaadenizi istirham eylerim. Bundan on gün akdem biraz sonra heyeti muhteremeye takdim edeceğim. Üç arkadaşımla vatanın ihtiyacatı ve esbabı terki ve tealliyesi hakkında müdavelei efkar edildiği bir sırada söz bittabi henüz icra edilen parlak resimigeçitden dolayı dimağlarda tesiri mevcud olan donanmayı Osmaniye intikal ettiyi maf ve tahrib edildiği devir menhus hamidiyede Yunan muharebesinde bahren izhar edilen aciz Valerando meselesinden dolayı Midilli nümayişi ve pek yakında Trablusgarb’da İtalya nümayişi gibi hatıratı ilmiye zikir edildi. Ve neticede kuvvetli bir donanmaya malik olmadıkça her ne kader terki ve teali edilse siyaseten daima mahcup ve mağlup olmaktan tahlisi nefes edemiyeceğimize hüküm edildi. İmdi donanmanın ihyası ne gibi vesaitle kabil olabileceği muzakere edildiği surette vakıa hükümetin bütçeye senevi iki milyon lira akdar tahsisatı bahriye ithal etmesiyle meseleye atıf ettiği derecei ehemmiyeti şayanı takdir ve arzuyu milliye muvafak görülmüş isede bu yoldan maksada vusul pek beyüz bir zamanda müessir olacağı mülahazasıyla umum milletin hamiyet, ve his ve teporarisine müracaat edildi. Bir ianei umumiye müracaat ederek cem edilecek
Sayfa: 5
oldukça mühim bir meblağa bir kaç parça büyük kıta da gemi tedariki teklif edildi.Halbuki milletin bulunduğu hal maliyenin şu teşebbüse pek de musait olmadığı düşünülerek ve bilhassa inkılab müsavat akabinde Enver ve Niyazi kruvazörleri inşası hakkında muhterem Tanin tarafından vaka olan teşebbüsün ve asıl olduğu netice nazarı ve itibara alınarak böyle bir ianenin dahi pekde semeredar olamıyacağına hüküm edilmiştir.Fakat yine naümid olmayarak bir çare taharri etmek lazım geliyor idi.

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti heyeti idare
Reisi evveli yağcızade şefik bey.
Acaba ne yapmalı, işte hal edilecek mühim bir muamma herkes başı ellerinin içinde derin bir tefekküre daldığı sırada içimizden birisi meşhur Arşımed’in buldum buldum kelimelerini kamali şevk ile ortaya fırlattı. Müteredidane atıf edilen enzarı istizaha şu yolda mukabele etti. Bu millet otuz milyon efraddan müteşekkildir. Bu otuz milyon içinde hiçbir ferd tasavvur edemem ki milletinin vatanın tealiyesini arzu etmesin. İşte biz şu otuz
Sayfa: 6

milyona müracaat etmeliyiz. Evet bu otuz milyonun kaffesine ihtiyarına, gencine, çocuğuna, erkeğine, kadınına, Türküne, Arabına, arnavuduna, çerkezine, kürdüne, lazına, rumuna, ermenisine, bulgarına, zenginine, fakirine, dilencisine müracaat etmeliyiz.Ve demeliyiz ki << gelin ey bu toprağın öz evlatları bize ayda kırk para verin ayda bir kuruş. Ayda kırk para elbisenizden ekmeğinizden eğlencenizden tütününüzden kahvenizden her nereden isterseniz bu kırk parayı tefrik ediniz. Ayın nihayetinde bize veriniz.>>Ben şu telife hayır cevabını verecek hiçbir Osmanlı tasavur etmem. Siz itiraz edinde bir çokları belki vermez deyiniz. Ben on milyon ilede iktifa ederim.Buna diyeceğiniz yok ya. İşte size ayda onmilyon kuruş yani yüzbin lira işte bir milyonikiyüzbin lira, işte size senede bir (drod-not) yahut iki birinci sınıf kruvazör işte size on senede hükümetinde mesayisi dahil olduğu halde Fransa derecesinde mükemmel bir donanma işte bundan sonra da bu donanmayı da ebediyen idare edecek bir kuvvet kalıyor ki işte önümüzde Almanyanın muaveneti milliye cemiyeti. On senede muaveneti milliye ile İngiltereyi düçar endişe edecek bir donanmaya sahib etti.
İşte bütün efradı milletden mürekkeb bir << donanmayı Osmani cemiyeti >> reisi padişah efradı bütün millet.
Efkar ve hissiyat galeyana geldiği bir anda insan tasviriyetini hemen mevkii faale çıkmış farz etmek zaafından hiçbir vakit kurtulmamıştır, bizde öyle olduk.Aman yarabbi buna güzel fikir hem ne kadar kolay acaba ne yapmalı. İşe nereden başlamalı, içimizden birisi arkadaşlar biz bu fikrimizi büyük bir zata açalım danışalım bakalım ne deyecek dedi. Pek ala kime gidelim? Sekiz defa mesned sedareti ihraz etmiş kırk seneden beri bu devletin her türlü ömürune az ve çok müdahale etmiş ve ahiren meclis ayan riyaseti gibi büyük bir makamı ihraz etmiş olan Saidr paşaya gitmeği tensib ettik. Kendileri mecliste meşğul idiler lütfen kabul ettiler. Balvasıta fikrimizi izah ettik. Aldığımız cevap şu idi. << kendilerini haysiyet ve efkar vatanperverilerinden dolayı tebrik ederim. Tasvir eyledikleri Osmanlı donanması muaveneti milliye cemiyetini teşkil hakkında fikirlerini takdir ve riyaseti kabul etmekliğim için bana müracaatlarından dolayı cidden iftihar ederim. Ancak cemiyetler hakkındaki layıhayı kanunuye mecelles maddede derdest muzakere ve tasdik olup yakında mevkii icraya vazi edileceğinden o vakit cemiyetin mevcudiyeti resmen takrir edince maelfethar riyaseti kabul ederim >> şu cevabın büsbütün kesb cesaret ederek ve bu gibi teşebbüslerde evvelbavel telkini efkar luzumeden olduğunu düşünerek birkaç
Sayfa: 7
günden beri donanmanın tezyidi kuvveti hakkında bazı makaleler neşir eden tercümanı hakikat matbaasına gitdik. Orada müteşebbis cemiyeti dört arkadaş mütehaddiden fikrimizi izah ettik. Ve izah etmekte zahmet çekmedik. Müracaat edilecek vasıta o kadar tabii idi ki her kim istese derhal kabul ediyor idi. o matbaada fikrimizde bizi teşçi edecek ruhunun var kuvvetiyle maksadın tesmimine hasrı vücud edecek hamiyetli bir refik daha bulduk. O da bugün meyanımızda bulunan Hüseyin Kazım beydir.Müma-ileyh hemen kaleme sarıldı, yazdı. Ve ellen yazıyor. Gazetenin

Muaveneti milliye cemiyetinin heyyin teşkilinde tavsiye hizmetinde mesai hüsnü fevkaladesi sebük eden dahiliye nazırı Talat bey efendi.

Sahibi Nüzhet bey ve diğer muharrirler dahi hiçbir himmeti dariğ etmediler. Yirmidört saat sonra matbaaya ahaliden hücum başladı. O ne hücum ne müracaat ne hissi ulvi, bunu tarif etmek yeddi iktidarımızda değildi.Fakat bütün milleti Osmaniyeye şümulü olan böyle azim bir teşebbüsü mevkii faale çıkarmak bizim gibi beş acizin değil beşyüz acizin bile karı olmadığı derkardır.İşte bunun için sizi buraya davet küstahlığında bulunduk size verdiğimiz bir tohum, bunu elinize dikiniz sulayınız büyütünüz koskoca bir ağaç yapınız
Sayfa: 8

Bahriye nazırı mukadderi Halil paşa

size verdiğimiz bir tek taş bundan muazzam bir bina vücuda getiriniz. Biz size erai tarik etmeyeceğiz ve edemeyiz de. Her biriniz bulunduğunuz meslek ve malik olduğunuz ilim ve irfan sayesinde böyle bir teşebbüsün nereden başlanabilip ne suret ile ve ne gibi vesait ile meydanı vucuda gelebileceğini muzakere ediniz.

Sayfa: 9

İçinizden cemiyetin nizamnamesini tertip edecek bir heyeti tefrik ediniz ilk müracaat edeceklere bir merkez tayin ediniz. Ahaliye bir sendukar gösteriniz bu teşebbüse hukumeti iştirak etdiriniz. Ne yapılmak iktiza ederse yapınız. Fakat sizden bir ricamız bir niyazımız var. Her ne yaparsanız yapınız ayda laakıl kırk para iata etmek esasından ayrılmayınız. Umum milleti bu cemiyete ithal ediniz. Osmanlıların hissi hamiyette bir kitlei vahde gibi hareket ve kıyam edebileceğini bütün cihana bu vesile ile de gösteriniz. Emin olunuz ki fartı hamiyet ve sayi ve gayretinizle teşkil edecek cemiyeti sebebiyle isimleriniz Osmanlı milleti tarihinde daimi surette bir mevkii mübeccel ve muhteremi muhafaza edecektir.
Doktor

Petraki Papadopulo

Sayfa: 10

donanma cemiyeti nasıl doğdu ve nasıl büyür.

12 haziran 1325 (25.haziran.1909), Osmanlılar için unutulmaz bir gün.O gün donanmamız büyük bir geçidi resmi yapıyor. Hava gayet sıcak. Semada ufak bir bulut bile yok. Kızgın güneş, terletici şuaatını saçarken her sınıf halk akın akın Sarayburnuna toplanıyor. Deniz kıyısındaki o vasia meydanda insanlardan mürekkep bir liman çalkalanıyor.
Kalabalık gittikçe artıyor. Buğucu toz, şiddetli hararet tehacümce mani olamıyor. Medid bir delil istibdattan kurtulup sebh saadete ayıran donanmamız nesimi hürriyet içinde çullan ediyor, bütün dudaklarda mesret ve teşekkür handeleri uçuşuyor.Bütün gözlerden kudret ve teessür giryeleri dökülüyor. Pek garip bir tezat.
Evet, bütün çehreler besim; çünkü: kablelnakleb metruk, hayvanatı bahriyeye bile mashar olan donanmamızın artık hür olduğunu biliyor.Evet, bütün gözler ağlıyor; çünkü; pek şanlı bir maziye malik olan, hande sularında ibrazı muhabbet eden donanmamızın hal ve mevkii nisbeten pek geride kalmış olduğunu görüyür.
Şevk ve yeis bir yere geliyor, herkes hüzün ve server ile memzuç bir haleti ruhiyenin tahtı tesirinde bulunuyor.
Nihayet izdiham, na ümit olmayarak, milletin hamiyetine bilistinad bir ümit olarak seyrekleşiyor. Osmanlılar, donanmalarının ihyasını mütefekkir olarak dağılıyor.

*
* *

27.haziran.1325 işte unutulmaz bir gün daha. Vatanı seven birkaç zat donanmamızın canlanmasını düşünüyor: azasından ayda kırk para alarak bir cemiyet teşkilini tasvir ediyor. Müracaat olunan bir gazete bu ulvi maksadın neşir ve ilanına hakikaten beliğ bir tercüman oluyor. Bu fakir derhal duyuluyor. Hakiki Osmanlılar bu teklifi latifi ehemmiyetle telakki ediyor.Devri meşhumun mahvına yeltendiği muhabbeti vataniye beliriyor. Her taraftan cevap muvafakat yükseliyor. Bu fikri alkışlayan bir kart-postal, bu teşebbüsü samimiyetiyle selamlayan, bu
Sayfa: 11

maksadı tasvip eden bir telgraf bir daha, bir daha, bir daha..bizzat müracaatlar, tehalükler, tehacümler, ayda ( şu kadar, bu kadar ) vaadler, teahütler. Bütün bunlar Osmanlıların zaten meselem olan hamiyetini bir kere daha isbat ediyor. İşi bir esas asalime rabt için icab eden muafa ve zevata tezkereler gönderiliyor.

 

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumisi heyeti idaresi azasından ve muteberan tüccardan Mehmet Abud efendi.

6.temmuz.1325 işte bir yevm tarihi, işte bir millet bayramı.
Gündüzün ortası. Mukaddes bir vazifeyi ifa için cemiyetler, mebuslarını gönderiyor, davetliler birer birer geliyor. Güzel bir salonda toplanıyor. Nasiyelerde nuru ibtihaç parlayor. Her kalb bir emel.Saat sekiz, yeşil çuhalı masanın etrafıdolmuş. Derin bir sükut müesser bir nutuk iftitahı bu sükutu ihlal ediyor.Nutuk büyük bir dikkat ile, büyük bir ihtiram

Sayfa: 12

ile dinleniyor, tasvib makamında başlar sallanıyor. Söz nihayete eriyor, alkışlar bitince teati efkar olunuyor, bir heyet idare intihabı teklifi kabul olunuyor, hazerunun esamesi okunuyor, reyi hafi ile mevcudun nısfı deruhbesinde bir heyeti idare ifraz olunuyor. Donanma cemiyetinin temeli atılıyor. Bu heyet zevatı mütebakiyeyi heyeti teftişiye olarak tanıyor. Bu usul cemiyetin teşkilatına esas oluyor.

 

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumisi heyeti idaresi azasından ve müteşebbisiyenden ikinci daire belediye ser mühendisi Haşim bey.

Heyeti teftişiye = meclis umumi, heyeti idarenin muvaffakıyetine dua ederek avdet ediyor. Heyeti idare cenabı hakkın inayetine, milleti necibenin hamiyetine bel bağlayarak bu müşkül, fakat mukaddes vazifeye taahhüd ediyor. Taammuk muzakerat ediliyor, taksimi vezaif yapılıyor. Nizamnamei esasi bitiriliyor. Kemali şevk ve server ile ve bila yeis ve fütur çalışılıyor.Hamiyette birinciliği askerlerimiz kazanıyor; ve bu şerefi daima muhafaza ediyor.

Sayfa: 13

Mekteplilerimiz de büyük fedakarlıklarda bulunuyor, ve alicenablık, ati hakkındaki ümitleri artırıyor. Her sınıf halk arzı futuvatta gecikmiyor. Taşradan, hem de hali zaruretde olan yerlerden ( defaten şu kadar iane, ayda bu kadar taahhüd ) edildiğine dair gelen telgraflar merkez için taziyanei teşvik oluyor.Payitahtın ianesinden taşra ahalisini de muhterem matbuatımız haberdar ediyor. Her mevki diğerine karşı bir tesiri mütekabil yapıyor, bütün bunlar nizamnamei cemiyetin tetkik ve tasdiki henüz hitam bulmadan evvel cereyan ediyor. Fakat bazı can sıkabilen itirazlar da işitiliyor. : << bu iş sökmez, bu para ile kaldırım yapmalı, böyle çocukça şeyler gazetemizde yer bulamaz iane 30 bin lirayı geçemez, donanma cemiyeti kimdir >> gibi sözler işitiliyor. Lakin bunlar cemiyete kesel, şevki umumiye halel vermiyor. Ciddiyet, sebat sayesinde milletin himmetiyle donanma cemiyeti buyuyor. Bu sözler birer birer geri alınıyor.
Para vermemek isteyen bazı devri sabık enkazı, meşrutiyetimizin düşman dahiliyesi olan bazı bakaya istibdat daha ileri gidiyor, başkasına da mani olmak istiyor: (( dur bakalım. . . acaba. . . )) diyor.
Fakat gariban yine yürüyor, bu mukaveleler nefret amihden başka bir şey kazanmıyor. Donanma ianesini kendileri için sair seyyiat, kefareti elzenevbe olabileceğini düşünemiyor. Hasılı vatanını seven bütün Osmanlılar hali galeyanda bulunuyor, şayanı hayret hamiyetler gösteriliyor. Hanım efendiler mücevheratını hediye ediyor. Bir bardak su; bir limon, bir portakal. . . birkaç bin kuruşa, bir levha, bir zırlı numunesi. . . birkaç yüz liraya satılır?
Tarihi milliyemiz süsleniyor. Gerçi bu günkü miktar pek büyük bir mevlağ göstermiyor. Fakat bu ianenin kıymetinin değil, keyfiyetinin nazarı ehemmiyete alınması icab ediyor. Yekün pek çok değilse de, o parayı verenlerin çok olması kalblere çok ümit veriyor. Ekseriyet gelirinin vatanı için her şeyi fedaya hazır olduğu anlaşılıyor. Her kuvvetin fevkinde olan efkarı umumiyenin mevcudiyeti ve donanmanın tealiyesi hakkındaki galeyanı bize her suretle pek büyük istifadeler bahş ediyor. Sayi meşruiyetiyle, kadimiyetiyle, namusuyla, alnının teriyle kesbi servet eden erbabı hamiyet izharı sehavet ediyor.
Biraz muteanni tavır inanların da kariben ırz semahat edeceklerinde şüphe edilmiyor. İane vermeyenler ( muhtar ) ise de milletin ( dühan ) aheni çıkararak biriktirdiği altınların ( cemal )den ayrılamayıp hevab hasta dalanları. Vatanperver Osmanlıların hamiyetiyle alınan sefinei harbiyenin yevm ( sayide ) muvassalatda afaka akis ettirdiği siyah muvaffakiyet ihtimalidir ki uyandırsın. Hülasa: donanma cemiyeti milletin nevazişleri içinde doğdu. Milletin göz bebeği gibi büyüyor.
23.şubat.1325
Doktor: Fazıl Berki
Sayfa: 14

Muaveneti milliye cemiyetleri
Umum milletler, mader mukaddes vatanın muhafazai hayatı ve istiklali meselesini- kendilerinin her hususda vekil icraatı olan- hükümete yani << kabine >>ye tevdii eylemişlerdir. Hükümet ise bu meseleyi mahmiyenin mevkuf aleyhi bulunan kuvvayı muktaziyyeyi takdir ve tertib ve yine tarafı milletden muntahib müfettişlerin – yani mebusların – murakabei dakikaları altında tedarik ederek vazife mevduasını hissen ifaya çalışıyor.
Hayatı maliyenin olanca kissiyle temin devamı için muktezi olan kuvvetlerin cins ve miktarı – vatanın hal ve istikbaldeki ihtiyacatı. . . ihtiyacat siyasiye nazarı dikkate alınmak suretiyle hükümet tarafından icra edilen tetkikat muzakerat bu suret makrureye << kuvvayı umumiye peruzesi >> denir ki esas itibariyle kuvvei berriye ve kuvvei bahriye namı altında iki sınıf kuvvetin. . . . iki unsur esası tahaffuzun müfredat ve mürekkebatını ve esbabı istisaliyesini – ki paradır – milletin serveti umumiyesine nazaran tayin olunur ve zengin milletler için biltabii pek kuvvetli ve semeredar olur; fakirler için ise mateesüf pek zayıf ve olanca manasıyle kısır bir halde kalır. Bu halde ise hükümet, vatanın muhafaza hayatı istiklali için projesinde bir katiyeti riyaziye ile lüzum gösterdiği kuvayı harbiyenin, daha doğrusu kuvayı hayatıyenin ancak sayii maliyesinin musaade edebildiği kısmını tedarik mecburiyetinde kalır.
Şayet ( bizde olduğu gibi ) servet umumiye millette. Kahr bir istibdad kasırgasının tahribinden güç bela kurtarılabilen bir << hiç ! >> den ibaret ise . . . . . şüpe yok ki hükümetin azimperver adımlarını bağlayan zincir memaneti kıracak hiçbir kuvvetin mevcud olmadığına kail olmak lazım gelir.
Fakat, bazı evveliazim milletler mevcuttur ki serveti maddiyelerinin mefkudiyeti, onların saf ve afif kalplerinde ta ezeli meknuz olan hezain bu nihayi hamiyet ve faziletin bir kat daha zenginleşmesini intaç eder. . . . . . evet, ufacık bir teşvik ve tergayıp veya haklı olan ufacık bir heyet, o hazinei namiyenin derakab feveranını mucib olur. . . .inzarı alem bu feveran. . . feveran değil tufan hamiyetin şaşai tecelliyatı karşısında kamaşır kalır.
Bu hale, en yeni ve en ulvi bir misal aranırsa şu günlerde biz Osmanlılar arasında – sevgili
Sayfa: 15

donanmamızı miyarı matlupta görebilmek emeli mukaddesiyle – hükümferma olan galeyan efkarı hamiyet gösterilebilir.
Bi-hakkın iftihar edelim ki millet necibe-i Osmaniyemizin ahvali umumiye ve şerait hazire-i içtima üyelerine ufacık bir nazire-i iltifat bile atmaksızın – göstere gelmekte oldukları şu numune feyyaz hamiyet ve gayret Osmanlılara; asrımızda ve asır gezişte de yetinen << fedakar milletler silsilesinin >>

 

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkezi umumisi heyeti idaresi azasından Rifat bey

Mertebe-i bila kafile selarisini elhak kazadırmıştır. Nasıl kazandırmasın ki ilk tohumları üç dört yüz sene evvelsi ekilerek ta o zamandan beri neşvi ve nemaya başlamış ve harabeler bahçevanı hünkar Abdülhamidin muhafaza-i fesat olan koruyası binilemez mazlum kanına bulanmış kırılası ellerinin otuzüç senedir gösterdiği ihtimamatı fevkalade yüzünden kemale ermiş olan zıkkım ağacının (yani- su-i idarenin) sine-i saf vatanda açtırdığı
Sayfa: 16

Yaralarla, masum milletin hüviyeti maddiye ve maneviyesi üzerinde bırakdığı nişaneler, elyevm meydanda durup olanca fecaatiyle göze çarparken bunların hiç birisine katiyen ehemmiyet vermeksizin hayat ve istikbal vatan uğrunda müessir harukulade fedakarı ibrazına kalkışmak; tarih taklibatı beşeriyede eminim ki nadir görülen, belki de hiç görülmeyen vakayı ve tezahürat fevkaladedendir! . . mağbun ve mağdur milletin, üzerine titrediği sevgili. . . hem pek sevgili valdelerinin endişei istikbaliyle

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumiyesi heyet idaresi azasından ve müteşebbisinden doktor İsmail Hakkı bey

adeta medeniyeye bir dersi fazilet ve fedakarı verircesine izhar edegeldikleri muacezat müttebanın – çünkü daha münasip bir isim bulmak mümkün değildir – tasavvurundan mütehassıl vücut ve valihane tesiriyle sadetten biraz ayrıldığım için kariyeni mühteremenin affını dilerim. Yukarıda hükümet, ahvali maliyesine nazaran << kuvvayı umumiye projesini >> bir takım kısımlara ayırır. . . . ve bu kısımları mevki tatbike vazı ederek tedrici surette projenin hayat
sayfa: 17

Umumisini sahi muvaffakıyeye atar denmiş idi. demek oluyor ki – hükümetin bu noktai nazardan – edeceği hizmetin hududu artık buradan öteye geçemez. Daha Türkçesi hükümetin sahi faaliyeti milletin verdiği vergi ile tahdit olunur. Ma haza; servet ve ahval umumiyei millet bu haddi tecavüze yani yeni yeni vergiler tarhına, resimler icdasına gayret müsait ve sevgili vatanda yakın bir tehlikenin heyulani mahfıyla tehdid olunuyor ise. . işte bu vakit, maddeten fakir olan alicenap millet, sinei pakında mahfuz olan Abdülhamidlerin kanlı ellerinin yetişemediği hazinenin, hazinei layıkına fazilet ve hamiyetin kapısını açar. . .sofradan yarı aç kalkar….bir müddet muvakkate kendisini eğlenceden hatta istirahatten mahrum kılar ve elhasıl dişinden tırnağından artırır verir….nereye?… yine kendilerinin intihap ettiği vatanperver ve şayestei itimad kimselerden mürekkep bir heyete…bir cemiyete…. bir << muaveneti milliye cemiyetine >>!…bu cemiyet ahalinin derecei hamiyeti nisbetinde – hükümetin projesinin bir kısmını daha mevkii tatbike koyar ve bu sayede muhafazai vatan yolda muvaffakıyetli bir adım daha atılmış olur. << donanmayı Osmani muaveti milliye cemiyeti >> bu gibi şerait ve ahval tahtında teşkil eden cemiyetlerin yenisi mamafi en ziyade mashar muvaffak olanıdır. Şurası da unutulmamalıdır ki << cemiyetin muvaffakıyeti >> tabiri, nisbi bir ifadedir. Hakikat halde ise muvaffakıyet, doğrudan doğruya fedakar, alicenap millete aittir.Bu gün, düveli bahriyenin heman ekserisinde bu gibi milli << cemiyeti bahriye >> mevcuttur<> denilen İngiltere cemiyet bahriyesi 1895 senei miladiyesinde teşekkül etmiş ve İngiltere donanmasının kefayeti harbiyesini bu günkü derecei mükemmeliyete yükselme hususunda pek büyük yararlıklar göstermiştir. Hatta bu cemiyetin mikdaratı memleket üzerinde oynadığı rolün derecesini anlamak için, bu sene icra edilen parlamento intihabatının iç yüzünü azıcık tetkik kifayet eder. Herkesçe malumdur ki İngiltere devletinin ananevi idaresini bir surette mütenavebede ellerinde bulunduran iki fırkai esasiden yani liberal ve muhafazakar farkı siyasilerinden son zamanlarda liberaller parlamentoda müthiş bir ekseriyeti azimeye malik idiler.
Hatta bu ekseriyeti azimenin verdiği kuvvete istinadendir ki liberal kabinesi bütçe meselesi münasebetiyle lortların nüfusunu layıkıyla tehdide teşebbüs etmiş ve bunun için de parlamento dağıtılarak yeni bir ihtihabat icrasına karar verdirmişti. Fakat netice-i intihabat, hürriyet perverlerin umduğu gibi çıkmadı. Parlamentoda evvelce haiz bulundukları ekseriyeti bile kayıp ettiler.İşte bu sükutun en birinci sebebi; hatibanın muhafazakarlığı anlaşılabildiğinden ziyade, esna-i intihabatta << navy-league >>in yani cemiyet-i
Sayfa. 18

 

bahriyenin ibraz ettiği faaliyet harikulade de aranılmak lazım gelir. Bu mesele vehlei evlada biraz garip görünür.
Çünkü liberallerin maddiyatı, doğrudan doğruya lortlar ve zenginler aleyhinde; bilakis ekseriyet ahalinin lehinde olmak itibariyle nefsi ala merd liberallerin – her türlü şüpheden ari bir surette – muvaffakıyet olmaları icap ederdi. Hal buki ahali, bilakis müthiş inşaatı bahriye tahsisatı altında kendilerini ezecek, inletecek bir programı müdafaa eden muhafazakar fırkasına muzaherette bulundu. Zira ahali, programlarında az çok bir şemmi menfaat his olunan farkı siyasiyenin hiç biriyle alakası olmayan ve sırf vatanın emir muhafazasını düşünen milli bir cemiyetin, cemiyeti bahriyenin irşadatına etbağı bir lazımei vatanperveri add ediyordu. Ahali, bu cemiyeti rui sasinnin ne baş vekalet, nede hariciye nezareti maakkabi olmayıp ancak memleketin zaman müdafaası olan kuvvei bahriyenin derecei kifayetini tezyide sayi, fikri menfaatten ari birer hademei gayur vatan olduğuna itimat ediyor; binaen aleyh ( navy-league ) namına verilen ve ateşin bir galeyanı hamiyet his ediyordu.

İngiltere ( navy – league )nin vezaifi, bizim muaveneti milliye cemiyetinin vezaifine nispetle pek kolaydır. Çünkü İngiltere << navy – league >>i nispeten az iane toplar. Ve bu ianatı atide muhtasıran bahis edeceğimiz programını takip uğurunda sarf eder.İngiltere << navy – league >>i kimi yaptırıp hükümete hediye etmez. Ancak hükümeti gemi yapmaya teşvik ve tergib eder. Hatta bu teşvikat, umumi mitingler vasıtasıyla pek çok defalar tazyik halini alır.
<< navy – league >> teşkilatının ne demek olduğunu nizamname-i mahsusasının ilk sahifesinden okuyalım: __
<< navy – league >>, sulhun en güzel zamanı olan mükemmel bir donanmanın ehemmiyeti fevkaladesini, hükümetin ve müntahabların inzar dikkatine vazı çalışmak üzere teşkil etmiş tamamiyla müstakil (hiçbir siyasi parti ile alakası olmayan) milli cemiyettir.Şimdi, yukarıki tarif ile maksad esası teşkilini anladığımız İngiltere cemiyeti bahriyesinin tarzı mesaisi hakkında da mümkün mertebe vukuf hasıl etmek için mezkur cemiyetin icraat programına şöylece bir göz gezdirelim:__
1 – Bahriye ve cerriyenin lüzumundan bahsi kutb risainin bir listesini yapıp neşretmek.
2 – Mesaili bahriyenin en mühimlerini nuhtevi olan kitaplardan birer nüsha; ticaret odaları umumi kitaphaneler ve daha sair bu gibi müessesata hediye etmek.
3 – Bu misalli kitap ve makallatın en ruhlu kısımlarını – muharrirlerinin musaadesini bilistihsal –
Sayfa: 19

ayrıca bir risale suretinde tabı ve neşir etmek.
4 – Bu gibi kitaplar, risale ve makaleler ile icraat cemiyeti haki raporların ve unsur cemiyetle alakadar olan her şeyin bir rekoleksiyonunu havi umumi bir kütüphane tesis etmek.
5 – Memleketin meşhur şehirlerinde, havassı matlubeyi cami hatiba tarafından – cemiyetin tahtı himayesinde – muvazeler ata olunmak.
6 – Memleketin vahdetini temin maksadı ulvisiyle teşekkül etmiş bilcümle gayri siyasi cemiyetlerle tesisi muhabere etmek ve onların inzar dikkat ve hamiyetini << bahriye cemiyetinin >> takip etmekte olduğu

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti mekez umumisi reis sanisi Fuat bey.

maksadı mukaddes üzerine calibe çalışmakla bir bir bu maksada az çok temas eden her türlü işlerini elden geldiği kadar teshile gayret etmek.
7 – Cemiyetin heyeti idaresi parlamento azalarıyla muhabere edip cemiyet tarafından sureti hususiyede icra edilen telkinat, irşadat ve tavsiyelerin ne gibi tesirat icra ettiğini anlamak.
8 – Mebus namzetleri için asalei imtihaniye ihzar edip vazı etmek.
Sayfa: 20

9 – Cemiyetin heyeti idaresi tarafından, maksat cemiyetin tervici zımnında umumi mitingler tertip edilmek.
10 – Cemiyet, hiçbir partiye tabi olmaksızın bahriyenin terakki ve tekamülüne çalışmayı vaat ve taahhüt eden mebus namzetlerine mazahiret hakkını hıfz eder.
İşte bu on madde, İngiltere cemiyeti bahriyesinin icraat programını teşkil ediyor ki bu programın donanmanın kıfayeti lazımeyi haiz bulunmasını

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumisi heyet idaresi azasından ve müteşebisinden Petraki Papadopulo efendi.

Maa ziyade temin ettiği; yine o nizamnameye derc edilen ve cemiyetin muhtelif tarıihlerde icra ettiği vesayanın ne derecelere kadar nazarı dikkate alındığını gösteren bazı fıkrat mektupsa ile de tezahür eder.<< flotten verein >> namındaki Alman cemiyeti bahriyesi, İngiltere << navy league>>in vazifesini tamamıyla hatta daha büyük bir şiddetle ifa ettikten başka, nispeten büyük mikyasta olarak topladığı ianat ile yaptırdığı sefinei
Sayfa: 21

harbiyeyi de Alman bahriyesine hediye etmiştir.Daha beş on sene evvel düveli bahriye meyanında pek de ihemmiyetli bir mevki olmayan Almanya devletinin bu gün bahren, kırk yıllık deniz kurdu olan koca İngiltereyi düşündüre bilecek hatta korkutacak kadar ali bir mevkii irtikası esbabını hazırlayan emellerin birisi belki de birincisi, şüpesizdir ki << flotten verein >> cemiyeti bahriyesidir.

Avusturya cemiyeti bahriyesi 1904 senesinde veliaht << arşidük Franz Ferdinant >>ın riyaseti tahtında olarak teşkil etmiştir. Bu günkü Avusturya bahriye projesinin sabıkına nispetle fevkalade büyük ve ehemmiyetli olmasının en birinci müessiri, şüpesiz bu cemiyeti milliyenin faaliyeti mümtazesinden başka bir şey değildir.

Bize gelince; padişah meşrutiyet perverimizin tahtı riyaset şeyhinşahilerinde bulunmakla şerefyab olan << donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti >> Alman << flotten verein >>ın – kemali iftihar ve cesaretle söylüyorum – büyük mikyasta bir eşidir. Yani bilcümle cemiyeti bahriyenin her noktai nazarından fevkindedir.Muaveneti milliye cemiyeti nizamnamesinin maksadı esası cemiyeti izah eden ikinci maddesi serahaten gösteriyor ki cemiyet muhteremenin vazifesi yalnız iane toplayıp gemi yaptırmak değil, belki – diğer mal-ı bahriye cemiyet bahriyesi gibi – kuvvei bahriye-i Osmaniyenin izhar cihet terki ve tekamülü uğrunda maddi ve manevi hiçbir fedakarlıktan geri durmamaktır.
Lakin, hem kuvve-i icraiyenin, hem de cemiyeti muhteremenin reisi mefhami olan halifei farukca sultan Mahmud han hamis>> hazretlerinin niyeti hayriyei malikanelerinden müstefiz olan kuvvei icraiye ve kuvvei teşriiye; vazifei vatanperveranelerini her türlü takdir ve sitayişin fevkinde olarak ifaya bezl mukadder eylediği cihetle elminetülillah hiçbir veçhile ikaza hacet bırakmıyorlar.Binaenaleyh cemiyet muhteremede, millet necibei Osmaniyenin göstermekte oldukları müessir bir hamiyetperveriye istinaden bir şevkimiz dâd ve asudeyi tam içinde geceli gündüzlü <> tezyidine sırf ihtimam ile iftihar eyliyor.
Var olsun hamiyeti Osmaniye!!…
Ali Şükrü

Sayfa: 22

Açmayalım. . Kaçmayalım
Gerçek çok yaşamış yırtıcı bir kartala sorunuz kaç kişinin beynini bağ etmiştir. Nice biçare çocuklar, nice biçare ana parça parça kuşa, kurda yem olup gitmiştir. Kürizin derdi büyüktür onu hiç açmayalım. Fakat, Allah için olsun, bu sefer kaçmayalım.Bu sefer kaçmayalım, çıksa da dünya karşı kalmasın jenin ataletle kılıçlar kında üç yüz altmış sene vardır ki hezimet marşı çalınır ufuku siyasimizin etrafında bu sefer kaçmayalım, kaçmayalım, kaçmayalım, ruhu ecdadımıza dağı hicap açmayalım.Kürizin bağlıdır asayişi bahriyemizin Barbaros, köprülü, Osmanlı drıtnotlarına çünkü ancak kuduran bir adanın, bir denizin durulur karşı bu ahenler ile sarsarine veriniz, can çekişirken paradan kaçmayalım verelim, ellere düşmanlara el açmayalım. Bizi on üç sene evvelki zaferden mağlup çıkaran kuvvei bahriyemizin zaafı idi. Elli bin kabir şehidin üzerinden uzanıp dehrini almıştı yaman elleri bizden geridi alamazsak yine üç beş gemi. . . Ah açmayalım verelim varımızı aç kalalım kaçmayalım.Yarasız kalmadı bir sahası viran vatanın battı tırnakları kahrı fekkin her yanına nice biçare hissiyenin, nice öksüz hissinin kerbela okları hançerleri girdi kanına biz o tırnakları artık sökelim kaçmayalım yetişir çektiğimiz bir dert açmayalım veriniz, her deniz önunde birer ayet nuru açalım badı sabalarla terennüm ederek kez savn afakı bütün keşti millet mağrur bahrı iman saadetle köpürdükçe felek veriniz, işte bu, kısa vadeli kaçmayalım veriniz ellere düşmanlara el açmayalım. 13.şubat.1325
Hüseyin Suad
Sayfa: 23

Hizmeti mukaddesi askeriyenin tamimi münasebeti vesilesiyle bütün orduya takdime-i hürmet
Benim zavallı Nejatcığım sağ kalaydı o da şimdi birçok
Sade bir neferi olarak ispatı vücutta şitaban olur
İlan fahr ve server ederdi:
Bizde giydik formayı, takdık silah
Kattı askerlik hayatı cana can
Eyledik talime gayret her sabah.
Bitti, pek çok sormadan, talim işi
Oldu zahir cenge gitmek hevesi
Harbe dair şanlı rüya görmeyen,
Fırkamızda, yoktu hatta bir kişi.
Bir havadis çıktı birden < Harp açılmış . . . şimdicek aldık haber>>
Eylemiş cüret hududu geçmeye
Kahbelikle leşker ada meğer.
Kimde takat sabra? Artık cümlenin
Hazır olduk gitmeye müsaved, şen
Yokladım her keste aynı itikat:
<>
Bir geceydi toplanıp çıktık yola,
Şevkimizden bakmadık sağa sola.
Mevkii harbe varınca çar çabuk
Fırkamız taksim olundu üç kola,
Önde ay yıldızlı rayatı zafer . .
Hoştu, pek hoştu, bu şenlikli sefer!
Düşmanı seçtik uzaktan simsiyah
Beş taburduk biz, o, onbeş bin nefer!
Onların durduk mukabil oyununa,
Yaradan göğsü nişanlı bazımız
Maderin girdi mübarek koynuna,
Farkı yok tez canlıdan mercanlının
Galiba evveldi ordusu Osmanlının
İşte meydan vega çıkın yine
. . . . . . . . . . . . .
Ey vatan, ey sevgili, müşfik ana.
Cümle emelim feda olsun sana !
İsterim vermek, yolunda, canımı
Etmemiş kısmet bunu rabbim bana.
Bir vazifesidir, vatan perverliğim.
En büyük şan ve şeref askerliğim ! . . .
Ayrılırsam mesleki merdaneden
Nefsime bir töhmet olsun, erliğim!
Şişli 27.şubat.1325
Recaizade Ekrem.
Sayfa: 24 – 25

Oğluma
Setr için ziştii yabu sitan
Şu beyaban ömür hasrımın
Yad hilkati senin teravetini
Üstüne attı sadr nairimin..
Beni temsim eden tahilden
Senin aklında bir oyuncak olur;
Ben sükutu tefekkürümde iken
Senin Elhan safvetin duyulur…
Ruhumun reyki inkisarında
Sende sen maili taaliyesin
Seni bölmekle leyl derdimde
Sanki bir parçacık güneş buldum;
Aşiyan hamüş ve ser demde
Per server ve ziya bir iş buldum..
Zülfünü kokladıkça yastıkta
Yükselir; incelir kırık ömrüm..
Sana baktıkça her bataklıkta
Bir küçük akisi asuman görürüm..
Cenab Şehabettin
Sayfa: 26

VERİNİZ!. . .
Veriniz; vatandaşlarım, ihsan ediniz!şanlı
O muhabbetli donanmamızı ikmal edelim!
Rayet satveti deryalara isal edelim!
Veriniz ! bezl ediniz titremeden ediniz . . .
Veriniz ! bezl ediniz ! . . . çünkü ey ahvan vatan
Başka bir gayei meşruiyeye hadim bu sefer;
Zabt aktare şitab etmiyoruz bize bu sefer;
Fikrimiz hak ile tahlis keriban vatan !
Dun cihanlar devirin şir muhabbeti asrın
Gücü yetmez mi iş zerre kadar bermude? . .
Şanlı Osmanlıdaki pençei kahrı vüzura
Hail olmaz. Verin, ey sevgili ahuvan, ve terk!
Veriniz! cemi inat ederek sertaser
Ahenin kalei çuvaleyi teşkil edelim.
Desti izrar uzanan düşmanı tenkil edelim!
Yeni terkinin olsun şerefi baleter !
Veriniz ! varımızı devlete ihda edelim!
Ekelim mezrai atiye ki birgün elbet
İktitafı semerat eyleyecektir millet;
Yarın almak emeliyle bugün ita edelim!
Veriniz kuvvetimiz git gide müzdad olsun!
Seyyiat için sili edilen dünkü süyuf ho nihvar
Sulh sermedle bu alem olacaksa meskun,
Olsun avrad şecaat gibi gelecekse sukun.
M : R
Sayfa: 27

GİRİD’E SELAM
Görünürde korkacak, telaş edecek hiçbir şey yok iken, heyeti istibdad pek güzel his ediyordu ki vakit enderası yaklaşıyor; bir his kablelvuku ona tehlikeyi ihbar ediyordu, lakin o, tehlikenin nereden, kimden geleceğini bir türlü keşf edemyordu; edemediği için körü körüne saldırıyor, zindanlar

Donanmayı osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumisi heyet idaresi azasından ve muhteranı ticariden Macid Karakaş bey

dolduruyordu. İstibdad, adeta devşirme usulünü tatbik ediyordu; bazı aylar, bendeğan ve casusan için pek karlı oluyordu, zira sorularla adamın tevkifine muvaffakiyet elveriyordu.
Sayfa: 28

1317 senesi teşrin sani ve kanun evveli böyle ayların ser amedanından maaduttur. Babı zabtiye tevkifhanesinde bir çok menkub birikmiş, birer menfaya gidebilmek saadetine intizar etmekte bulunmuş idi. bir Cuma sabahı, siyasi mütehammiller, erken avluya çıkmışlardı, bir köşeye toplanmışlar halleriyle nisbet kabul etmiyecek bir beşaşetle konuşuyorlardı…. Kapı açıldı, gardiyan başı mahpuslardan birinin ismini söyleyerek:

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumiyesi heyeti idaresi azasından tercümanı hakikat sahibi imtiyazı Nüzhet bey

__haydi! Gidiyorsun.
__nereye?
__Yemen’e
Mahpus tebessüm etti! Gardiyan başı bu cevabı o kadar tabii bir eda ile vermiş, o kadar lakayd bulunuyordu ki etvarı, bir refikini mahalle kahvesine bir çay içmeğe davet eden bir adamın etvarını hatıra getiriyordu.
__Yemen’e
Bu kelime, envai menfa esamesini senelerce
Sayfa: 29

Donanma mecmuası

söyleye söyleye baad ve kurb arasındaki farkı gayıb eden gardiyan başının nezdinde hemen hiçbir manaya gelmiyordu.
Yenene gideceği << tebşir edilen >> mahpus, nim uryan idi. ikametgahından getirildiği vakit sırtında yeni bir gecelik entarisi, ayağında terlik vardı. Mürüri eyyamla entari adeta parçalanmış terlikler de delik deşik olmuş idi. Hava ise pek soğuk idi.Mahpusun arkadaşları buralarını gardiyan başıya söylediler. Biçareler! Gardiyan başıya hitabla bir taş parçasına hitap arasında bir fark bulunamıyacağını galiba henüz takdir edememişlerdi! Gardiyan başı:
__ << haydi . . . Yemene gideceksin. . . .bekliyorlar. >> dedi.
Mahpus, arkadaşlarını derağuş etti ve . . .Sakinane, teslimiyetkarane bir suretle, gardiyan başıyı takiben çıktı.
Hak ve hamiyet uğrunda gelen felaket ve nekbette garip bir ihtişam var. Mahbus, bir tek adamı menfasına isal için yedi kişi taayiben edilmişti!Babı zaptiye havalisinde bir << alay vala >> hazırlanmıştı; etrafı zaptiyelerle mahat bir araba, mahpusu iskeleye isal için bekliyordu. Diğer bir araba mahpusun maiyetine tahsis edilmişti!
Bab zaptiyenin üst kattaki pencerelerinden birinde, bu gibi ahvalde aziz çehre ve lihyei kerahet eden bir zat meşhurayla nazar, diğer birinde bazı akarib ve cevasis hazır buluyordu.Bir süküt meydana hükümferma idi. Mahpusu isale memur olanların reisi nazara bir nazar süküt atıf etti, natır yanındaki zata baktı. Hafif bir baş işareti aldı, bunu tekrar etti. Zaptiye zabiti arabanın kapısını açtı:
__buyurunuz, bey efendi!
Dedi. Mahpusun solgun dudaklarında müstehziyane bir tebessüm görüldü. Arabaya iki zabtiye zabiti refakatıyle bindi, Tefekküre daldı. Birçok menfileri mahali ikametine isal etmiş, bu yüzden mühim meblağlar kazanmış, bu defaki memuriyetinden son derece müntedar ve münbasit kalmış olan zabtiye zabiti, menfiye teselliyat etmeği muvaffak şimei . . . siyaset ve dedi:
__merak etmeyiniz, bey efendi, merak edecek bir şey yok, ne düşünüyorsunuz?
__ben mi? Ender eskinizin pek yaklaştığını!
__ . . . . . . . .
Evet, zalimi, mazahaka şekline soktuğunuz, emin olunuz ki mühim bir alamet inkirazıdır! Bu boşboğazlık menfiye biraz tuzluya mal oldu; vapurun anbarında ikamete mahkumiyetini intaç etti. . . .
Sayfa: 30

Vapur << tiyzi reftar olanın payına damen dolaşır >> hikmet atalet perveranesine tamamıyla tevfik hareket ediyordu. Kalai sultaniyeye üç günde muvasalat olundu.
Dokuzuncu gün yolcularda, bir telaş görüldü. Herkez güverteye koşuyordu, herkesin ağzından bir kelime dökülüyordu:
Girit!
***
Muhafızlarda ceryan umumiye kapılmış, menfiyi anbarda bırakıp güverteye çıkmışdı. Menfi, bir daha görüp göremiyeceğini bilemediği o haki pareyi mukaddes vatanı bu fırsattan istifade ile bir kerecik daha görmek emeline düştü. Düçar olacağı şiddeti düşünmeyerek o da güverteye çıktı.
Girit, görünüyordu, maderinden ayrılan bir Nevzadın çehresindeki zülal yeis ve tahassür gibi, hazin bir sis Giriti kaplamıştı. Vapur, mübarek adaya takribden tahaşşi ediyor gibi raşedar ve miskinane bir reftar ile yürüyordu. Herkes, geminin Giride mukabil olan kenarlarına toplanmıştı, yüzlerce hazin çehreler, sönük nazarlar sevgili adamıza çevrilmişti.Herkes susuyor, dudaklarına kadar kan matalilti, cebir nefes ile yine sadrelmina yine irca ediyor, birbirine bakıyor, diliyle dökemediği derdini, cerihayı kalbiyesini nazarıyla ifhame çalışıyordu.Yalnız vapurun istim borularından bir uğultu, bir inilti çıkıyordu, güya bu cansız kitle, düşünde bulunan insanların bu derece hissizliğinden, cesaretsizliğinden utanmış da onlara vekaleten inliyordu!Vapur adaya yaklaşıyor ve sanki temas ediyor, onun sahillerine yüz süren suları okşuyordu. Sinesinden çıkan bilaiztirar çıkan hafif bir hışıltıyı müteakip bir seda, bütün bekalarla titreyen bir ses, bütün elemlerle dilhıraş olmuş bir enın işitildi; menfi, gözlerinden dumü hicran ve teessür aktığı halde mübarek adamıza aşıkane ve valihane bakıyor ve söyleyerek:
Girit!
Bu denizlar, bu esman, ve sen, sen ey muhterem vatan, sen şahit olunuz ki bu vatanın evladı, evladı felaket mutadı, hapis edilmisse, işkencelere atılsa, zindanlara sokulsa , ateşlere yakılsa, hatta mülk el mevtin hayalinden geçmeyen azaplarla öldürülse senden vaz geçmez!
Girit! Sevgili Girit! Sedayı istimdadını işitiyorum, medfen şevkat eseri olduğun şuhedanın feryadını duyuyorum. Oh! Levn matem engiz siyahın bile gözümden o kızıl hevn masumi nihan edemiyor.
Girit! Allah mutaalli şahit olsun ki seni düşmanlara kaptırmayız! Şuhedayı ecdadımızın mukaddes mezarlarına senin tariz ve adaveti attırmayız.

Sayfa: 31

Girit! Giridim! Giridimiz! Yine görüşmek üzere muvakkaten elveda şimdi zayıfız, zavallıyız! Lakin elbette evladı vatan intibah edecek elbette vatan kurtulacak.Şimdi senin sahillerinden, böyle kühe ağaç parçalarıyla geçiyoruz, gün gelecek ahenin kalelerle geçecegiz!

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumiyesi heyeti idaresi azasından ve müteşebbisiyeden doktor İbrahim bey


Şimdi velveleyi eninmezi, feryad telhifimizi işitiyorsun, gün gelecek ki mühib toplarla, öc iftiharına asılacak olan rayeti Osmaniyeyi, helal ulviyeti selamlayacağız!

Sayfa: 32

Girit, sevgili girit! Elveda!
Seni yezdanmak birliğine, muhterem milletimin namus ve hamiyetine tevdi ediyorum; ben, ben ise seni, bütün vatanım gibi, bir dakika bile unutmuyacak, her dakika tehalisin için dua ederek vakit geçirmeye . . . .ölmeğe gidiyorum.
Elveda . . . . selam ve ihtiram sana, şanlı Girit!

Donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumisi heyet idaresi azasından ve muteberan tüccardan İsak Kamhi efendi


menfiyyenin son sözleri telhif içinde boğuldu. . . . bir narei mehib atarak menfi olduğu yere yıkıldı. Herkes, hatta hafiyeler bile ağlıyor ve diyordu: Girit! Bin selam ve ihtiram sana!
Şehbender zade Filibeli
Ahmet Hilmi
Sayfa: 33

Bir hatıra-i sabâvet
__zülal elham şair muhteremine__
Onbir, oniki yaşında idim.. İzmirde bulunuyordum.. İzmirde bulunuyordum.. Pederim emtiayı ecnebiyye gümrüğünde baş katip idi.. Bazen ben de gümrüğe giderdim. Havayı mühitinde ateşin bir girdibad hayat ve hareket kaynaşan bu yerde bulunmaktan, bilmem neden, bir zevk duyardım.Gümrük memurlarından ve pederimin en samimi dostlarından muhterem bir zat vardı ki bana daima pek sevdiğim edebiyattan, daha o zaman muazzam namına prestiş ettigim Kemal beyden bahis ederdi. Ne vakit gümrüğe gitsem derhal, şedid bir ihtiyaç irfan ve intiba ile, bu zatın yanına şitab eylerdim. O da fırsat buldukca bana şitabımın mükafatını verir, müesser ve mutantan bir ahenkle Kemalin bazı eser ve eşarini okur, vicdanımızı mest ve medhuş bırakırdı. Ben bu büyük ve yüksek kelimelerin manasına bihakkın nüfuz eyliyemez, fakat bu kelimelerle husule gelen celadet musikiyeyi temamiyle his ederdim. Öyle bir celadet musikiye ki ihsas ettiği ulvi, muhib manalarla ruhumu titretirdi.Evet o, daima Kemalden, hayat demağıya ve vicdaniyesine pek iyi vakıf olduğu bu büyük edipten bahsederdi.. Fakat Kemalden bahis etmek hiç şüphe yok ki, yalnız edebiyattan değil, aynı zamanda vatandan da bahis etmek demekti.. onun için bazen__ sesini hafifleterek__ vatanımızın eski kuvvetinden, şan ve azametinden, şimdiki zaafından, zilletinden mübaheseler yürütür, masum ve ve ahsas ve vicdanıma mufid heyecanlar, isyanlar serper, fikrimi tenvir _ozamanın tabiri ile söylemek lüzum gelirse_ tesmiye ederdi.
Bu muhterem zatın söylediği sözlerle gördüğüm deliller arasında küçük dimağımla büyük bir tevafuk bulurdum. . . Pek ala his ederdim ki Osmanlılıkla ait zaaf ve zillet nişaneleri her yerde, her hususta mevcut…ve bu zaaf zilleti anlayış, müheya tezahür ve inkişafı maneviyetimde elim intiba lar husule getirirdi.Hiç unutmam.. bu gün yine konuşuyorduk. Dimağım lüzumundan fazla zehirlenmişti!.. pek müteheyyiç idim. . asabi, samimi bir kuranla: -niçin diyordum, niçin biz diğer milletler gibi köklü, zengin olmuyoruz? Niçin böyle her şeyde geri kalıyoruz? . . frenklerin bulundukları mahaleler temiz güzelde bizimkiler neden kirli, çirkin. . . neden bu büyük mağazaların, dükkanların sahibleri hep frenk. . neden bu gümrüğe hiçbir islam tüccar gelmiyor? . . demin gelirken, rıhtımda bir ingiliz bahriye neferi gördüm.. temiz elbisesi yep yeniydi.. şık kunduraları pırıl pırıl

Sayfa: 34

parlıyüordu.. biraz sonra bizim bir bahriye neferine tesadüf ettim..yarabbi, aralarında ne müthiş fark vardı. Bu bahriye neferinin yağlı fesinde püskül yoktu.. çorapsız ayağında potin, yırtık bir terlik gibi sürükleniyordu.. yamalar içinde patolonu delik deşik idi… neden İngiliz neferinin elbisesi yeni, temiz de bizimkinin böyle eski, pis.. Hem bizim kendi denizlerimizde neden bu kadar büyük, dağ gibi İngiliz zırhlıları var da bir tek Osmanlı zırhlısı yok.. kışlanın önündeki yandan çarklı küçük vapur, büyük bir zırhlı mı ki taifesi asker elbisesi giyiyor?.. Bari giydiklerine göre yeni, temiz elbise giyseler!.. Oh, bizim de ne vakit İngiliz zırhlıları gibi büyük zırhlılarımız, İngiliz neferleri gibi güzel elbiseli askerlerimiz olacak ne vakit? . .bu masum isyanımdan muhatabım hem müteessir, hem mahzuz olmuşdu, her gün müfekkirime serptiği intibahların, heyecanların mahsulünü iftidaf ediyormuş gibi meftihar görünüyor, samimi bir mahzuziyet itimatla bana __ şimdi temamiyle takdir edemediğim__ bir çok şeylerden bahis ediyordu.
Söylediği sözler arasından yalnız şu cümleyi desti zaman safhai dimağımdan silemedi:
— << ne vakit bizim büyük zırhlılarımız, İngiliz neferleri gibi güzel elbiseli askerlerimiz olur, bilirmisin, yavrum… ne vakit ki başımızda << Hamid >> gibi bir padişah olmazsa! . . .
2.Şubat. 1325

Sayfa: 35

Fenni bakışlar
Muhripler veyahut deniz katilleri

Ey ali nihat ve fedakar Osmanlılar!..
Karşıki sahifeye tezyin eden resim; donanmayı Osmaniyenin tezyid satveti içindir. Celili meşrutiyette atılan ilk hatava muvaffakiyeti gösteriyor. << donanmayı Osmani muaveneti milliye cemiyetinin >> rehberi teşvikiyle galeyana gelen gayreti vatanıye ve hamiyeti milliye Osmaniyenin bir iki aylık tezahüratına bir timsal zi hayat teşkil eden bu resim; muaveneti milliye cemiyetinin ahiren mübayaa ettiği dört adet << torpido – bot – muhribinden >> birini arayi ediyor.
Bu gemilerin dördü de yek diğerinin tamamıyla aynı olduğu cihetle bu resim bize bir iki aylık mesai müştereği milliyemizin hasılayı muvaffakiyetini gösteriyor demektir.
Bu resim; hamur mayası cevheri hamiyyet ile yuğrulmuş ve his fedakarı ile bezenmiş olan kahraman Osmanlıların cüzi bir zaman zarfında gösterdikleri bir himmetin şahid zi şeref muvaffakiyetidir.
Hayır, hayır! . . bu resim; kalbleri feyz coşan hamiyetle lebriz olan büyük, küçük bilcümle vatanperver Osmanlıların maişetinden artırarak veyahut keserek sevine, sevine verdikleri ianetin – devri sabıkta olduğu gibi – bir takım vatan hainlerinin apartımanlarına, sayfiyelerine, arabalarına, aşıret masalarının tezyinatına daha bilmem nelerine bedel; hissiyat ve hukuk Osmaniyenin müdafaa bi imanı, sevgili mader vatanın muhafaza kahharı olan birer küçük mamafi ölüm saçıcı kaleyi seyyare haline istihale delinişini gösteriyor.
Geçenlerde bir gazetenin bu gemilerin kıymeti harbiyeleri hakkında yazdığı boş satırlar; mensubiyen bahriyeden olmadığı halde sırf saikeyi merak ve hamiyetle mesail bahriyeye en ufak teferruatına kadar takip eden bazı Osmanlıların zihinlerinde ihtimal ki bir şüphe, bir ukdei tereddüt bırakmıştır mülahazasına mebni İngiliz bahreyni meyanında << deniz katilleri! >> denilen bu küçücük teknelerin o saf harbiyesi hakkında bir iki söz söylemeyi birden hamiyyet addediyorum: Her hangi bir sefineyi harbiyenin kıymeti harbiyesini takdir; biltabi o saf umumiyesinin bilinmesine mütevekkif bulunduğu cihetle evvel emirde bu gemilerin o saf umumiyesi hakkında biraz malümat verelim: Bu gemilerin tülü kamili 243 dadem, arzi 25.9 kadem, çektiği su 7.2 kadem olup mai mahrici < 715 > tonilatodur. Çifte uskurlu ve << tarin >> sistemi
Sayfa: 36

Yadiğarı millet torpido-bot muhribi

Sayfa: 37

makinasının beygir kuvveti 12 – 13 bindir. Sürat vasatiyesi 34,47 gayesi ise 36 mil bahridir. Tam yol ile seyir ettiği zaman makinasının adedi devri dakikada 750 ile 760 bin devirdir. Garantisi yani levazım mevcudiyesiyle seyir edebileceği mesafenin gayesi, saatte 15 mil bahri süratle millik bir mesafei azimedir.
<< süverni kırvekit >> sistemi olan kazanların bir kısmı kömür, bir kısmı petrol ihrak eder. << 60 >> santimetrelik bir adet elektrik projektörü ( taharri feneri ) vardır.
İslihası:
Biri başta diğeri kıçta olmak üzere < 7.5 > santimetrelik 40 çapında iki adet seri ateşli, bordolarda yine kırk çapında < 5.7 > lik iki adet seri ateşli. Köprü üstünde ( kaptan mevkiinde ) iki adet ( 3.3 ) santimetrelik zatelhareke makesim topu.
Üç adet < 45 > santimetrelik torpido tüpü ( kovanı ).En son usül < telsiz telgraf > tertibatı mevcuttur.
Bu gemilerin kıymeti harbiyeleri; evsafı umumiyeleri hakkında verdiğimiz şu malümattan kendi kendine çıkar.
Alelumum < torpido – bot- muhriplerinde > mevcudiyeti muktezi olan < levazım ve hevesi harbiye > derttir.
birincisi: bu sınıf gemilerin islahı esasiyesini tenkil eden < torpido > dur.
İkincisi: sürat.
Üçüncüsü: ( hakikat halde ise en ziyade lazım olanı ): metanet sahibi, gözü pek ve fedakar mürettebat ( efrad ve zabitan ).
Dördüncüsü: topdur.
Şimdi bunları yukarıki havas ile birer birer mukayese ederek muharebelerin kıymeti harbiyeleri hakkında bir fikir sahih elde edelim:
1-Bunun hakkında bir şey söylemek zaittir. Çünkü gemilerin islahı asliyesi bu < torpido > lardır ki birbuçuk milyonluk bir zırhlıyı –iyi kullanılmak şartıyla – bir saniye zarfında batırabilecek veya harbe devam edemiyecek bir hale getirebilecek havass tahribiyeyi haiz bulunduğu şüphesizdir.
2-Bir torpidonun düşmana iras hasar edebilecek vechile endahtı için icab eden mesafenin had vasatisi (3000) metredir. İşte torpido endahtına memur olan her hangi bir sefinenin ilk vazifesi; düşman kendisini daha derleyip toparlamaya vakit bulmadan aradaki mesafeyi yukarıki miktara indirmek yani endaht menzili dahiline girmekden ibaret olup bunun da vasıta istihsaliyesi gayet ali bir << sürat >> dir.
Binaenaleyh bu muhriplerin; yukarıda gösterildiği vechile icab ettiği zaman “36” mile kadar çıkabilecek ali bir sürate malik bulunmaları
Sayfa: 38

itibariyle ikinci hassayı da ma ziyadeten haiz bulundukları tezahür eder.
3- bu hasse hakkında hiçbir şey söylemeye hacet göremiyorum. Söyleyebileceğim tek bir söz varsa o da altıyüz bu kadar senelik tarih mefahirimize müracaatı tavsiyeden ibarettir.
4- Bu gemilerdeki topların vazifesi << hizmeti asliye >> ile katiyen alakadar değildir. Ancak aynı sınıfdan bir gemiye tesadüf edildiği zaman o gemiyi tahrib etmek ve kendisini korumak için kullanılırlar.
Şimdi şu havası harbiyeyi Cema eden gemilerin, malum ve fedakar bir merteb ile kaybı mucizeler gösterebileceğinden de bir nebze bahis edelim ki kıymeti hakıkiyeleri bahriyeli olmayanların nazarında da temamıyla tayin edebilsin.
Torpido endaht eden sefain – ister torpido-bot, ister torpido-bot muhribi olsun—umumiyetle fırsattan istifadeye çalışırlar. Ya gecenin zifiri karanlığından bil istifade sessizce düşmana tekrib ederek faal tahribkariyesini derhal icra eder ve faali meşru katlini icra eylediği mevkiden kemali süratle uzaklaşır.Yahut bir meydan muharebesinin en kızgın zamanlarında resmen toplarının mıntıkayı mahlikesinden hariç bir mahalde ve metrkabi fırsat bir halde dolaşırken gözüne kestirdiği bir geminin üstüne – bir atmaca kuşunun şikarı üzerine atılması gibi –tam yol ile saldırarak torpidosunu endaht eder.Veyahut birkaç tanesi bir olarak – ne kadar kuvvetli olursa olsun – tek bir düşman sefinesi üzerine güpe gündüz saldırırlar ve derecei muvaffakıyetleri iyi de; ancak düşman topçularının maharet ve itidal demleriyle ölçülebilir.
Şuracıkta ufacık bir hesap yapalım:
Bu sınıfdan dört veya beş geminin on millik bir mesafeden en mükemmel bir sefine harbiye üzerine tam yol ile hücumunu tasvir edelim.Bu gemilerin torpido endaht menzili olan ( 3000 metre ) dahiline girmeleri için icap eden zamanı hesap edecek olursak tahminen 13.5 dakika olduğunu buluruz.Tekneleri fevkalade küçük bir hedef arz eden ve dakikada takriben <> kademlik bir mesafe kat eden beş gemiye nişan alıp endaht icra etmek ve dakikada << 3650 >> kadem miktarı değişen bir menzil için lazım gelen teshihatı lainkita tatbik etmek ve kemali muvaffakıyetle hedefe isabet ettirmek her bir topçunun karı değildir. Meğer ki tesadüf olanca kuvvetiyle icraya hüküm ede!!…
Eğer bu gemilerin aynı mesafeden mamafi muhtelif istikametlerden hücumunu tasavvur edecek olursak – ki adalar arasında pek mümkündür—yukarıdaki müşkülata ateşin beş kısma ayrılması da inzimam eder ki düşmanın ihtimal muvaffakıyetinin daha ziyade azalacağı vareste iştibahtır.Adalar arası olan bir daral harbde menzil iptidayinin bazen on milden de noksan zuhur etmesi ihtimali de derpiş edilince bu sınıf sefainin iyi bir mertebe ile < lehi basırda > ne gibi mucizeler göstereceğini her sehab azan takdir edebilir.
Ali şükrü
Sayfa: 39

Bir ihtiras garibin şamatı olan Rus – Japon muharebesi Tsushima faciasiyle nihayet bulduğu zaman zül malzemeden her biri, tetkikat ve talilat mahsusasına göre, bundan bir dersi ibret almıştır. Bu yeni muktesebatı en evvel mevkii faal ve tatbike vaz eden İngilizlerdir. İngiltere bahriye nezareti, baltık filosunu perişan eden en büyük müesserlerin Japon zırhlılarındaki ( 30 : 25 ) santimetrelik çaplı büyük toplar olduğuna ve çapları ( 20 ) santimetre kadar olan nispeten küçük topların bir harbi bahriyede o kadar tesiratı faliye icra edemediklerine kani olmuştu. Binaenaleyh, İngiliz erkanı bahriyesinin bu harbi elimden aldıkları dersin hülaset elhülasasını arz etmek mümkün olsa ihtimal şöyle demek iktiza eder: <>
İşte şu fakir ve kanaatın sevkiledir ki İngiltere hükümeti Aksayı şark muharebesinin ferdası olan 1905 senesinde hemen cesim bir zırhlı inşaasına tevessül etti. Mukaddema İngiliz donanmasında mevcut bulunan bir sefinei harbiyenin namını ihyaen yine ( drıdnot ) tesmiye edilen bu cesim ve seri zırhlının islihası başlıca ( 30.5 ) santimetrelik on kıta topdan ibaret idi. o zamana kadar her zırhlıda mevcut bulunan ve alelkesir ( 15 ) santimetrelik küçük toplardan mürekkep olan ikinci batarya, bu yeni zırhlıda yoktu. Bütün topları büyük, pek cesim ve seri olmakla o zamana kadar mevcut zırhlılardan pek başka olan yeni ( drıdnot ) zırhlısı 1906 şubatında kral yedinci Edward hazretleri tarafından deryaya tenzil edildi. Bu zırhlı, tarihi bahride bir tür cediti tekamül açmıştı. Cihanın enzar dikkati bu mahuf kalai seyyareye matuf idi. filhakika ( drıdnot ) un sistemini hiç bakınmıyanlar ve bunun inşasını terviç etmeyenler bulunmakla beraber, İngilizlerin ve İngiliz matbuatının bir ekseriyet azimesi tarafından bu zırhlının kuvvet ve mükemmeliyeti lisanı takdirle yad olunmakta ve bunun inşaatı bahriye hususunda bir tür
Sayfa : 40

Amerikanan << Michigan >> drod-notu

Sayfa: 41

tekamül açtığı masren beyan edilmekte idi. drodnot taraftarı olanların fikrince bu zırhlının inşa olunmasından evvel yani ( 1905 ) senesine kadar destiğaha vazı edilmiş olan zırhlılar, ki bunlara umumi olarak ( piredrodnot ) Pre-dreadnoughts namı verilmektedir. Artık yavaş yavaş metruk kaleciklerdi. Hatta o zaman İngilterenin en mükemmel zırhlısı olan (king Edward) zırhlısı bile (drodnot)a nazaran ehemmiyetsiz bir gemi adolunmağa başlamıştı. Hülasa İngilizlerin ekseriyeti nazarında, Rusları aksayı şarkta perişan eden dest metin satud güya küçük topların birat mahkümiyetini de imza etmiş, artık büyük topların, büyük zırhlıların rüchan fevaidi meydana çıkmıştı.
Gariptir ki, aksayı şark kahramanı Japonlar, bilfiil bu harbi muzafferiyetle neticelendirdikleri halde, bu fikirde bulunmuyorlardı. Büyük çaplı topların hizmeti azamesini takdir etmekle beraber, onlar muvaffakıyetlerini ( 15 ) santimetrelik toplardan mürekkep ikinci bataryanın balansı seri ve daha sahih olan atışlarına itaf ediyorlardı. Binaenaleyh onlar, büyük ve küçük çaplı toplardan mürekkep olmak üzere, yeni zırhlılarını muhtelif cesamette toplarla nesalilh ediyorlardı. Filhakika Rus – Japon muharebesinin kafi safahatı kemali dikkatle tetebi edilirse bir ( 15 ) santimetrelik topların da pek büyük tesirat icra ettikleri tezahür eder.
Şu arada inşaatı bahriye tarihine biraz atıfı nazar edelim. Geçen asrın yetmişinci senesine doğru İngilizlerde, sefini harbiyeyi kamilen ağır toplarla teçhize bir temayül görülür. Şimdi olduğu gibi o tarihte de, sefainin sıkleti ile sürat ve hareketi arasında rekabet icrası hüküm ediyor. Napolyon muharebatı zamanlarında ( 74 ) toplu gemiler, daha sahil idare ve daha az masraflı olduğu için, ( 120 : 100 ) toplu sefaine tercih edilmekte idi. fakat 1870 senelerine doğru sefainin kamilen büyük toplarla teçhizi hevesi uyanmış ve bahri ( 35 ) ton sikletinde topları hamil ( desteyeşin ), sonra (38:35) tonluk toplarla ( zanderer ), daha sonra ( 38 ) tonluk toplarıyla eski (dırotnot), ve nihayet ( 1881 ) senesinde ( 81 ) tonluk toplarıyla (infleacassible) zırhlıları inşa edilmişti. Fakat bu tarihten sonra yine ( 38 ) tonluk toplarıyla ( ağamemnun ) ve ( ajakıs ) zırhlıları inşa edilerek, küçük toplardan mürekkep ikinci bataryanın lüzumu yine his edilmişti. Bu hal, az çok tahvilat ile, 1905 senesine kadar devam etmiş ve işte o zaman yeni (drotnot)un inşasıyle yine münhasıren cesim toplara temayül edilmiştir. Binaenaleyh ( drotnot )un inşası, tarihin otuz, otuzbeş senesi evvelki devrinin bir defa daha tekrarı ad oluna bilir.
Drotnotun islahiyesi on kıta ( 30.5 ) santimetreden ibaret olup bahri (67) ton sıkletindedir. Bunlar çift olarak beş ( taret )
Sayfa: 42

İngilterenin <> drot-notu

Sayfa: 43

dahline mevzu eder. Bu zırhlıdan sonra İngilterenin aynı tarzda inşa ettiği daha cesim zırhlıların adedi sekize baliğ oluyor. Diğer devletlerde İngiltereye emteşalen aynı sistemde cesim zırhlılar inşa etmişlerdir ki bunlara bin el halik dreadnought’lar namı umumisi verilir. Dreadnoughtdan evvelki zırhlılar içinde içinde en mükemmeli ( king Edward ) zırhlısı olduğunu söylemiştik. Bu zırhlıya nazaran dreadnoughtun fark ve racihanı nedir? Evvel emirde ( dreadnought ) yeni usul ( tariyyen ) makinasıyla mechuz olup mehcuz olup sürati saatte ( 21 ) mil bahridir. Saniyen (17900) ton mai mahrecinde olduğundan pek cesim ve daha iyi muhafazalıdır. Salisen topları kamilen büyük çaptadır. ( king Edward ) ise ada makine ile meçhuz olup sürati ancak ( 18 ) mil, mayi mahreci ( 16350 ) tondur. Topları dahi dört kıta büyük topla beraber küçük toplardan mürekkeptir. Binaenaleyh ( dreadnought ), evvelki zırhlılara nazaran sürat, cesamet, top cihetiyle faiktir.
Rus – Japon muharebesi dreadnoughtların inşasına bir sebebi acil olmakla beraber, bu nevi gemilerin inşası için daha evvel bir temayül vardı. Çünkü zamanımızda harbi bahri, hayli uzak mesafeden icra edildiği cihetle, menzilleri büyük olan cesim topların fevaidi aşikardır. Ba husus müdhiş bir alt tahrip olan seyyar torpidoların endaht menzilleri pek ziyade büyüdüğü cihetle, çapı büyük ve menzili de bililtiba büyük olan toplara luzum his edilmektedir. Binaenaleyh dreadnoughtların inşasını istilzam eden esbabdan biri de topçuluğun zamanımızdaki terekkiyat harukuladesidir.
1870, hatta 1880 senesine kadar sefain harbiyede top talimlerinden ziyade direklere, serenlere, yelkenlere ehemmiyet verilirdi. Fakat bilahare yeni zırhlılar gibi, << yeni sistem zabitler >>de meydanı faaliyete çıkarak bütün sayi ve gayretlerini topçuluğun terakkiyatına hasr ettiler. Artık yelken talimleri, çümaryolar vesaire tabiatıyla ortadan kalkmağa başladı. Teceddüter fedari olan bu zabitlerin topçuluktaki mesai ve akdematı büyük muvaffakıyetler vermeğe başladığı gibi, İngiltere bahriye nezareti de bu mesaiye muzaharet etti. Gemilerinde endahtı hali mükemmeliyete isal eden zabitanı takdir ve ihrazı tevfik edenleri taltif etti. Fakat top taliminde bir had vardı. Terkiyetı matlubeyi temin için topları ve top teferruatını da ıslah edildi, teleskoplar kabul edildi ve endahtın inhirafatını tashih ve izale için pek muğlak ve nazik alat vücuda getirildi. Bir taraftan top teferruatı islah ve yeni aletler ihtira edilmekle beraber, diğer taraftan da ateşin saht idaresindeki ehemmiyet ve müşkülat da tezahür etti. Topları idare için mütefennin ve muktedir zabitan tefrik edildi. Fakat gemide muhtelif nevi ve çapta topların mevcudiyeti endahtın
Sayfa: 44

mükemmeliyet idaresini işgal ve hata ihtimalini tezyid ettiği için, nihayet topların kaffeten aynı çapta olması mucibi muhsinat olacağı kanaati hasıl oldu ki işte bu cihet ilk defa olarak ( dreadnought )da temin edilmiş bulunuyordu. Binaenaleyh ( dreadnought ) yalnız aksayı şark muharebesinin mahsulü tetkikatı olmayıp, belki bu hususda topculuğun terakkiyat ve tekmilatı da icrai tesirden hali kalmamıştır.
( dreadnought ) cidden evvelki zırhlılara faikmidir? Bir düşmanı hattı harbden defi ve ihraç edebilmek hususunda en muvaffak silah dreadnoughtta olduğu gibi mahdut adede ve aynı tarzda cesim ( 30.5 ) santimetrelikler midir, yoksa ( king Edward )da olduğu gibi dört kıta (30.5) ve dört kıta ( 23 ) toplu beraber ayrıca bir de küçük top bataryasından mürekkeb toplar mıdır? Bu mesele hakkında en meşhur erbabı ihtisas arasında o kadar tezatı efkar mevcuttur ki bu babda bir karar ithaz etmek kabil değildir. Küçük bir mukayese yapalım: ( 30b5 ) santimetrelik bir top (385) kiloluk bir mermi endaht ediyor. ( 15 ) santimetrelik bir top ise en çok ( 45 ) kilo sıkletinde bir mermi endaht edebiliyor. Fakat ( 30.5 ) santimetrelik bir topun iki mermi endaht edebildiği bir zamanda diğeri sekiz mermi atabiliyor. Binaenaleyh, iki kıta ( 15 ) santimetrelik top, muayyen bir zaman zarfında, hemen ( 30 ) santimetrelik topun endaht edebileceği sıklette mermi atabilir. Aynı zamanda iki kıta ( 15 ) santimetrelik topun mecmuu sıkleti, bir kıta ( 30.5 ) luk top sıkletinin ancak yedide biri kadardır. Demek ki ondört kıta ( 15 ) santimetrelik topdan yine bir dakikada yalnız (770) kilo sıkletinde mermi endaht olunabilir. Bu cihet bittabi calibi nazar dikkatdir. Fakat ( 15 ) santimetrelik topların süratle mermi yağdırmaları düşmanın kuvvei maneviyesini ne kadar kesr ederse etsin, bu mermiyat ile (30.5) santimetrelik topun bir mermisi arasında kuvvei tahribiye noktai nazarından, mukayese bile kabil değildir. ( 30.5 ) luk bir topun endaht ettiği ( 385 ) kilo sıkletindeki o cesim maden kıtlesinin tahribat azimesini rey-el-ayn görmelidir ki, bunun dehşeti fikirde bihakkın tecessüm edebilsin. Dakikada böyle yirmi mermiyi endaht edebilecek derecede silahlanmış olan cesim bir zırhlı karşısında hangi düşman titremez! Eğer bu mermilerden her biri hedefe isabet edecek olursa dünyada hiçbir zırhlı yoktur ki, bu müthiş ateş karşısında bir dakika bile muhafazai mevcudiyet edebilsin. İşte bu mukayese neticesinde fakir dreadnoughtların lehine meyil ediyor. Dreadnoughtlarda toplar hep bir çapta bir tarzda olduğu için, endaht daha mükemmel ve sahih idare olunabilir; gemi daha cesim ve daha iyi muhafazalı olduğu için düşman atesine
Sayfa: 45

bilnisibe fazla mukavemet edebilir. Aynı zamanda sürati de fazladır.Harb zamanında topların adedi değil, mermiyatın adedi isabeti fayda verir. Topunu iyi atabilen, muzafferiyetten bilnisibe daha emin olabilir. Dreadnought on kıta ( 30.5 ) santimetreliği hamleder ki, burda nizamında yani yandan bir harbde toplarından sekizini bir tarafa tevcih edebilir. Her top dakikada iki mermi endaht edebildiği için, mermiyatın hedefe isabeti farz olunursa, endaht devamlı bir ateş addoluna bilir. Bu ateşe maruz kalan bir zırhlı ise mahküm fenadır. Çünkü bu cesim mermilerin on tanesi alelade bir zırhlının hayatına bedeldir. Dreadnoughtlar ise daha iyi muhafazalı ve zırhlı oldukları için belki on taneden biraz fazlasına mukavemet edebilsinler.
Dreadnought zırhlısı 1906 senesinde deryaya tenzil olunmuştu. O zamandan beri inşaatı bahriye o derece terakki etmiştir ki ilk dreadnought bu gün adeta küçük bir zırhlı derecesinde kalmıştır. Ondan sonra İngilterenin inşa ettiği zırhlılardan üçü ( 18600 ) tona diğer üçü ( 19250 ) tona ve biri (21000 ) tona olduğu gibi elyevm derdest inşa olan (zanderer) nam zırhlının mai mahreci ( 26500 ) tondur. Hatta amerika hükümeti elyevm ( 27000 ) tonluk iki kıta zırhlı inşasını bahriye bütçesine dahil ettiği gibi seneyi atiye zarfında beheri 4.000.000.- osmanlı lirası kıymetinde ve (32000) ton cesametinde iki zırhlı inşasına parlementoya teklif etmiştir! Bu cesim zırhlılara super-dreadnoughts nam umumisi verilir ki bunların yanında asıl dreadnought ne kadar küçük kalmıştır!
Fakat İngilterede bu gün efkarı umumiye (dreadnought) tarzında mücehhez, cesim zırhlıların aleyhine temayül etmektedir. Amishery istihlaken bahriye lordluğuna tayiban olunan Amiral ( sir Artur Wilson ) gibi, diğer birçok İngiliz zabitanı, bundan on sene evvel olduğu vechile 15000:16000 tonluk zırhlılar inşası ve bunların muhtelif çapta toplarla teçhizi taraftarıydırlar. Dreadnought sistemine muhalif surette inşası düşünülen bu zırhlılara (anti dreadnought) Anti-Dreadnoughts’lar namı verilir ki bu zırhlılar (15000) tonluk kadar olacak ve başta, kıçta birer (33) sentimetrelik top ile muhtelif adette (23) santimetrelik ve daha küçük toplarla teçhiz edilecek imiş. Böyle bir zırhlı (1.500.000) osmanlı lirasına mükemmelen inşa olunabileceği gibi, idare masrafı vesaireden de tasarruf edilecektir. Bahusus, dreadnoughtlar ve büyük dreadnoughtların inşasından naşi mevcud havuzlar gayri kabil istifade bir hale geldiğinden ayrıca havuz mesarifi de icap etmekte idi ki bu sayede ondan da kurtulmuş olmak muhasenatı derpiş
Sayfa: 46

olunmaktadır. ( dreadnought ) a muarız olan bu zabitan, badema zırhlıların uzak mesafelerinden harb edeceklerini nazarı itibara alarak yeni yapılacak sefaine cesim ( 33 ) santimetrelik iki kıta top vazı olunacağını beyan etmektedirler. Bu zevat bir zırhlının kuvvayı tariziyesini cesim mermiyatın şiddet tesiratı üzerinden değil, belki mecmu toplarının kuvvayı zindesi hasılı üzerinden hesap ediyorlar.Mutallaat salifeden görüldüğü ve cehle, istikbal hakkında henüz bir kararı kati dermiyan olunamaz. Dreadnought elyevm pek çok tarafdaranı olduğu gibi, muarızları da vardır. İngilizlerin şimdi dreadnoughtlardan memnun görünmemelerine mukabil, onlar kadar sahip vakıfı irfan olan Amerikalıların, bahri on kıta ( 35 ) santimetrelik toplarla meçhuz ve (32000) tonluk büyük dreadnougthlar inşasını düşündükleri nazarı itibara alınmak tabiidir.
Erkanı harbiyei bahriyeden
Emir Vahid

Sayfa: 47

Tahtelbahirler
Tahtelbahrler – Tahtelbahrler denize nasıl dalarlar? –Tahtelbahrler düşmanınasıl görürler? Tahtelbahrlerin islahası – Tahtelbahrlerin emniyet ve tahlisiye tertibatı.Adi sefain gibi sathı bahride sabır etmekle beraber, indi el hace denize dalarak hariciden hiç görünmeksizin hareket edebilen merakibi sağıreye <> namı umumisi verilir. Bunlar umumiyetle bir Havana sigarası şeklinde ve 300 / 600 tona mayi mahrecindedirler. Başlıca hizmetleri düşman sefain harbiyesine takrib ederek hamil oldukları zat ül hereke torpidoları endaht ve bu veçhile düşman gemilerinin teknelerini tahrib etmektir. Tahtelbahrler sefin e-ye gibi yalnız deniz ve havanın tesiratına değil, belki aynı zamanda tahtelbahr seyir ederken suyun tazyikat müdehhişesine de tahammül edeceklerinden, iyi yumuşak çelikten inşa olunurlar. Bu sefainin inşası pek büyük sanatkarlığa ve işçiliğe ihtiyaç gösterir.
Tahtelbahr sefain veya vesait inşa ederek düşmana taarruzata bulunmak tasviri bahriyeyi pek eski zamandan beri işgal etmişsede henüz şimdiye kadar bunlar hiçbir harbi bahride bilfiil ifayı vazife etmemişlerdir. Kayıtlı tarihiyeye nazaran en evvel tahtelbahr vasıtadan harbde istifade etmeği düşünen amerikalı ( david Bushnell ) namında zattır ki 1776 senesinde Amerikalılarla İngilizler arasında muharebe olduğu zaman el ile tahrik olunur bir tahtelbahr sandal yapmış ve buna büyük bir torpil bağlamıştı. Bu sandal ile ( Staten İsland ) da yatan İngiliz donanmasına takrib etmiş ve torpili düşman gemilerinden birinin altına rabt ettikten sonra geri çekilip bunu patlatmak istemiş isede geminin altı bakır kaplı olduğu için rabt edilemimiş ve torpili orada bırakıp çekilmiştir. Torpil suların ceryanına tabien biraz sabih ettikten sonra hernasılsa açıkta patlamış ve müthiş bir surette suları havaya fırlatmıştır. Bunun üzerine İngilizler kaçırdıkları tehlikeden haberdar olmuşlardır.
Şimdiki tahtelbahr ise 1875 senesinde ilk defa olarak Felemenklilerin yaptıkları bir tecrübenin mahsulüdür. O tarihte yapılan tahtelbahr pek küçük idi ve el ile tahrik olunuyordu. 1880 senesinde İspanyalılar ve sonra Fransızlar, İngilizler tahtelbahrler inşasına başlamışlardır. Bu gün ise düveli bahriyenin küffesi tahtelbahre malikdirler. Bizim şu makalede mevzuu bahis edeceğimiz tahtelbahrler ise zamanı hazırda istimal edilen 300 / 500 tonluk muntazam ve nisbeten mükemmel olanlarıdır.
Tahtelbahrlerin ahvali haziresi:
1906 senesine kadar tahtelbahrler bir hali tecrübe geçirmiş addolunabilir. Şimdi artık bu sefain ziyadesiyle tekamül etmiş ve sanayinin şerait haziresi dairesinde, bunların harbde nasıl ve ne dereceye kadar ifayı vazife edebilecekleri hakkında erbabı ihtisasca bir fikri sarih hasıl edilmiştir. Evvelce her devletin kabul etmiş olduğu tahtelbahr sefainin sistemleri arasında hayli fark mevcud iken zamanımızda bu fark hemen zail olmuştur. Binaenaleyh, bugün düveli bahriye umumen hemen aynı sistemde tahtelbanrler inşa ediyorlar. Bu murakıbin amili bir silah taarruzu olamıyacağı zannında bulunanlar. Şimdi tekmilat meşhude karşısında tebdili fikre mecbur oluyorlar. Şu kadar ki bunlar henüz siyasiyatı devlete ve inşaatı bahriye ye esaslı bir inkilab vücuda getirebilecek dereceye gelmemişlerdir.
Şimdiye kadar tahtelbahrler bir devletin israrı harbiyesinden adolunurdu. Fakat bunların ahvali umumiyesi ve tarzı inşa anı hakkında her tarafca artık ıtıla hasıl olduğu cihetle, şimdi israr harbiyeden
Sayfa: 48

<> sathı bahride iken

Sayfa: 49

adolunamazlar. Ancak her devlet hususi bazı tertibat ve islahat vücuda getirmiş olabilir. Bugün tahtelbahrleri Amerika, İtalya, Fransada hususi fabrikalar inşa ediyor. Avusturyada ( whitehead) ve İngilterede dahi ( vickers ) kampanileri hükümetleri hesabına tahtelbahrler inşa etmektedirler. Böyle hususi inşaat bahriye fabrikalarının tahtelbahrler inşasına başlamaları sayesinde mukaddema bu gibi sefaine malik olmayan diğer devletler dahi tahtelbahrlar sipariş ve tedarik etmişlerdir. Zamanımızda tahtelbahrler sırf bir eseri nümayiş değildir; belki devletlerin kuvvayı bahriyelerini mukayesede nazarı ehemmiyete alınan vesait muhammeyi harbiyeden muadiddirler.
Mukaddema tahtelbahrler başlıca iki tarzda yapılırdı. Birincisi, sefinenin mahrukat mayesine mahsus mehil ile sefere hazinelerini usul teknenin haricinde inşa etmekti. Aynı zamanda sefinenin satıh bahride seyrini temin için iktiza eden ihtiyat kuvvei sebhiye, mahı mahrecin yüzde 30 / 35 i derecesinde idi. bu tarzdaki tahtelbahrlere Submersible tabir olunurdu. İkinci tarzda inşa olunanlar ise hemen umumiyetle bir üstüvane mukaddeminde olup aksam hariciyesi yok gibi idi. mahrukat ve sefere hazineleri usul tekne dahilinde ve ihtiyat kuvvei sebhiyesi dahi yüzde 5 /10 derecesinde idi, bunlara (sous marin ) denirdi. Fakat zamanımızdaki tahtelbahrlerde bu iki sistem merc edilerek satıh bahride daha iyi seyir edebilecek tarzda ve denize tahmil etmek üzere sabihini fazla bir haldedir. Binaenaleyh artık iki suretle tefrike hacet kalmamıştır.
Şimdiki halde erbabı ihtisas İtalyan kabul ettiği sistemi diğerlerine tercih ediyorlar. Sipezyadaki ( fiat ) fabrikası İtalya hesabına imtiyazlı bir şekil mahsusi haiz ve bizi tekneli tahtelbahrler inşa ediyor ki bunların ( 130 ) kadem imkanda bile suyun tazyikine tahammül edebildikleri rivayet ediliyor. Gerçi fennen üstüvani bir tekne bizi tekneye nazaran daha ziyade tazyike mütehammil olduğu için her devlet umumen üstüvani şekil tahtelbahr inşasını kabul etmişlerse de bizi bir tekne birde takviye ibdarın aynı derecede tazyike mukavim hale getirmek mümkündür. Halbu ki bizi tekne makine ve saire için müktezi mahal noktai nazarından daha idareli olduğu gibi muvazinin hususunda da muhessinatı vardır. Şimdi ( fiat ) fabrikasının inşa ettiği tahtelbahrlerin ebadı tulen 140, arzen 17, imkanen 7 kademdir. Diğer devletlerin inşa ettirdikleri tahtelbahrler ise alielkesir 140 kadem tulunda ve 14 kadem arzındadır. Son zamanlarda inşa edilen tahtelbahrler açık denizlere mahsusdur. Bunlar uzun mesafelere seyir edebildikleri gibi muvakkaten hayli uzak mehillerde suret gidebilirler. Halbuki mukaddema yalnız sahillerde istimal edilmek üzere tahtelbahrler inşa edilirdi. Şimdiki tahtelbahrlerin mağtus bir haldeki mai mahreçleri 500/600 ton raddesindedir. Bunlar tahtelbahr seyir ederken saatte sekiz mil vasati bahride azami 14/15 mil seyir edebilirler. Mamafih sürati tesbit için cesametini de tesbit iktiza ediyor. Bu sayede muvaffak ve kuvvetli makinalar vazı olunabilir. Fakat cesamette bir dereceye kadar tesbit olunabilir çünkü gemi büyüdükce sevk ve idaresindeki müşkülatta o nisbette tezayüd eder ve sığlığa oturmak tehlikesi hasıl olur. Şu kadar ki dümen tertibatı islah edildikçe bu müşkülat da o nisbette mündefi olacaktır. Şimdi tahtelbahrlerin arzı ile tülu arasındaki nisbet 1/10 derecesindedir. Halbu ki evvelce 1/5 nisbetinde idi.
Tahtelbahrde kuvvei mahreke umumiyetle elektriktir. ( 500 ) barkır kuvveti hasıl edebilen ve benzinle işleyen mükemmel motorlar vasıtasıyla kuvvei elektrikiye hasıl olur. Ayrıca kuvvetli elektrik bataryaları, akümülatörler vardır. Dümenlerde elektrikle idare olunur, gayet mükemmel çelik mahzenler dahilinde tazyik olunmuş hava da vardır. Yalnız Fransa hükümeti, satıh bahride bu sefaini tahrik için baha istimal
Sayfa: 50

ediyorsa da diğer devletler bu usulü kabul etmemişlerdir. Motorların envai muhtelifesi vardır. Bunlar elyevm pek islah edilmiş bir halde iseler de yine elim kazalara meydan vermemek fikriyle, bunlara tamamen emniyet olunamamaktadır. Binaenaleyh kriban islah ve pek mükemmel ve emin bir vasıta haline efrağ olunabilirler.
Tahtelbahrler su üzerinde seyir ettirebilmek için daima bir ictiyat kuvvei subhiye bulunur. Bunu izale için birkaç usul vardır. Bunlar da sefinenin sefer hazinelerine hususi valfları açarak istenildiği kadar su almak veya ufki dümenler vasıtasıyla gemiye bir meyil vermek, yahud bordolarda dolanı ve mail kanatlar vasıtasıyle sefineyi olduğu yerde suyun altına tazyik etmektir. Dümenlerin icrayı faal etmesi, sefinenin harekette bulunmasına vabeste olduğundan meyil vermek suretiyle dalmak usulu ancak seyir halinde kabil olur. Binaenaleyh gemi suyun içine daldıktan sonra makine tevkif ederse kendiliğinden yine sathı bahre çıkar. Bu usulün bazı mahzuru vardır: dümen icrayi faal edince tahtelbahr ve halen 10 / 12 derece meyil hasıl eder ki bu halde dalan bir sefine eğer hissen idare olunamassa dibe doğru gider. Mamafi bu mahzuru izale için sefinenin kıçında olduğu gibi başında bir çift ufki dümen vazı etmek ciheti tasavvur edilmektedir. Bir tahtelbahrin olduğu yerde dalabilmesi için amudi pervanelerle de tecrübeler yapılmış isede kabulü amiheye mazhar olamamıştır. Bilekis İtalyanlar böyle yapmaktadırlar. Umumen kabul edilen diğer usul, sefinenin yanlarına ufki, büyük levhalar rabt ederek bunları hini hacette tahrik etmek ve böylece sefineyi suyun altına tazyik eylemektir. Bu sayede sefine nisbeten ufki bir vaziyette kalacağından mürettebat daha rahat ve salim bir surette ifayı vazife edebilirler. Mamafih bu levhalar sürate mani olur. Sürat ise tahtelbanrler için pek mühim bir meseledir. Bir tahtelbahrin denize dalabilmesi için geçen zaman dörtbuçuk veya beş dakikadir. Su altında ali ala kesir 16 / 20 kadem umk kadar inilir ki bu umk? Mikyası umk altlarıyla suret sahihede anlaşılacağından ufki dümenler vasıtasıyla ona göre tanzim ve muhafaza olunur.
Tahtelbahrler düşmanı nasıl görürler?
Tahtelbahrların satıh bahrideki küffei eşya ve sefaini görebilmeleri için (periskop) aleti istimal olunur. Bu alet laakall iki borudan ibaret olup biri düşman veya hedef üzerine tevcih edilir, diğeri ile de ufkun diğer ciheti tarassut olunur. Alet kendi mihveri etrafında devir ettiği gibi aşağı ve yukarı yöne amudi de hareket edebilir. Her iki husus içinde ayrı ayrı tertibat vardır. Bu alet sefine dahilinden yukarıya doğru uzanır ve su sathından biraz yukarıya kadar çıkar. Bunun ihtizaz etmeyecek surette mükemmelen gemiye rabt edilmesi şarttır. Bunun için aletin tulu o kadar büyük olamaz. Alelade borunun tulu 23 kademdir. Bunun hakkıyla ruyet ve tarassudu temin edebilmesi için iyi ziya alması ve adi deniz dalgalarının altında kalmaması ve eşyayı hali tabiiyesinde göstermesi lazımdır. Mamafi tahtelbahr tamamen deniz altında seyir edip mezkür altın istimali kabul olamazsa mükemmel pusulalar umk matlup muhafaza edilir. Bunun için bir nevi tesviye ruhu da vardır. Sefine kamilen denizin içinde seyir ederken elektrik lambalarıyla tenvirat icra olunur ve mürettebat güya adi bir sefine kamarasında bulunuyormuş gibi, kendilerinin deniz içinde olduklarını his etmezler.
Tahtelbahrler alelade onbeş neferle idare olunurlar. Bunlar denize pek mütehammildirler ve dahilen ihtirak eden bir nevi ( internal combustion ) makine ile hareket ederler. Bu gün Amerika hükümeti hesabına sipariş olunan tahtelbahrler mağtusen saatte beş mil gidebilmek üzere mütemadiyen ( 150 ) mil seyir edebileceklerdir. Halbu ki orta bir süratle sathı bahride mütemadiyen ( 3000 ) mile kadar gidebilirler.
Sayfa: 51

Tahtelbahrlerin islahası:
Tahtelbahrların başlıca islahası seyyar torpidolardır. Bunlar düşman sefain harbiyesine takrib edebilirlerse bu torpidoları endaht ederek icrayı tahribat ederler. Alelade bunların baş ve kıç taraflarında torpido endahtına mahsus iki; üç kovan bulunur. Mamafih Fransızların inşa ettikleri bazı tahtelbahrlerde yedi kovan bulunur. Gerçi bu kadar çok kovan bulunması mevcub müşkülat ise de bir hayli mesarifle vücuda getirilen bir tahtelbahrin yalnız iki kovanla mechuz olmasını Fransızlar tasvip etmiyorlar. Çünkü böyle bir hücum anında tahtelbahrlerin içinde tekrar kovan doldurmak için zaman kalmaz. Bunun için Fransız tahtelbahrlerinin ekserisinde baş ve kıç kovanlarından maada yanlarda da ayrıca kovanlar vardır. Bunlar tazyik olunmuş hava ile veya elektrik kuvvetiyle endaht olunurlar. Rusyanın (crocodile) sistemindeki tahtelbahri iki kıta ( 4 , 7 ) santimetrelik top ile iki kıta makine tahtelbahr için henüz tayin etmiş ve kabul olunmuş fenni harb

<< tahtelbahrler dalarken >>

Kovanı yoktur, bunlarla bazen altı ve dokuz sefinelik bir filo tertib olunursa da başlıca vazifeleri sahilin bir kısmını tarassut ve müdafaa etmektir. Bunların birkaçı bir düşman sefinei harbiyesine tesadüf ederlerse belki bir hareket taaruziye icra edebilir. Mamafi düşman takrib etmeden denize dalıp gözden nihan olmaları iktiza eder. Yoksa maf olmaları muhakkak gibidir. Donanma manevralarında bunların başlıca hizmeti, abluka edilmiş limanlara girip çıkmak ve ahval fevkalade de vasıtai muhabere vazifesini ifa etmektir. Şimdiye kadar, hiçbir harbde fiilen bir iş görmemişlerdir. Rus-Japon muharebesinde her iki taraf da bunlardan sipariş etmişlerse de henüz inşaatı tamam olmadan evvel harb neticelenmiştir. Mamafih bundan sonra vuku bulacak ilk harbde bunların muayyen bazı hareketi harbiye icra edecekleri şuphesiz gibidir. Onun için her devlet şimdiden kendisine tahtelbahrler tedarik etmektedir.Bunlara karşı istiamel edilecek esbab tedafiyeye gelince bu babda
Sayfa: 52

ameli hiçbir vasıtai kafiye bu kadar, bunlara karşı silah, yine kendilerinin henüz derecei tekmile vasıl olmamış bulunmalarıdır. Bunlara karşı torpido şapkaları, humbarali ağlar, hususi toplar ve bunların sahai ruyetini kapamak için sabih ve kesif dumanlı hunbaralar kullanılmış ise de bunların tesiratı mahdud bir derecededir. Hatta kabili sevk ve idare balonlar vasıtasıyle bunları tarassud ve takip etmek düşünülmüş ise de bu da o kadar kanaatbahş bir usul değildir. İşte bunun için, donanmaların muvaki sahiliyeye pek takrib etmemeleri ve tarassudat kafiyede bulunarak süratlerinden istifade ile bunlardan kaçmaları en iyi bir tedbiri tedafiyyedir.
Tahtelbahrlerin emniyet tertibatı: vukua gelen birçok kazalardan da anlaşılacağı vechile bugün tahtelbahrlerde emniyet tertibatı pek noksandır. Bir kaza vukuunda içeri hucum eden suyu harice def etmek için tazyik olunmuş hava istimal etmek veya eğreti omurgasını çıkararak satıh bahre suud etmek veya bir balon salıvermek suretiyle satıh bahride telefon muhaberatı icra etmek ve taze hava almak tecrübeleri yapılmış ise de bunlar o kadar kafi emniyet değildir. Bunlar için İngilterede tahlisiye tertibatı sandalları ve ( 800 ) tona istiab eder bir sabh tahtelbahr havuzu yapılmıştır. Almanya hükümette ( vulkan ) namında hususi bir tahtelbahr tahlisiye sefinesi inşa ettirmiştir. Bundan başka, ihtiyat hava mezik hazineleri bulundurmak ve toxil tabir olunan bir madde vasıtasıyla hamiz karbonu cazip ettirmek ve mevlud elhamuze vasıtasıyla hava hasıl etmek tecrübeleri de yapılmıştır. Bir tahtelbahr tamamen su altında iken dahilindeki hava, mürettebatı için yirmi dört saat kadar kafidir. Tazyik olunmuş hava hazineleri açılmak suretiyle bu müddet daha ziyade temdid olunabilir. Mamafih şimdiki emniyet ve tahlisiye tertibatı pek noksandır. Resmini derc ettiğimiz Amerikanın son ( narval ) nam taht elbahri mevcutlar içinde pek mükemmeldir. Bu tahtelbahr 35000 / 50000 liraya inşa edilmektedir.
Şimdiye kadar Fransa hükümeti yüz adet, İngiltere altmış, Rusya otuzbir, Amerika yirmi iki, İtalya onüç, Japonya onbir adet tahtelbahr inşa etmişlerdir. Bunların tarihi inşaları: 1893 – 1909 seneleri arasındadır.
Ahmed Vahid
Sayfa: 53

tahtelbahrler su altından gözetlemede.

Sultan Mahmudlar

     Vakayı ölüm bir devir ebediye tabi olduğu cihetle bir birine benzer hadiseler birçok defalar tekrar etmektedir. Hele vakayı mükerrere kahramanlarının isimlerinin de ekseriyetle müşaabe olması tesadüfat garibedendir. Müdekkikin salifenin inzar dikkatinden kurtulamıyan bu hadisat isimlerden tefaül ve teşaim gibi bir fakir tahsilini baş olmuştur. Filhakika biraz safvetle düşünülür ise insanın bu gibi tesadüfatı bir kaide hükmünda kabul edeceği gelir. Tarih Osmanı bize pek sarih gösteriyor ki: sultan Mustafaların ve hatta bidayet cilvesinde pek azimperverane temşiyet umura başlayan Mustafa sani dahi dahil olduğu halde kaffesi ne saadet şahsiyelerini ihzara nede tebalarının bahtiyarı halini temine muvaffak olamamışlar idi. Hele Mustafa paşaların yüzde sekseni birer facianın kurban cehaleti olmuşlardır. Tarihi Osmani malüm şehri merhum Salih paşa << Mustafa >> namı mübareğine çok kimsenin tahammül edemediğini söyler idi. sultan Abdülhamitler rakibei millete Kaynarca veya Stefanos muahedeleri gibi iki zincir bela geçirdiler.
     Sultan Selim evvel ve naleslerin edvar saltanatlarında hatayı masriyenin fetih ve istihlası niyyat Süleymanelerinin numunei bahiri olan birer tesadüfi mübarektir.
     Hükümdaran Osmani arasında ilk defa büyük adda mevsuf olan Sultan Muradlardır. Murad hüdavendiğarlar, Murad saniler, Murad rabbiler Osmanlılarca bais şeref ve saadet fütuhat azime sahibi oldukları gibi hayatı nisbeten dağdağasız geçen sultan Murad halis Dağistan ve Azerbaycan havalisini fetih ederek namdaşlarının ervah malisine ifrağ edilecek duayı rahmet ihlafa bihakkın kesbi istihkak eyladi. Sultan Murad hamis serir saltanatta nasıyei irfanını milletine gerçi üç ay kadar ancak gösterebildi isede yirmisekiz yıl envai mahrumiyetle kızaran iyiden hayatı facia piristlerin hikayatına ilelebed zemin olabilecek bir vesile müstesnadır.
     Selatin Osmaniyede sultan Muradlardan sonra büyük adede mevsuf olanlar cenabı şevketmeabımızla başa baliğ olan sultan mahmudlardır ki tarıh Osmanide silsileyi namı esamei  saireye

 sayfa: 54

nazaran manisiyle daha tabandır. Birinci çelebi sultan Mahmud: inkirazı kuvvei karibeye gelmiş olan devleti Osmaniyeyi yekden teşkil ederek <> unvan mefharetini ihraz etti.
     İkinci Fatih sultan Mehmet: İstanbulu fetih ve Roma şarki imparatorluğunu mahv ederek seraser fecait ve cehaletiyle inzar cihanda bir levhayı ibret vahşet teşkil eden kervan vasıtaya nihayet verdi de yeni bir kavmin tarihi vucuda getirdi. Üçüncü sultan Mehmet: Eğri ve Kanije muharebeleriyle ilmi askeriyede pek refi bir mevki ihraz buyurdu.Külfetine değmez neticelerinden sarfenzar, dördüncü sultan Mehmet; ordusunun mesai cengaveranesiyle Singütarda, Varşova kapılarında akid edilen muahedat bugün milletimizin en mümtaz vesail iftiharını teşkil eder. << Viyana kapılarında ikinci defa rekz livayı ihtişam eden Türk ordusu >> sözlarindeki sedayı haşmetmayil bugün her Osmanlının ruhundaki ahının hemaseti bir gulguleyi zafer ile tehziz etmektedir.
     Sultan Mehmet hamis hazretlerinin bu isimi muhterem ile yad edilen islaf malikanelerine müessir afalde müşabehteler daha şimdiden zahir olmaktadır.Birinci sultan Mehmetin selefi Yıldırım idi. beşinci sultan Mehmetin selefi her ne kadar Yıldırım değil değil idi isede her halde arz ile semadan hangisine mensup olduğu meşekkin bir afet idi. birinci sultan Mehmet medid bir fasıla saltanattan sonra cülüs tahbihat oldu. Beşinci sultan Mehmet, biatı refi edilmiş bir haftalık fasılayı saltanattan sonra padişah oldu. Üçüncüden maadasının selefleri dem ahirlerini ya fariğ veya mahcur saltanat olarak geçirmişlerdir, memaliki Osmaniye birinci sultan Mehmedin evvel tatarların yaz deh huyül gareti ve beşinci sultan Mehmetten evvel de memuriyenin baziçe maineti olmuşdu.
     İstanbul birinci sultan Mehmet tarafından muhasara ve ikinci sultan Mehmetin azmiyle fetih edildi.Şu suru muazzamın ikinci fethi beşinci sultan Mehmet hazretlerinin fethi fütuhatı oldu.
      Osmanlı donanması ilk defa ikinci sultan Mehmet hazretleri zamanında donanma denecek bir halde tanzim kılındı. Müddeti medide izhar mevcudiyet etmekten azade birakılmış olan aynı donanmanın yeniden ihyasına beşinci sultan Mehmet hazretlerinin zamanı saltanatlarında bütün milletin azim ve iştirakiyle çalışılıyor.Üçüncü sultan Mehmet zamanında Avusturyada sahibi nüfus bir arşidük Ferdinant var idi. beşinci sultan Mehmetin ahdi hümayununda milletinin gayreti nefsinde zahir ayn isimde bir sahibi azim vücut buldu.
Dördüncü sultan Mehmet zamanında evvelce hak hakimiyeti istihsal kılınmış olan Giritin tamamiyet irtibatı temin edilmiş olduğu gibi sultan Mehmet hamisin ahid hümayunları ayn netayiç müstehsineyi kafil görünmektedir.
Sayfa: 55

     Beşinci sultan Mehmet hazretleri birinci sultan Mehmetin surresi olan (5) ile ikinci sultan Mehmetin surresi olan (7)nin yekdiğerinde hasıl zarbı olarak (35)inci padişah olup müşarün ileyh hazretlerinin cülusları gibi meşrutiyetimizin teyidine en büyük bir bürhani muhtevi olan mubarek bin üç yüz yirmi yedi senei hicriyesi:
     ( 1 ) sultan Mahmud adli tarafından hattı mübareki hicaziyenin vehabiler yedinden istihlas kalınmasının yüzüncü senei devriyesi bulunmakla şayanı tezkar bir mevsim haccı muhtevi olup bu hizmetin ifası emrinde fedakarlıkları ve sadakatleri meşhud olmuş olan Mehmet Ali ve İbrahim paşaların hafiyetlerinin bu seneki haccı ihya hatıraya medar olmuştur.
     ( 2 ) Moranın sultan Ahmet salis tarafından istihlasının iki yüzüncü ve Belgradın Kanuni sultan Süleyman tarafından fethinin dört yüzüncü senesidir.
     ( 3 ) ilk seyahat padişahiyenin şeref ve kuvveyle güzel bir hatırayı tarihiyeye vesile olan Hereke ile ahiren teşrif buyurulmuş olan İzmit kasabasının hazret emir Orhan tarafından fethinin altı yüzüncü senei devriyesidir.
     ( 4 ) İmareti celileyi Osmaniyenin tealisini temin etmiş olan kuvvaniyenin Alaiddin paşa tarafından vazıından tam yüz sene sonra meşrut devlet aliyeyi Osmaniyenin meclis mebusanı tarafından meşrutiyet kanunlarının kabul edilmeğe başlanılması saadet atiyemizi mübeşir bir tesadüfü mübarektir.
Mahmud Maan

Sayfa: 56

( cerbe ) den dönerken. .
(Gelves-cerbah)

     Muhteşem donanmasıyle Akdenizi titreten, ( nis ) sahillerinde satvet Osmaniyeyi bütün azametiyle ala eden Barbaros Hayrettin paşa Beşiktaş sahillerinde gunüde hava sukün olduğu sıralarda, Osmanlı müzafferiyatı bahriyesine Turgutlar,Süleyman kanuninin devri pirisine tesadüf eden son senelerdi.
Süleyman kanuni, pederi kahraman Selimin bıraktığı miras zafer ve fütuhattan bütün manasıyla istifade etmişti; İbrahim paşalar, Barbaroslar gibi satvet ve siyaset Osmaniyeyi senelerden beri idare eden iki yari fenardan mahrum olunca, harem sultanın füsunkar nazireleri karşısında bütün hakimiyet merdanesini gayıp etmiş; Artık ondan sonra şehzadeler katl olunmuş, alaim zaife delalet eder idaresizlikler baş kestirmişdi.
     Fakat Barborosun başladığı silsileyi muzafferiyat elan devam ediyordu. Sinan paşa, italyanın Zerrin kumsalları karşısında her tarafı tehdid ediyor, Fransa kralı ikinci Hanrinin kuvayı bahriyesi donanmamızla müştereken hareket eyliyor, şevket bahriyeyi Osmaniye siyasi emellerine hizmet ediyordu; Fakat bu hizmetlerden hiçbir semere istihsal edilemiyordu. Osmanlı kuvvayı bahriyesinin en semeredar seferleri vatana büyük bir arazi ilhakına yardım eden, vatanı büyük bir ittifaka karşı koruyan seferlerdi. İşte bu seferlerin birinde Trablus Garp havalisi kamilen zabt edilmiş, Akdenize bütün manasıyla hakim olan Osmanlılar sahili şimaliye hükümetlerini azim bir endişe içinde bırakmışlardı. . .965 senelerine ( 1 ) doğru idi ki, Malta şövalyeleri Osmanlıların Trablus ve Cezayir sahillerindeki hakimiyet ve satvetlerine kati bir darbe vurmağa, karar vermişlerdi. Bu karar, bidayette Avrupa düveli bahriyesine müracaat suretinde tezahür etmiş, daha sonra hakiki bir surette hazırlıklar, ciddi teşebbüslar, icra edilmeğe başlamıştı.
     Fakat Osmanlı gemicileri bundan tamamıyla haberdar olmuşlardı. O sene seksen sekiz pare gemi ile denize çıkan donanmamız, (spetses) ispeçe açıklarında tesadüf eylediği bir İtalyan gemisinden ahvali haber alır almaz derhal Süleyman kanuniye arzı keyfiyet( 1 ) 1558 miladi.
Sayfa: 57

etmişti. O zaman bu cesur gemicilere on iki gemi daha gönderilmiş, ahvalin keşif ve tarassutu için Arnavutluk sahillerinde dolaşması emir olunmuştu.O sene Turgut paşa Trablus garb beyler beyliğinde bulunuyor, düşmanın bütün hareketini tamamiyle tarassut ediyordu. Akdenizi şecaat ve pazusu ile titreten bu deniz kahramanı artık o dalgalar ortasındaki medid çarpışmaları azim bir sukünet ve itidal ile icra eylemeye başlamıştı. Arada sırada, İspanyollara mütemayil görünen Tunus limanlarına hücum ediyor, bu sefer münasebetiyle ( Oran ) Mayorka itasını, Suranis sahillerini de yoklamadan, oralardan da bir iki kafile esir almadan geri dönmüyordu.
     Turgut paşa, bu türlü faaliyeti bahriye ile meşğul olduğu sırada Piyale paşa da Arnavutluk sahillerinde etraf ve civarı tarassut etmekten hali kalmıyordu. Piyale paşa bir taraftan vazifeyi askeriyesini ifa ediyor, diğer taraftan ahval siyasiyesi de takip eyliyordu. İkinci Hanri ile ikinci Filip beyninde bir ittifak akit olunması Piyale paşayı fevkalade şüphelendirmişti. Fakat bu ittifakın ve kuvvi Piyale için bedii hayret olmamak lazımdı; çünkü hiçbir vakit Fransızlar, Osmanlılarla samimi bir surette ittifak etmemişlerdi; hiçbir vakit bu ittifaklar, Osmanlı kuvvetini, Osmanlı satvetini, bir aleti menfaat olarak kullanmaktan başka bir şeye hizmet etmemişti. İkinci Hanrinin de selefi birinci Fransuvanın esirine tabiyet edeceği şüphesizdi! Fransuva Süleyman Kanuni ile ittifak etmişti; fakat bu ittifak, sırf menfaat zatiyesi içindi. Süleyman kanuni, Fransuvanın hısım canı Avusturya imparatoru Ferdinantdan Fransuva aleyhinde talebi ittifak için İstanbula gönderdiği sefiraya: << ben Fransuvaya karşı böyle bir harekette bulunaman. O benim biraderimdir. Kendisine daima muaveneti taahhüd ettim. >> suretinde mertce bir lisanı istiamel eylediği sırada, birinci Fransuva Osmanlılarla ittifakını bir ittifakı mülhidane add eden kurün vasatı mutaassıblarına karşı bu ittifakı şiddetle inkar ediyor, Osmanlıları düçar zayıf edebilecek ittifaklar taharri eyliyordu.O zaman ne Piyale paşa, nede Osmanlı ricali siyasiyesi Fransuvanın bu desisesinden azim bir saffet kalbiye ile haberdar olmuyorlardı. Fakat Fransuvanın halefi ikinci Hanrinin ikinci Filip ile ittifakı Piyale paşayı düşündürecek bir mesele idi. onun için ( Arta ) ve ( Preveze ) sahillerinden kımıldamıyor, kuvvei bahriyeyi burada bulundurmakla Trablusun muhafaza olunacağına emin bulunuyordu.
     Lakin o sıralarda kışın hüluli Piyale paşayı Halice girmeğe mecbur etmiş, Piyale paşa hasmın bu havalarda hiçbir teşebbüsü bahriyede bulunamıyacağına kanaat tame hasıl eylemiştir.Donanmanın Halice girmesi büyük bir hata olmuşdu. Düşmanın en fena, en fırtınalı
Sayfa: 58

havalarda bile her türlü teşebbüsata içtisar edeceği tabii idi. Osmanlıların bahri sefide hakim olmaları, onların indinde en müthiş deniz kazalarından daha büyük bir felaketti. Bu felaket daimi ve mütevelli olacaktı; bahri sefidde Osmanlı hakimiyetine kati bir darbe vurmak için her türlü fedakarlığı göze aldırmak lazımdı. Hatta ikinci Filip (Felipe) Sicilya valisine gönderdiği emirlerde: << Trablusu elde etmek bahri sefid eyaletlerini muhafaza için katiyen elzemdir. Her türlü fedakarlığı ihtiyar ederek burası zabt olunmalıdır >> diyordu. Buna bahri sefid sahilindeki hükümetler tamamen kani olmuşlardı; hatta bunun için 966 senesinin ağustosundan itibaren Messinaya askerler, gemiler toplanıyor; İspanya, Papa, Cenova, Floransa, Malta şövalyeleri, Sicilya, Napoli, Monako prensliği mukadderat atiyelerini temin edecek olan bu sefere bütün mevcudatlarıyla iştirak ediyorlardı.
Umum donanmaya İspanyalı Medina-Coeli dükü Jean de la Cerda kumandan tayin olunmuştu. Donanma elliüç büyük çektirme, dört kalyot, iki kalyon, yirmi sekiz yüksek, on iki alçak gemiden ibaretti. Donanma mürettebatı İspanyol, İtalyan ve Almanlardan mürekkep olmak üzere on dört bin kişi idi. teşrin evvel hulülünde donanma kamilen hazırlanmıştı. Fakat beş defa harekete kıyam etmiş, beş defa da muhalif rüzgarlardan dolayı limandan çıkmağa muvaffak olamamıştı.
     Nihayet şubatta kemali müşkülat ile Afrika sahillerine doğru yelken açmış, ( kerkennah )ya uğradıktan sonra beş günde Cerbe adasına vasıl olmuştu. Donanma buradan su aldıktan sonra (Trablus garb)a doğru yol almış, fakat gemilerde sari hastalıklar zuhuru iki bin cesedin denize atılmasına sebeb olmuştu. O zaman ( cerbe )ye dönmeye karar verilmiş; adanın tahkimi, burada emin bir asıl harekat tesis ettikten sonra Sicilyadan kuvvayı muavene çelebi daha muvaffak görülmüştü.
Müttefikin donanması ( cerbe )ye çıkar çıkmaz tahkimata başlamış, hatta Turgutun tahtı tabiyetine aldığı şeyleri bile elde etmeğe muvaffak olmuştu. Müttefikin şu muvaffakiyeti, muvakkat, na payidar bir galibiyetten başka bir şey değildi; kuvvetli bir donanmaya istinat etmedikçe ufak bir kalenin tahkiminden hiçbir fayda hasıl olamazdı! << Hıristiyanlar vakıa bazen muvakkat münafi elde ediyorlardı; fakat o devirde Osmanlılar bütün denizlere tamamen hakim idi; Preveze muharebeyi bahriyesinden sonra bahri sefid sahilindeki Hıristiyan hükümetler Osmanlılarla muharebe etmeği gayri mümkün addediyorlardı. >> ( 1 ) İşte bütün bu düşünceler, düşmanı gayet müdebbirane hareket eylemeğe mecbur eylemişti. Medina coeli dükü, adayı zabt etmekle beraber yirmi bin arabı perişan etmiş, şeyhlerini münasib bir politika ile elde etmeğe muvaffak olmuşdu. Fakat( 1 ) Amiral Giovanni Andrea Doria de la Genova,
Sahife: 59

Piyale paşanın bunu haber alır almaz ilk bahardan evvel halicden çıkacağını bir türlü hatırına getirmemişti.Düşman Cerbe adasını işğal eder etmez Trablus garb beyler beyi Turgut paşa derhal düveli müttefike donanmasının ( Cerbe )ye asker ihraç ettiğini, adaya istihkamlar inşa edildiğini, ilk baharda Trablus garba hücum için hazırlıkta bulunduğunu haber vermek için bir kadıga göndermişti. Bunun üzerine sultan Kanuni ilk bahara kadar yüz yirmi pare gemiden ibaret bir donanma ihzar olunmasını emir etmiş, bu gemiler piyale paşanın nezareti altında İstanbul ve Gelibolu tersanelerinde inşa olunmuştu. Donanma tamamen hazırlanır hazırlanmaz Piyale paşa derhal denize çıkmış, (mithimna) civarında uluç Ali ( kılıç Ali paşa ), Midilli beyi Mustafa bey, Rodas beyi karaoğlu Ahmet bey ile birleştikten sonra (Goze) adasına gelmişti. Burada tutulan esirlerden düşman kuvvetine kesbi vukuf edilir edilmez Turgut paşa tarafından gönderilen kadıga derhal Trablus garba izam olunmüş Turgut paşaya donanmayı hümayunun vurudu haber verilmişti. Sonra donanma ( sfax ) körfezi önüne demir atmış, ertesi sabah ( cerbe ) nin oniki mil yakınına takrib ederek muharebe nizamında demir atılmıştı.
     Mütefekkin, Osmanlı donanmasının bu hareketinden mayıs efrancının ancak doğru yani Osmanlı donanması ( Goze ) adasına geldikten üç gün sonra haberdar olmuştu. Matladan gönderilen bir fırkateyn bu haberi elimi getirdiği zaman, mütefekkin arasında dehşetli bir tesir husule gelmişti: baş kumandan Medina Coeli dükü bu muhteşem donanma karşısından firar etmek istiyor, Giovanni Andrea Doria maiyetinde bir çok seferler icra eden Andreanın oğlu sibyan doria donanmayı karaya yanaştırarak sahil bataryalarından istifade eylemeği münasib görüyor, papanın kumandanı Orizini ile Andre Dorianın yakını Juan de la Cerda geceleyin bütün donanma ile kaçmağı münasip görüyorlardı; çünkü bunlar o sabah Osmanlı donanmasının taarruz edeceğini katiyen biliyorlardı. Medina coeli dükü, bütün bu fikirlere karşı ne yapacağını şaşırmış, nihayet donanmaya hareket emri vermişti. Fakat bu emir karada azim bir havf umumi husule getirmişti; mütefekkine iltica eden Araplar atlarına binip firar ediyor, askerler kayıklara atılıyor, yığın yığın sandallar dalgalar içinde çalkanarak gemilere asker dolduruyordu.
     Deniz pek dalgalı idi. ufuklardan sincabi bir bulut yükseliyor, deniz elmanak bir renk kesb ediyordu. Osmanlı darbesinden firar eden bu donanma, yelkenler açarak bütün Amiralleri, kumandanları, bahadırlarıyla harekete başladığı zaman, şiddetli bir rüzğar esmeğe başlamıştı. En kahraman görünen Jan Andrea bile bütün kuvvetiyle karada hazırlanıyor, Osmanlı donanmasına
Sayfa: 60

karşı değil muvaffakiyet kazanmak, hatta muharebeye girişmek bile kimsenin hatırına gelmiyordu. Mütefekkinin bütün hareketleri ani bir taarruzla, donanma gelmeden evvel bir şey kazanmaktı; halbu ki Piyale paşanın vürüdu bu ümitleri esasından lerze dar etmişti. Onların firarı için yalnız bir çare vardı; o da Piyale paşanın Turgut ile birleşmek için dos doğru Trablusgarba gitmesi ihtimali idi. fakat Piyale paşa ahvali vaziyyete tamamıyla vakıftı. Düşman donanmasını mahvetmek için onun ne Turguta, ne de fazla bir gemiye ihtiyacı vardı. Maiyetindeki kumandanlar zaten müthiş birer korsan idi. Uluç Ali, istikbalin büyük kahramanı, o zaman meslek kahramaniyesinin ilk devri faaliyetinde bulunuyordu. Maskot reis olan ( Calabria ) dan ( Napoli )ye gelirken Osmanlı korsanları tarafından esir edilmemiş olsa idi, Osmanlı donanmasının bu mütekabbil kaptanı bir rahip olacaktı. İtalya mürihalerinin le Galeni diye yad ettikleri bu genç korsan, Turgutun mektep terbiyetinde yetişmiş, Bahri Sefidin bir kalb hür ve şan gibi zerrin ufuklara doğru çalkanan mai dalgaları üzerinde senelerle çarpışmıştı. . .

Ω

Sabah olmuştu ( 1 ). Seherin hafif sisler limanın bitap dalgaları üzerine iniyordu. Güneşin ilk şua sislerin gazei Şeffafını yırttığı sırada idi ki, Piyale paşa donanmasının uzakdan sisler arasında muhip ve zi vekar süratle ilerlediği görüldü. Fakat bu görünüş düşmanı dehşetler içinde bırakmıştı.
Osmanlı donanmasının sisler arasında manzur olan direkleri müttefikiyen donanmasının görülür görülmez: << düşman! >> avazesi kemali nevmidi ile tekrar edilmişti. Bütün çektirler acele acele kaçıyor, dalgalar bütün harekata mani oluyor. Baş kumandan Medina Coeli dükü olanca süratle firar ediyordu. << düşman! >>., bu işaret bütün kumandanlar tarafından acı acı tekrar ediliyordu; fakat bütün kumandanlar Osmanlılara karşı kahramanlık göstermekten hiçbir fayda hasıl olamıyacağını biliyorlardı. Hatta Jan Andrea Doria daha ziyade bir kahramanlık göstererek Cerbe burnunu dolaşmak istemişti; biraz ileriye doğru yelkenler açarak açıldıktan sonra tekrar geriye dönmüş, bütün donanması karaya oturmuştu. Piyale paşa donanmasına karşı yalnız birkaç gemi muharebe ediyor. Mütebakisi gemilerini yakmağa bile vakit bulamadan canlarını kurtarmak istiyordu. Su kesimleri çok gemiler karaya yanaşamıyor, o zaman kahraman gemicilerimiz ellerinde palalarla düşman üzerine atılıyorlardı. Düşman mağlup, perişan olmuştu. Hıristiyan donanmasının bu kadar müthiş bir felaket gördüğü olmamıştı. Piyale paşa bu büyük muzafferiyet esnasında yirmi( 1 ) 18.şaban.966 11.mayıs.1560
Sayfa: 61

sekiz çektir , bir kalyot, yirmiyedi nakliye sefinesi zabt etmiş, müttefikiyyenin en güzide bahadırlarından sekiz bin kişi esir edilmişti. Düşmanın enkaz perişanından firar edenler bile yelkenleri parça parça, direkleri kırık bir surette Osmanlı kahramanları eline düşüyordu. O akşam muharebe meydanı elan hunin bir manzara irae ediyordu. Osmanlı gemicileri düşmanın mağlubiyetinden bil istifade gemileri yağma ediyor. Kalyonlarda tuttukları esirayı sahile çıkarıyorlardı. Onların bu meşğuliyeti esnasında Jan Andrea Doria bir kayığa binmiş, Sicilyaya doğru firar eylemişti.
Artık düşman kamilen mağlup olmuştu. Ordudan, donanmadan hiçbir esir kalmamıştı. O asırda, Osmanlılardan gelecek böyle felaketlere pek ziyade alışılmıştı. Andrea Doria ( Çetve ) de oturmuş, muharebeden haber bekliyordu. Fakat donanmanın mağlubiyetini, yeğeni Jan Andrea Doriadan hiçbir haber gelmediğini işitince pek meyus olmuştu. Fakat bilahare yeğeninden haber alır almaz pek memnun olmuş, onun halasından dolayı cenabı hakka arzı şükran etmek istemişti.
Andrea Doria, Barbarosun bu müthiş düşmanı, deniz rüzgarıyla ihtiyar ve alil vücudunu sürükleye sürükleye Caltanissetta ya gelmiş, yeğeninin Osmanlı kaliçinden helas olduğu için cenabı hakka şükürler eylemişti.

Ω

     Piyale paşa, ( Cerbe ) muzafferiyetini Turgutsuz ihraz etmişti. Trablus garp sahillerinin kuvvetli bir donanma mevcut oldukça daima muhafaza olunacağı artık tamamen anlaşılmıştı. İkinci Filip donanmasının inhizamıyla neticelenen bu muzafferiyet gününde Uluç Ali büyük bir cesaret göstermişti. Fakat bu muvaffakıyet kafi değildi. Yalnız donanmanın mahvı temin mesalimete kifayet etmezdi; Medina Coeli nin binlerce meşakkatler içinde inşa ettirdiği ( Cerbe ) kalesini de almak lazımdı. Burada iki bin iki yüz muhafız vardı. Bu muhafızları da ortadan kaldırmak, Trablus havalisinde düşmandan hiçbir eser bırakmamak lazımdı.
     Piyale paşa, Cerbe kalesine doğru hareket eder etmez Turgut da derhal imdada yetişti. Mayıs nihayetine doğru idi ki, on dört büyük Osmanlı kaleye şiddetli hücuma başlamışlar, seksen gün devam eden bu muhasara esnada düşmana on iki bin gülle, kırk bin ok endaht eylemişlerdi. Kale kumandanı Don Alvaro de Sandi, Jan Andrea ile Medina Coeli dükü gibi kaçmak istediği sırada esir edilmiş, artık bu muvaffakiyetten sonra Trablus garp sahillerine tecavüz etmek isteyen düşmandan hiçbir eser kalmamıştı. .

Ω

966 senesi eylülünde idi ki, Cerbe muzafferiyeti ihraz eden Piyale paşa Turgut a veda etmiş, İstanbula avdet ediyordu. Fakat bu Cerbe dönüşü, tarihi muzafferiyet bahriyede şanlı,
Sayfa: 62

muhib bir levha şiir ve zaferdi: devir Süleyman Kanunide böyle parlak sefer dönüşlerine pek çok defalar tesadüf olunmuştu: Marmaranın mavi suları böyle bir çok şenliklere makes olmuş, Osmanlı kuvvayı bahriyesinin satveti bütün kalblerde bir his itminan hasıl eylemişti.
      Piyale paşa donanmasının avdet muzafferanesi Süleyman Kanuniye haber verilir verilmez derhal yalı köşküne gelmişti. Yalı köşkünün mezin pencerelerinden Süleyman Kanuni ile vezirası ve saray erkanı bu güzariş muzafferaneyi temaşa için toplanmışlar, kral Ferdinandın sefirini de yanlarında getirmişlerdi.
     Aradan birkaç dakika geçmişti ki Piyale paşa donanması bütün ganaim muzafferiyatıyla meydana çıktı. Donanma bir vekarı muzafferane ile aheste aheste ilerliyor, düşmanın perişan bayrakları sahilin berrak sularında sürükleniyordu. Düşmanın direkleri kırık, yanları parçalanmış, düzensiz, harap sefineleri yedekte çekiliyor, Piyale paşa gemisinin kıç kasarası üzerinde Don Alvaro de Sande, Sancho de Leyva, Juan de Cardona gibi müttefikiyenin en namdar kumandanları bulunuyordu. Donanmanın bu merver galibanesi Süleyman Kanuniyi pek muazzez etmiş, fakat aynı zamanda da düşman gemilerinin hali perişaniyesi hassas kalbinde bir tesir husule getirmişti. Süleyman Kanuni Ferdinandın seferine bu tesirini beyan için: << insan bütün bu büyük muzafferiyetlerin sırf inayeti rabbaniye ile husule geldiğini düşünmeli de, gurur ve tefahüre asla kapılmamalıdır! >> tarzında idarei lisan eylediği sırada, Piyale paşanın muzaffer donanması limanın per sükun sularını yarıyor, aheste aheste Halice doğru ilerliyordu. .
Ahmet Refik
Sayfa: 63

Yadiğari millet fabrika rıhtımında

Sayfa: 64

     Sevgili donanmamızın ali şan ve şevketi için Osmanlılık hamiyetine istinaden açılan ianeyi milliyeye cemiyetimizin bidayet tesisi olan fi 6 temmuz 1325 tarihinden makbuz itasına mübaşeret edilen 19 eylül sene 1325 tarihine kadar cemiyetperveran ahalimiz tarafından ihda edilen meblaği natık listedir.

 

idareyi merkeziyenin tamamen teşkilinden mukaddem erbabı hamiyyet tarafından ter- 32340 35
cümanı hakiyat gazetesi idaresine verilip teşkili müteakip müdüriyeti tarafından merkez
umumi veznesine teslim kılınan
idareyi merkeziyece muameleyi hesabiyeye ibtidar edildiği fi 5 ağustos sene 1325 den 168542 30
eylül sene 1325 tarihine kadar erbabı hamiyyet tarafından doğrudan doğruya merkez
umumi veznesine teslim kılınan
kadırgada bostan ali mahallesi ahalisinin talebi üzerine feruhat ve bedeli alınan bir adet 130
iane sandığı osmani sureti mahsusada imal ettirilip muvaki münasebeye talik kılınan iane
sandıklarının azayı cemiyyetden iki ve memurin zabit ve yamahal muteberanındank iki
yahut üç sahsın huzuruyla küşadında nasihatın olarak tanzim kılınan zabıtname mucibince
zuhur eden.
eminönü polis mevkii önüne mevsu 8 numaralı iane sandığı 2 13-23eylül sene 1325 1434 35
küçük muzafi paşa caddesinde 29 numaralı iane sandığı 2 13-23eylül sene 1325 4674 10
şehzade başında cici hamdi bey eczanesinde 4 nolu 4-13-19-26-26 eylül 1325 4475 5
sultanahmet camii şerifinde 24nolu 1-13 eylül 1325 800 0
kasımpaşa 9nolu 2-13-26 eylül 1325 917 5
fatih sultan mehmet mevzu 3 nolu 2-13-26 eylül 1325 759 10
eyupsultan mevzu 19 nolu 1-13-26 eylül 1325 185 15
galatada arb mevzu 5 nolu 2-13-26 eylül 1325 838 30
yeni cami mevzu 38 nolu 2-13-23 eylül 1325 480 5
aksarayda valide sultan camii mevzu 1 nolu 1-13-23 eylül 1325 64 15
lalelide kızıltaş mevzu 25 nolu 1-13-23 eylül 1325 27 25
sultan bayazıt mevzu 14 nolu 2-13-26 eylül 1325 1162 25
beşiktaşta sinan paşa camii mevzu 7 nolu 2-13-26 eylül 1325 494 5
galatada köprü başında mevzu 8 nolu 2-13-26 eylül 1325 579 20
üsküdarda vapur istelesinde mevzu 22 nolu 2-13-26 eylül 1325 1210 0
galatada yer altı camii şerifinde mevzu 21 nolu 2-13-26 eylül 1325 204 30
üsküdarda mahrimah sultan camii mevzu 32nolu 2-13-26 eylül 1325 63 10
tophanede kılıç ali paşa camii mevzu 10 nolu 2-13-26 eylül 1325 273 30
şehzade başında yervekar sabri efendi dükkanında mevzu 27 nolu 5-13-19-26-28 eylül 325 5801
haydarpaşada vapur iskelesinde mevzu 30 nolu 1-13-mükerrer 28 eylül 1325 187 10
kadıköy vapur istelesinde mevzu 28nolu 2-13-28 eylül 1325 420 15
sene 1325 tarihinde hali maliyesini mübin plancıdır.
nuruosmaniye camii şerifinde mevzu 35 nolu 1-19 mükerrer 28 eylül 1325 89 15
seyyar mevzu 42 nolu 2-19 mükerrer 28 eylül 1325 3077 30
beyoğlunda tepebaşında ittihadı terakki serğisinde mevzu 15nolu 1-26 mükerrer 28eylül 1094 0
kadırgada bostan ali mahallesinde mevzu 27nolu 1-26 mükerrer28eylül 1325 936 20
galatada yağ kapanında 9 numaralı yazıhanede mevzu 49nolu 1-26mükerrer 28eylül 1325 549
unkapanında osman ağa mahallesinde mevzu 33nolu 1-23mükerrer 28eylül 1325 218
makriköy camii şerifinde mevzu 16nolu 1-26 mükerrer 28 eylül 1325 269
beyoğlunda tokatlıyan gazinosunda mevzu 33nolu 1-26 mükerrer 28 eylül 1325 135 20
31432 10
iane sandıklarından zuhur ve merkezde müterakkim mağşuşenin bursa fiyakı mücibince 643 30
osmanlı bankasınca lirayı osmaniye heyn tahvilinde indelhesap kalır.
veznedar efendinin kefalet akçesiyle bamukavele nama alınan teminat akçesi. 12310
245399 30
medfuat ve mevcudat kuruş par
iane cemmi için sureti mahsusada imal ettirilen (50)adet sandığın maadavat imaliyesi 6655
cemiyetin amal ve makasedini ahaliyi muhteremeye tefhim için kastomonu vilayetine 1500
izam kalınan fasıl birki beye bir defalık olarak verilen harcırah
fer ve hatende hasıl olan osmani hamiyyete ait olmak üzere <<piyade kıtat sağrasının gece 1000
harekatı>> namı eserin mesarifi tabiyesi olarak sahibine verilen.
idareyi merkeziye için alınan kasa ve yazıhane ve saire gibi demir baş eşya esmanı 4328 10
mevzuf olarak istihdam olunan memurin ve müstahdeminin katılım hesabıyla maişatı olup 3453 10
tesviye edilen.
mesarifi müteferrike ve kırtasiye ve orak tabiiyesi . 2177 10
iane sandıklarıyla merkezde metraküm meskukat içenbiyenin bursa fayitıyle osmanlı ban- 463 25
kasında lira osmaniye hayn tahvilinde andelhesap husule gelen zarar.
senevi yüzda iki faizli hesabı cari suretiyle osmanlı bankasına tevdi kılınan meblağ miktarı 214165 5
bu günkü kasa mevcudu 11376 20
YEKÛN 245399 30
donanmayı osmani muaveti milliye hamiyyeti merkez umumiyenin fi: 13
makbuzat
kuruş pa
idareyi merkeziyenin tamamen teşkilinden akdem erbabı hamiyyet tarafından tercüman 32340 35
hakikat gazetesi idaresine verilip teşkili müteakip müdüriyeti tarafından merkez umumi
veznesine teslim kılınan miktar.
idare merkezinin tamamen teşkilinden mukaddem erbabı hamiyyet tarafından cedideyi 8475 10
bahriye matbaasına verilip teşkili müteakip müdüriyeti tarafından merkez umumi vezne-
sine teslim kılınan miktar.
erbabı hamiyyet tarafından ianeten tanin gazetesiidarehanesine verilip muahiren müdü- 30639 0
riyeti tarafından merkez umumi veznesine teslim kılınan miktar.
idareyi merkeziyece muameleyi hesabiyeye ibtidar edildiği fi 5 ağustos sene 1325 tarihin- 237007 25
den fi 31 teşrin evvel sene 1325 tarihine kadar erbab hamiyyet tarafından doğrudan doğ-
ruya merkez umumi veznesine teslim kılınan miktar.
sureti mahsusada imal ettirilip muvaki münasebeye taalluk kılınan iane sandıklarından 99571 20
azayı cemiyetden iki ve memurin zabıta veya mahalli muteberanından iki veya üç zatın hu-
zuriyle küşadında nüshatın tanzim kılınan zabıtname mucibince zuhur eden umum miktar.
kadırgada bostan ali mahallesi ahalisinin talebi üzerine ferhat ve bedeli alınan bir adet 130 0
sandığı osmani.
iane sandıklarından zuhur ve merkezde müteraküm maşuşenin borsa fiyatı mucibince 1694 20
umum karın miktarı.
veznedar efendinin kefalet akçesiyle bamukavele nama tabi ettirilmekte olan defterler 12310 0
için müteahhitden alınan teminat akçesi.
422438 30
teşrinevvel sene 1325 tarihindeki hal maliyesini mübin plancısıdır.
medfuat ve mevcudat
iane cemiyeti için sureti mahsusada imal ettirilen sandıkların ma edevat imaliyesi. 6655 0
cemiyetin imal ve maksadını ahaliye tefhim için kastomonu vilayetine izam kılınan fazıl 1500 0
berki beye bir defalık olmak üzere verilen harcırah.
furuhatında hasıl olan osmani cemiyetine ait olmak üzere piyade kasat sağrısının gece ha- 1000 0
rekatı nam eserin masarifi tabiiyesi olarak sahibine verilen.
idareyi merkeziye için kasa yazıhane vesaire gibi demirbaş eşya esmanı. 4398 10
muzaf olarak müstahdem bulunan memurin ve istihdamiyenin ağustos ve eylül maaşakı 7093 10
olup tasviye edilen.
masarifi müteferrika ve kırtasiye olarak tabiyesi osmani. 12857 10
iane sandıklarıyla merkezde metraküm meskünat ecnebiyyenin borsa fiyatı mucibince os- 751 0
manlı bankasında lira osmaniye hayn tahvilinde husule gelen zarar.
senevi yüzda iki faizli hesabı cari suretiyle osmanlı bankasına tevdi kılınan meblağ. 377637 0
kuruş para
bu günkü kasa mevcudu 10266 10
cüzdanda mevcut poliçe 00280 30
10574 00 10574 0
422438 30
donanmayı osmani muaveneti milliye cemiyetinin fi 30 teşrin sani
makbuzat
idareyi merkeziyece muameleyi hesabiyeye ibtidar edildiği fi 5 ağustos sene 1325 tarihin- 597408 0
den fi 30 teşrin sani sene 1325 tarihine kadar gerek iane sandıklarından ve gerekse ba pos-
ta taşradan vürud edip erbabı hamiyyet taraflarından doğrudan doğruya merkez umumi
veznesine teslim kılınan.
her hukuki donanmayı osmani muaveneti milliye cemiyetine terk ve teberru olunan piya- 500 0
de kıtaat sağrasının gece harekati namı eserin bir kısmının ferhatından hasıl olan meblağ.
iane sandıklarından zuhur ve merkezde müterekküm mağşuşenin yevmi borsa mucibince 2129 0
osmanlı bankasında lira osmaniye tahvilinde husule gelen karın miktarı.
emaneten mahfuz kefalet akcesi 11770 0
hesabı cariye mahsuben banka osmaniyeden alınan 21559 10
emaneten muhafazatı teminat akçesi 540 0
yekün 633906 10
sene 1325 tarihindeki hali maliyesini mübin bilançodur
medfuat
kuruş pr.
idareyi merkeziye için iştira kılınan kasa yazıhane ve iane sandığı ve mefruşat saire gibi 11053 10
demirbaş eşya
emaneten mahfuz olup muvahiren iade olunan teminat akçesi 540 0
mesarifat müteferrika ve kırtasıye ve evrak saire ile tabiyeleri osmani 45853 30
muzaf olarak mustahdem memurin ve müstahdeminin on ağustos sene 1325 ile teşrin 10733 10
sani sene 1325 maaşatı olup tasviye edilen.
iane sandıklarıyla merkezde meterakküm meskünat ecnebiyyenin yevmi borsa mucibince 966 20
osmanlı bankasında lirayı osmaniye hayn tahvilinde husule gelen umum zarar
senevi yüzda iki faizli hesabı cari suretiyle osmanlı bankasına tevdi kılınan meblağ 552634 30
mevcudat
para
bu günkü kasa mevcudu 10224 30
cüzdanda mevcut poliçe 1900 00
12132 30 12132 30
y e k u n 633906 10
DONANMAYI OSMANİ MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİNİN 13 KANUNEVVEL
makbuzat
kuruş pr.
idareyi merkeziyece muameleyi hesabiyeye ibtidar edildiği fi 5 ağustos sene 1325 tarihin 1783643 10
den 31 kanunevvel sene 1325 tarihine kadar kırk iane sandıklarından ve kırk merkez ve
taşradan merkez umumi veznesine ianeti gayri mukanne olmak üzere teslim kılınan meb-
lağ.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cetveli mucibince, şehri muayyen 29551 10
olarak add kılınan mebloğ
ahıren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cedveli mucibince bir defalık olmak 8536 0
üzere iata kılınan meblağ.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cetveli mucibince, tekasut muay- 7753 0
yeni atiyeye mahsuben peşin olarak iata kılınan meblağ
osmanlı bankasında lirayı osmaniye hayn tahvilinde hasıl olan kar 2860 0
mahfuz teminat akçesi 12310 0
hesabı cariye mahsuben bank osmaniyeden alınan 21559 10
bank osmaniye mevdua akçe hesabı carisinin mevduayı olan fi 9 eylül sene 1325 tarihin- 2018 10
den fi 17 kanünevvel sene 1325 tarihine kadar balhesab bankadan alınan faiz.
dersaadet ve devair belediyesi dahilinde toplanan derilerin asmanı. 209562 0
yalnız iki milyon yetmiş yedi bin yedi yüz doksan dört kuruştur. 2077794 0
sene 1325 tarihli hal maliyesini mübin bilançosudur.
medfuat ve mevcudat
kuruş pr.
idareyi merkeziye için iştira kılınan kasa ve yazıhane ve iane sandıkları ve mefruşat saire 11537 10
gibi demirbaş eşya.
emaneten mahfuz olup muharreren iade kılınan teminat akçesi 540 0
mesarıfat müteferrika ve kırtasiye ve evrak saire ile tabiiyeleri esmanı 52718 10
memurin muzafenin on ağustos sene 1325 ile kanunevvel sene 1325 maişeti olup tasfiye 14217 10
edilen.
iane sandıkları ile merkezde meterakküm meskünat ecnebiyyenin yevmi borsa fiyatı mu- 1556 0
cibince osmanlı bankasında lirayı osmaniye tahvilinde husule gelen zarar.
senevi yüzde iki faizle hesabı cari sureti ile osmanlı bankasına tevdi kılınan meblağ 1956440 10
kuruş para
cüzdanda mevcut poliçe 00000000 00
bugünkü sandık mevcudu 40785 00
40785 00 40785 0
2077794 0
fi 1 kanun sani sene 1325
donanmayı osmani muaveneti milliye cemiyeti merkez umumiyesinin
makbuzat
kuruş pr.
idareyi merkeziyece muameleyi hesabiyeye ibtidar edildiği fi 5 ağustos sene 1325 tarihin- 9502004 20
den fi 13 kanunsani sene 1325 nihayeti tarihine kadar kırk iane sandıklarından ve kırk mer-
kez ve taşradan merkez umumi veznesine ianat gayri makanne olmak üzere teslim kılınan
meblağ.
onur ve niyazi beyler namına iştirası mütebessir olan kruvazör için maksadıma meclisi 2286511 10
mebusan emirine mahal olmak üzere osmanlı bankasına tevdi olunup mahiren cemiyet
hesabı carisine kayıd olunan iane.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cedveli mucibince tekasid muaye- 29595 0
neti atiyeye mahsuben pesin olarak iata kılınan meblağ.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cedveli mucibince tekasid muaye- 17272 30
neti atiyeye mahsuben pesin olarak iata kılınan meblağ.
iane sandıklarında zuhur ve merkezde meterakküm maşuşeden yevmi borsa fiyatı muci- 4800 30
bince osmanlı bankasında lirayı osmaniye hayn tahvilinde hasıl olan kar
muhafız teminat akçesi 12310 0
hesabı cariye mahsuben bank osmaniden alınan. 21559 10
bank osmaniye mevdua akçe hesabı carisinin mebda olan fi 9 kanunevvel sene 1325 ta- 2018 10
rihinden fi 17 kanunevvel sene 1325 tarihine kadar bahesap bankadan alınan faiz.
dersaadet ve devair belediyesi dahilinde bulunan mahlat ile taşra şubelerinden cemi 235012 5
olunan kurban derileri osmani.
divan gayri muntazama meyanina dahil olup eshabı tarafından cemiyete ihda olunan sir- 320261 29
külerin muhteviyatı.
cemiyete ihda olunup kıymeti memur mahsus marifetiyle tahmin ettirilen zikıymet eşya 18706 10
osmani.
nahüdata mahsuben iata olunan meblağ 467422 20
y e k ü n 13032260 4
fi 13 kanunsani tarihindeki hal maliyesini mübin bilançodur
medfuad ve mevcudat
kuruş pr.
idareyi merkeziye için iştira kılınan kasa ve yazıhane ve iane sandıkları ve mefruşat ve 11537 10
saire gibi demirbaş eşya.
emaneten mahfuz olup mahiren iade kılınan teminat akçesi 540 0
mesarifat müteferrika ve kırtasiye ve evrak saire ile tabiiyeleri osmani 60410 30
memurin muzaffenin on ağustos sene 1325 ile kanunsani sene 1325 maişatı olup tasviye 20977 20
edilen
iane sandıklarıyla merkezde meterakküm mesekkükat ecnebiyyenin yevmi borsa fiyatı 4375 30
mucibince osmanlı bankasında lirayı osmaniye hayn tahvilinde husule gelen zarar
senevi yüzde iki faizli hesabı cari suretiyle osmanlı bankasına tevdi kılınan meblağ 12403600 25
cemiyete ihda olunup kıymeti memur mahsus marifetiyle tahmin ettirilen zikıymet 18706 10
eşya olup bankadaki emanet sandığına vazı olunan.
kuruş para
duyun gayri muntazama meyanına dahil olup eshabı tarafından cemiyete 320261 29
terk ve kasada hıfz olunan sirkülerin muhteviyatı
bu günkü kasa mevcudu 191845 10
y e k ü n 512106 39 512106 39
Y E K Ü N 13032260 4
donanmayı osmani muaveneti milliye cemiyeti idare merkeziyesinin fi 28
u z a t
kuruş pr.
idareyi merkeziyece muameleyi hesabiyeye ibtidar edildiği fi 5 ağustos sene 1325 tarihin- 14652866 18
den fi 28 şubat sene 1325 nihayeti tarihine kadar gerek iane sandıklarından ve gerek mer-
kez ve dışardan merkez umumi veznesine ianet gayri mukanne olmak üzere teslim kılınan
meblağ.
onur ve niyazi beyler namına iştirası maksur olan kurvazör için makdema meclisi mebu- 2286511 10
san emrine mahal olmak üzere osmanlı bankasına tevdi olunup mahiren cemiyet hesap
carisine kayıt olunan iane.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cedveli mucibince şehri muayyen 197231 10
olarak iata kılınan meblağ.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip mürudu şehriye cedveli mucibince bir defalık olmak 63344 30
üzere iata kılınan meblağ.
ahiren icra kılınan teşkilatı müteakip murudu şehriye cedveli mucibince tekassüt muayini 22077 10
atiyeye mahsuben peşin olarak iata kılınan meblağ.
iane sandıklarında zuhur ve merkezde metarakküm maşuşeden yevmi borsa fiyatı muci- 9030 15
bince osmanlı bankasında lirayi osmaniye tahvilinde hasıl olan kar.
mahfuz teminat akçesi 16062 20
hesabı cariye mahsuben bank osmaniyeden alınan. 21559 10
bank osmaniye mevdua akçe hesabı carisinin mebadiyi olan fi 9 eylül sene 1325 tarihin- 2018 10
den fi 17 kanunevvel sene 1325 tarihine kadar bilhesap bankadan alınan faiz.
dersaadet devair belediyesi dahilinde bulunan mahlat ile taşra şubelerinden cemi olu- 327121 25
nan kurban derileri esmanı.
divan gayri muntazama misasına dahil olup eshabı tarafından cemiyete ihda olunan ser- 460885 2
gilerin muhteviyatı.
cemiyete ihda olunup kıymeti memur mahsus marifetiyle tahmin ettirilen zikıymet eş- 19332 5
ya esmani.
taahhüdata mahsuben iata olunan meblağ 1939806 5
yekün yalnız yirmi milyon onyedi bin sekizyüz on dokuz kuruş on paradır.
comprar levitra generico