DONANMA MECMUASI 22 / Aralık.1911

DONANMA MECMUASI 22  –  Aralık.1911

DESTUR: TERTİP SANİ BİRİNCİ CİLT FİYATI İSTANBUL İÇİN İCRA OLARAK YİRMİ MÜCELLİDİ YİRMİYEDİ KURUŞTUR.
TAŞRAYA İCRA OLARAK DAHİLE SEKİZ KURUŞ OTUZ PARA SAHİLE ALTI KURUŞ
   “        MÜCELLİD   “   ON   “  SAHİLE ALTI OTUZ PARA POSTA İCRATI ZAM OLUNUR.

 BAHRİYE NAZIRI FERİK KEREMDEN HURŞİT PAŞA HAZRETLERİ.

 

ŞAYANI DİKKAT BİR İSTATİSTİK

Eğer cemiyet ve bi l izafe mecmua, siyasi işler ile iştigal etmiş olsaydı, bir aylık vakalar kendisi için dolgun bir sermaye olurdu.  Kendini ululara kaptırarak elbette ratib ü yabis söyleyecek söz bulurdu  Fakat ihtiras ocağı demek olan siyasetten uzak durmak, hürriyet ve meşrutiyetin bir memleketi nizamsızlığa sevk edecek bir kuvvet değil, bütün içtimai, idari bütün milli ve ulümi kuvvetlere feyiz verecek bir alet olduğunu takdir ederek ona göre çalışmak en muazzez emelimiz olduğundan karilerimiz:  ayda bir yazılacak makaleye mevzu bulmak için iyi uğraşıldığına kani olsunlar.  Mecmua bir ay zarfında kendi nazariyesine muvaffak bir vaka, bir hareket, bir söz bularak onu tahlil ve neticesi muhterem karilerine takdim etmek fikrini takip eyliyor.  Her ay, baş makalesi okunursa bütün cereyan eden hadiselerden bu suretle hükümler çıkarılarak yazıldığı görülür..

     Bu ay da öyle oldu.  Memleketin muhitinde bu derece azim tesirler ika eden velveleli yazılar arasında aradığımız şu, insanın tamam bahtiyarlığa nail olması kadar madûm denilecek mevzular idi.  nihayet bulduk ve gördük ki, rakam, bize unuttuğumuz hakikatleri ihtar ediyor, (sulh mesah) denilen nazariyenin bütün Avrupa devletlerince ne derece muta olduğunu gösteriyor.  Fakat biz eminiz ki memleketi baştan başa sarsan bu veleh efza politika haya huyu arasında en mukni, en beliğ makalelerden daha mukni daha beliğ olan o rakamlar okunmamış, istatistik denilen feyizli işin mahsulüne layık olduğu ehemmiyet verilmemiştir. 

     İngiltere ceridelerinden (daily telegraph) son nüshalarından birinde donanmalar arasında bir mukayese yapıyordu.  Avrupa gazetelerinin bu gibi makaleleri ihtisas sahipleri tarafından yazılır.  İşte aşağıya nakil ettiğimiz makalede bu suretle yazılmıştır.  Makalenin muharriri en ziyade istatistikten istifade eyliyor.  Devletlerin bahri kuvvetlerini birbiri ile mukayese edecek derecede bulunanlara her şeyden evvel, adet ile ispat madde etmiştir.  Makalede bizden bahis olunmuyor.  Evvela o makaleye bakalım:  (nesil hazır yaşadıkça İngilterenin masarif bahriyesi senede kırk milyon İngiliz lirasından aşağı düşmeyecek.  Görünüyor ki kırk iki ve kırk üç milyon arasında tehallüf edecektir.  Dünyanın en büyük bahri devletleri olan İngiltere, Almanya ve müctemia Amerika son üç sene zarfında inşaat cedide için zirdeki meblağı sarf eylemişlerdir.

Sayfa: 1986

İngiltere                                34.531.000.-  İngiliz lirası

Almanya                              29.365.000.-  İngiliz lirası

Müctemia Amerika     20.209.691.-   İngiliz lirası

      Sefain cedide inşasına tahsis edilen meblağ seneyi hali hazır fende İngiltere 3 – 2 – 1, 000,000.- ve Almanya 320,000.- lira raddesinde tezyid edilmiştir.  İttifak müsellesin diğer iki rükni olan İtalya ve Avusturya – Macaristan hükümetleri bu üç senelik müddet zarfında inşaat cedide için şu masrafı ihtiyar etmişlerdir.

     İtalya – 6.659.209.- İngiliz lirası ve Avusturya – Macaristan 6.616.664.-  İngiliz lirası.  Demek ki üç sene zarfında ittifak müselles hükümetleri kuvveyi bahriyelerinin tezyidi için 42.644.000.- liralık bir meblağı sarf etmişler ki İngilterenin aynı müddette vuku bulan masarif inşaiyesinden 8.109.000.- lira fazladır.

     Önümüzde mart’ın sonunda dretnot sınıfından bir derece aşağı olan on dört, on beş tonluk İngiliz ve alman zırhlılarının adedi bir çoğaltı olacaktır.

 On seneden beri yapılmış zırhlılar                    İngiltere = 9   Almanya = 8

Oniki seneden beri inşa edilmiş zırhlılar      İngiltere = 14 Almanya =12

Onbeş seneden beri inşa edilmiş zırhlılar    İngiltere = 28  Almanya = 18

     Düveli bahriyenin şimdiki donanmaları zirdeki sefainden terekküp ediyor: 

     ( 1 ) İngiltere: 12 dretnot 42 ikinci sınıf zırhlı (on üç bin beş yüz, on altı bin tonluktur.) dretnot sisteminde beş cesim kruvazör, yetmiş dokuz muhafazalı kruvazör, yüz doksan iki torpido muharebe ve doksan beş torpido yani men has el cemi dört yüz yirmi üç sefineyi harbiye.

     ( 2 ) Almanya:  dretnot yedi, ikinci sınıf zırhlı yirmi bir, dretnot kruvazörü iki, zırhlı kruvazör dokuz, muhafazalı kruvazör otuz dokuz, torpido muhribi yüz dokuz, torpido yirmi iki, yekûn iki yüz dokuz.

     ( 3 ) Müctemia Amerika:  dretnot altı, ikinci sınıf zırhlı yirmi beş, zırhlı kruvazör on iki, muhafazalı kruvazör otuz beş, torpido muhribi otuz altı, torpido yirmi sekiz, yekûn yüz yirmi yedi.

     Fransa:  ikinci sınıf zırhlı yirmi, zırhlı kruvazör yirmi iki, muhafazalı kruvazör on, torpido muhribi yetmiş iki, torpido iki yüz, yekûn üç yüz yirmi dört.

    Japonya:  ikinci sınıf zırhlı on üç, dretnot kruvazör on beş, torpido muhribi elli sekiz, torpido elli dokuz, yekun, yüz elli sekiz.

     Rusya:  ikinci sınıf zırhlı dokuz, zırhlı kruvazör altı, muhafazalı kruvazör on bir, torpido muhribi doksan beş, torpido yirmi dokuz, yekûn: yüz elli.

     İtalya:  ikinci sınıf zırhlı yirmi sekiz, zırhlı kruvazör on beş, muhafazalı kruvazör altı, torpido muhribi yirmi iki, torpido yirmi altı, yekûn: doksan iki.

     Avusturya – Macaristan:  ikinci sınıf zırhlı altı, zırhlı kruvazör üç,

Sayfa: 1987 

muhafazalı kruvazör altı, torpido muhribi on dört, torpido on dört, yekûn: kırk üç.

     Tahte-l-bahrlere gelince:  bunların adedi bir vech atidir:  İngiltere 65, Almanya 14, Müctemia Amerika 45, Fransa 66, Japonya 10, Rusya 31, İtalya 9, Avusturya 6.

     Dretnot inşa bulunan sefain:  dretnot, dretnot zırhlı, torpido, torpido kruvazörü, kruvazör muhribi.

     İngiltere 56, Almanya 30, Müctemia Amerika 16, Fransa 17, Japonya 12, Rusya 20, İtalya 63, Avusturya 25.  Derdest inşa olan tahte-l-bahr ler bir vech atidir.

     İngiltere on yedi, Almanya on, Müctemia Amerika on sekiz, Fransa on beş, Japonya üç, Rusya sekiz, İtalya on bir, Avusturya 6.

     Üç sene sonra yani 1915 senesi iptidasında düveli bahriye zirde mukadderde dretnot zırhlılarıyla dretnot kruvazörlerine malik olacaklardır.  Dretnot zırhlısı, dretnot kruvazörü:  İngiltere 30, İngiltere müstemlekatı 2, Almanya 21, Müctemia Amerika 12, Fransa 4, Japonya 9, Rusya 1, İtalya 4, Avusturya 4.

***

     Makalenin pek ziyade dikkate layık olduğu inkar kabul etmez.  Yine inkar edilemeyecek bir hakikattir ki, makalenin muharriri devleti âliyeyi hesaba ithal etmemekle henüz yeni bir hatve attığımızı ihtar eyliyor.  Makale ise teessüs etmiş bahriye kuvvetleri arasında bir mukayese olduğuna göre yeniden yeniye esasını kurmakla meşgul bulunan bir hükümetin bu hesaba ithal edilmesini biz kendi hesabımıza muvaffak buluruz.  Bu bizim için bir teşvik taziyanesi olmalıdır.  Makaleyi, havi olduğu cetvelleri dikkatle hem de pek çok dikkatle okumak lazımdır.  Pek vazıh surette görülüyor ki bu gün henüz inşa destiğahında bulunan bir dretnotumuz var.  Diğer zırhlılarımızın inşa tarihlerini, adetlerini tahattur edelim.  O zaman anlarız ki donanma için pek çok çalışmağa, bütün mevcudiyetimizle donanma için fedakarlık etmeğe mecburuz.  Beyana hacet olmadığı üzere tesis ile ikmal arasında pek çok fark vardır.  Vaki ikincisi de pek güçtür.  Hele bir defa ikmal şartları, dakik noktaları unutulacak olursa hiçe iner.  Fakat tesisin de müşkül noktalarını unutmamalıdır.  İşte biz bu gün donanma tesisi ile uğraşıyoruz.

Sayfa: 1988

İşte onun bizim sayemiz ile ikmale çalışanların sayi arasında pek çok fark olacağı ufak bir teemmül ile anlaşılır. 

     Baladaki istatistik bize müthiş bir hakikat gösteriyor.  Adedi farklar, hiçbir zaman yanılmaz.  O cetvelleri bir kere okumak hal ve istikbaldeki vazifeden anlamağa kifayet eder.  Diğer taraftan muharip kuvvetler için sarf edilen paraya da dikkat göstermekten kaçmamalı.  Görülüyor ki, yalnız bir devletin bahriye bütçesi bizim umumi bütçemizin nısfından fazla tutuyor.  Memleketimizin servetine göre bizim bu dereceye sudumuz için geçecek zamanı hesaba katmıyoruz.  Fakat bir milletin mevcudiyeti tarihinde manevi himmeti maddi kuvvetinin galip olmazsa zamanın müşkül işlerine karşı duramaz.  Şahsı zengin eden muntazam sayi, tezelzüle uğramayacak himmeti olduğuna göre – fertlerden terekküp eden cemiyetler, milletler de öyle muntazam bir sayi ile ilerler, meramına muvaffak olurlar.  Eğer biz, bugün öyle bir sayi ve himmet ile çalışırsak muvaffak oluruz.  Evvela o temel taşını atmalıyız.  Bütçe farkı meydanda, Servet farkı meydanda, fakat hangi kavim hamiyetçe, fedakarlıkça diğerinden aşağıya kalır yahut serveti nispetinde vatan muhabbetini tenzil eder. 

     Şimdi görülüyor ki hükümet milletin servetinden edecek istifade nispetinde bahriye bütçesi için bir para ayırabilir.  Ondan ötesi milletin uhdesine düşüyor.  Cemiyet, hiçbir zaman kendi hizmetiyle iftihar etmemiştir.  Çünkü kuvvetinin menbağı millettir.  Fakat düşünelim ki bir çok senelerden beri bu yolda, bu şekilde yalnız bir cemiyet teşkil etmiş, cenabı hakka hamd ve sena olsun ki muvaffak da olmuştur.  Servet, ticaret noktasından halli malum olan bir milletin iki sene zarfında bir milyon liradan fazla bir parayı donanma ianesine vermesi cidden harikadır.  Biz, ihtimal dahilinde olduğumuz için bilemiyoruz.  Fakat harç, her işimizi de olduğu gibi bu işimizi de bütün safhaları ile görüyoruz.  İşte bu sebepten şu milli işte muvaffak olmak, nihayete kadar gitmek bütün millete ait bir şereftir.  Millet ise ufak, tefek maniler ile bu işten dönmemelidir.

     Geçenlerde şubelerimizin birinde meydana çıkarılan ihtilas, bazı nazarlara göre iane miktarına tesir edermiş.  Ne için?  Bir cemiyetin varlığı programı, prensibi, hizmeti iledir.  Ona mensup olanların şahsiyetleri, şahıs işleri ile mukayese olunmaz.  O gibi müessif vakalar, dünyanın her tarafında, her zaman olur.  Bunun kudreti ise ne cemiyetin nizamı, ne iş başında bulunanların noksanı ihtimamıdır.  Asıl mesele, dünyada her nizamı, her kanunu, her cezası, fevkinde duran vicdandır.  Yoksa fenalık hiçbir zaman mani edilemez.

Sayfa: 1989

OSMANLILAR TRABLUSGARBI MUHAFAZAYA NE İÇİN MECBURDURLAR

     Hakan sabıkun zamanı saltanatında kendisine karşı kullanılan bir sürü kelimatı tevkiriyeden beri de <<Baas asayiş imam>> idi.  Gerçi bu tabiri istihfaf edenler az değil idi.  Şu kadar ki bu unvanın ne için verilmekte olduğunu düşünenler pek az idi.  <Baas asayiş imam> sıfatı hakan sabıka has bir sıfat değil, belki makamı celil hilafetin sıfatından biridir.  Bunu teşrih edebilmek için pek eski zamanlara ircaı nazar icap ediyor.

     İnsanlık şu dünya üzerinde teessüs ettikten sonra ebnayı beşer cehalet, zulüm ve ahlaksızlık gibi bir çok musibetlere maruz kalmış, her birilerinin peygamber nam celilini haiz bir takım nasıhin vasıtası kamilinin irşadı ve gayreti ile mazharı felaha vasılı selamet olmuştur.  Bu gün mateessüf heyeti beşeriye arasında bulunan şer zamanın peygamberan azame karşı besledikleri his bugünkü ve belki his ihtilafkarıya rağmen iddia olunur ki selamet beşeriye ye en çok ve en iptida hizmet etmiş olanlar ancak peygamberlerdir.  Hazreti Halilden daha ziyade vicdanına hakim hürriyetperver o asırda kim var idi?  Hazreti Musa zamanında kendisinden büyük bir milliyetperverin bulunduğunu tasavvur etmek mümkün mü?  Hazreti İsa zamanında kendisinden büyük bir insaniyetperver varmı idi?  haccet ül veda’da bütün kanunu islamın esasını arz, mal ve canın mahfuzu yetinde temerküz ettiren ve yalnız şahsı ile bir millete büyüklük ve mevcudiyet kazandıran hazreti fahri kainatın meziyetinde bir reformatör gelmiş geçmiş mi idi?  Eskiden öyle olduğu gibi bu gün de öyledir.   En binam İngiliz nasyonalist ricali bile hazreti Musanın mertebesinin pek dunundadır.  Şchiller’in, Shakspeare’in, Victor Huga’nun insaniyet hakkındaki tahsisatı hiçbir zaman tahsisatı Yaşuaya derecesine varamaz.  Montesquieu’nun bilmem kimin hukuku beşer üzerine koyacakları nazariyeler din mübin islamın meydana koyduğu kuvveti fakhiyenin zamana muvafık kelimat ile tekrarından başka bir şey değildir ve olmayacaktır.  Pozitivistler, far masonlar bilmem kimler ne düşünürlerse düşünsünler beşeriyet üzerine en ziyade hakim olacak bulunan kanun, adayan semaviyenin telkin ettiği kanun ilahidir ve payidar olan saltanat semaviyenin en birinci amelleri de ya peygamberler yahut onların halifeleridir.

     Filhakika peygamberler yek diğerinin varisi

Sayfa: 1990

nübüvvetidirler.  Ancak devri enbiya hitama erince onların min tarafa getirdikleri kanunların muhafazayı ahkamına <halife> ünvanını haiz sahip satvet birer zat tarafından çalışılır ki bunlar saltanat semaviyenin ikinci derece amilleri olmuş olurlar. 

     Ebnayi beşerden, kendilerinin iktida ettikleri peygamberden sonra peygamber gelmediğine kani olanlar, kendi peygamberleri için bir halife tayin ederler.  Fakat bir hakikat vardır – ki onu inkar etmek pek güçtür – Hazreti Musadan sonra bir çok peygamberlerle beraber bir hazreti İsa ve hazreti İsa’dan sonra da bir hazreti Muhammed aleyhim el selam gelmişlerdir. 

     Hazreti Muhammed aleyhe elselamın halifeleri ise peygamber Zişanlarının enbiyayı salifeye varis olduğunu ve bütün kütüb semaviye muktedalarının min taraf kendi nezaret ve himayetlerine mevdua bulunduğunu bilirler ve bu bilginin icap ettiği bir surette dünya üzerinde kendi hakimiyeti maneviyelerinin bir hududu olmaksızın münafi beşeriyeyi ale l derecat düşünürler.  Takdir bir ilahi halifeyi İslamiyenin bu tarz tefekkürlerine pek müsaittir.  Saltanat semaviyenin ilk amilleri olan peygamberanı azam hazretinin mahal yaşıtları, müvelledleri, mürteddleri ve adayan semaviyece suret nasibiyede mazharı tekrimat olan Kudüs şerifi, mescidi aksa, kamame, beytüllahim, Mekke Mükerreme, Kabeyi muazzama, Medineyi münevvere, Ravza i mutahhara, Kerbela, İnaros gibi mahal ve muvaki mukaddese hep halifeyi İslamın doğrudan doğruya zir idaresinde bulunan memalik dahilindedir.  Ebnayı beşerin bu mahal mübarekeyi ziyaretinde halife kendi infial şahsisine, idareyi hükümraniyesine tebaiyet etmez.  Yalnız rıza ilahi dairesinde hareket eyler.  Bir yeminli zidi hükümete asi iken bila perva Haremeyn i şerifeyni ziyaret eder.  Bir Hıristiyan devleti Osmanlı devletiyle muharip iken tebası ziyaret hususunda hiçbir müşkülata maruz kalmaz.  Her mezhep sahibi ibadete siyan tutulur ve hukuki hafız olunur.  Bu cihet Rus muharrir şehri (Simirnot) gibi bir çok hilafetgiranın bile tasdik ve itiraflarıyla müeyyidir ki o mahal mukaddese başka ellerde bulunsa şimdiki müsavatın idamesi mümkün olamaz.

     Malum olduğu üzere devleti aliye Osmaniye dörttür.  Saltanat geçirmiştir.  Birincisi Avrupalıların prenslik dedikleri imaret – beylik.  İkincisi Avrupalıların Grand sinyorluk dedikleri hüdavendigerlık.  Üçüncüsü Avrupalıların imparatorluk dedikleri sultanlık ve padişahlık.  Dördüncüsü İslam halifeliğidir.  Tetkikat icra edilecek olursa ilk üç devirle dördüncü devir arasında büyük bir fark vardır.  İlk devirlerde Osmanlı hükümdarları idayan semaviyeyi saireye karşı bir memuriyet diniyeyi haiz bulunmadıklarından istilayı memalik hususunda imsaki lüzum görmediler.  Vatka ki hilafeti İslamiye Osmanlılara intikal etti, vazife ağırlaşmış idi.  bir taraftan kendi hükümetinin idaresiyle uğraşmak diğer taraftan ehli İslamın

Sayfa: 1991

ve alel umum ehli kitabın selametini düşünmek.  Hatta vazifeyi hilafetin bidayetinde mübtedilik saikasıyla yapılmış bir hareket ki garpta engizisyon tarafından terki dine cebir edilen ve bu yolda kayıp olan Müslümanları cebir millet için şark Hıristiyanlarını tahvifen Müslümanlığa ithal için yalnız kuvvede kalmıştır.  Halifenin Müslümanlık memuru diniyesinin şiddetli muhalefetine uğramıştır.  Hilafetin teşebbüsat insaniyetkaranesini akim bırakmak isteyen rakibaya mukabele edebilecek kuvveti istihsal için artık bu halife ve hiddet İslamiye siyasetini tenkibe mecbur olmuş idi.  Zamanında hiçbir hükümetin vasıl olamadığı aksayı kemale hükümeti Osmaniyenin

 MISIR TARİKİYLE DARÜ HARBE MÜTTEHİ AZİMET OLAN BİR KAFİLEYİ MÜCAHİDİN.

vasıl olmuş bulunduğu halife Kanuni Sultan Süleyman ise birçok memleketleri zammeyi mülk etmeğe Mukadder iken min taraf ilah tahtı himayesinde bulunan kavmi yeni bir kayıt altına tutmağa tenezzül etmemiş ve belki kimisine idareyi dâhiliyesini tanzimle bir kral veya bir prens nasip etmek ve kimisini vuku bulan istimdat üzerine diğerinin tecavüzüne karşı himaye etmek gibi hükümdarlığa, cihangirliğe değil halifeliğe layık surette hareket etmiştir.  Şurası muhakkak olarak bilinmelidir ki sultan müşaraileyh hilafeti İslamiye gibi bir kayda tabi bulunmasa idi, Viyana’yı muhasara ve ispanyayı izafe

Sayfa: 1992

eden şevketiyle sevdayı intikama sülük ederdi.  Fakat halifeler kendi hayatlarıyla değil takdiri ilahi ile hareket ettiklerinden hakan müşaraileyhin başka türlü hareketi mümkün değil idi.  Babı meşihatın irşadat daimesiyle vazifeyi esasiyesini ifa eden halifeler Allahtan başka kimseye hesap vermeğe ve sebebi hareketlerini bildirmeğe mecbur olmadıklarından bu umur muhammenin hükümetleri ihtimal ki birçok enzarın malumu değildir.  Hatta muteber donanma mecmuasının on sekizinci nüshasında safvet bey efendinin neşir ettikleri (ağlamalı mı gülmeli mi) ser levhalı makalelerindeki vesikalar dahi böyle bir hükümete müstenittir.

     İspanya armadasının hazırlandığını işiten İngiltere kraliçesi (queen Elisabeth) kemali tehalikle hükümeti seniyeden istimdat etmesiydi. 

 TRABLUSGARP MEVKİLERİNDEN CİBEL GARBİ MEBUSU SABIKI SÜLEYMAN EL BARUTİ EFENDİ İLE MUHTEREM BİR ŞEYH VE MAHİYETLİRİ EFRAD MÜCAHİDİN

     Sadaret azama kasasında mahfuz bulunduğu sadr esbak merhum Edhem paşa tarafından üstadım mühendis Enher Wilhelm von Bresle hikâye edilmiş olan bu istimdat nameyi alan halife İngiltere’ye ne nasihat verdi ne de itizar istedi.  Hemen Osmanlı donanmasını İspanya sahiline gönderdi, oraya tehdide başladı.  Biz bu hadiseyi insaniyetperver İngiliz komünün rical haziresinin gösteremediği bir ulu cenabı o zamanki Osmanlı halifesi göstermiştir tarzında tefsir etmeyeceğiz.  Halifenin bu hareketine iki sebep vardır.

     Evvela İspanyanın Elisabeth en büyük adaveti müşaraileyhinin Protestanları himaye etmesinden yani insaniyetperverlik göstermesinden kusurlu idi.  halife hukuk beşeri imhaya kast edenlerin

Sayfa: 1993

saniyen mezahib hıristiyaniyenin mukaddimelerine nazaran hakikat muadile ye yani hissiyatı islamiyeye daha yakındır.  İstanbul’un sultan Fatih tarafından heyn fethinde Ortodoks cemiyet ruhaniye sinin papaya cevabı ret vermesinin yegâne sebebi bu idi.  yine bu noktayı nazardan mesela mabudları sunilerden tahliye ve cemiye geceleri hususi ibadet etmek ve namaz kılmak ve hususat saire ve hatta itikadat itibariyle –  taassup hıristiyaniyenin şiddetle cayegir olduğu bir zamanda – Lutr hazretleri tarafından Hıristiyanlık namı altında neşrine himmet olunmuş bittabi noksan ve biraz mahruf bir din İslamdan başka bir şey değildir. 

     Nakit hilafetin daima gösterdiği hissiyat nezihana, vazifenin kendilerine aidiyetini iddia etmek sadedinde bulunan rakiplerin tesvilatıyla daima sui tefsire uğruyor ve sui nazarla müşahide ediliyor idi.  herkesin zamirinde bir şey gizli.  Fakat kimse hakikate müteallik bir söz söylemiyor.  Bittabi muhacemat umumiye ye karşı hilafetin kuvvetine vahin arz oldu.  Şu kadar ki kimseye hesap vermeye, esas göstermeye mecbur olmayan hilafet, noksanı kuvvetten dolayı vazifesinin mahiyetini ortaya koyamıyor idi.  Çünkü rakiplerin talebi ile duçar istihfaf olacağını biliyor idi.  Hal böyle iken Lehistan maksemesinde yine en ziyade muhalefet gösteren makam, hilafeti İslamiyet olmuş idi.  Çünkü bu hareket hukuku beşere büyük bir tariz idi.  Daha sonra Macaristan’ın iddia hareketinde kuvveyi imhaiyeye yardımcı gelenlere karşı kuvveyi hilafet bir varlık gösterdi ve hiç olmasa bütün dünyanın itirazına rağmen Macar hürriyet perverane himaye etmek suretiyle hukuku beşere ait vazifesini ifa eyledi.

     Aksayı şarkta Avrupalılar aleyhinde vaki olan hadisede oraya taraf hilafetten gönderilen heyeti nasiha Çinin en kuvvetli ve nüfus dar anasırı olan Müslümanlara ehli kitap olan Avrupalıların tarafı iltizam etmeği tavsiye eylemiş idi.  Japon – Rus seferinde ise hilafeti İslamiyet daha mühim bir nezahet ibraz etmiştir.  Rusya hükümeti Rusya’daki Müslümanların nikâhlarında ve cenazelerinde birer papaz bulundurulması ve mekteplerde Rusçadan başka lisan okutulmaması gibi izzeti nefis İslami’yi ceriheadar edecek bir emir name imparatoru ilan etmiş idi. 

     Makamı hilafetin sefiri bu emir namenin tadili için çok uğraştı.  Muvaffak olamadı.  Ve nihayet Rusya imparatorunun iradesinin her hangi bir vesile ile tadil etmenin Rusya’ca mümkün ve adet olmadığı bildirildi.  Pek az zaman sonra Japon – Rus seferi açıldı.  Makamı hilafet seferinin bir kerelik vaki müracaatı üzerine mahut emirname bir tarzı arzide gayri mahdut bir zaman için tehir edilmiş ve bununla hilafeti İslamiyet vazifeyi diniye sini ifa etmişti.  O esnalarda idi ki bazı eşkıyanın Rusya hududundan mürurundan bahisle Erzurum vilayetine ait Beyazıt sancağı hududunun muhafazası için Van valisi tarafından bir sene kadar evveli istenilmiş

Sayfa: 1994

olan bir tabur, birçok muamelelerden sonra az bir mevcutla Rusya hududuna muvasalat etmiş id.  Bu taburun vürudu – bu günkü İtalya – Osmanlı seferini müteakip hududu Osmaniye yi askeri ile dolduran Rusya hükümetinin vehmine dokundu.  Teminat kaviye ye itimat edemedi.  Hariciye nazırını Osmanlı sefarethanesine kır atla göndererek vaki olan iltimaslar üzerine iki yüz elli mevcutlu bu Osmanlı taburu geri aldırıldı.  Birçok yerden vaki olan tertibata rağmen makamı hilafet işte bu kadar telaşta bulunan Rusya ya karşı hiç fena bir fikir hâsıl etmedi.  Fakat sebebini kimseye söylemeye mecbur değil idi.  Bunun için de iki sebep var idi.  Birincisi ilanı husumet etmeyen bir kavme karşı bidayetten ilanı harp ve husumet etmek dini İslam’ca şediden memnudur.  İkincisi her ne kadar halife ile Japonlar esasen bir ırkdan iseler de hissiyat etnografya ya rağmen halife ve ale l umum ehli İslam gayri semavi edyan eshabını tesahiben edyan semaviye eshabına ilanı husumet edemezler. 

     Otuz bu kadar seneden beri Avrupalılar bilhassa Afrika da müstemleke politikasına bir faaliyet verdiler ki bu politika makam hilafetin hukuku ibade taalluk eden vazifesi için bir devreyi mühimme küşat etmektedir.  Afrika müstemleke politikasında iki sui kast vaki oluyor.  Evvela bu kıtaya düvel muazzama yalnız kendilerine hasretmek istiyorlar.   Biri bir tarafı işgal ve istila edince diğerine taviz olmak üzere başka bir yer gösteriliyor.  Eğer Afrika da Avrupa hükümet anından muayyen birkaçından gayrısına cinsen ve idareten merbüd bir yer var ise orası da düveli muazzama tarafından zapt ediliyor.  Bu yerlerin uğradıkları felaket Felemenklilere bir darbe olduğu gibi bir ahdi karibde Portekizliler Mozambik den, Belçikalılar Kongo dan ihraç kılınacaklardır ki İspanyanın gass taksiminden hiçbir şey alamaması maksadı pek rana gösteriyor.  Saniyen Avrupa düveli muazzaması bu istila ettikleri yerlere yalnız kendilerine müsait bir gümrük tarifesi koyarak hükümet sairenin oraya ihracatta bulunması imkânını izale edecekler ve bütün müessesat nafıayı kendi sermayedarlarına ve sanayilerine hasreyleyeceklerdir.  Düveli muazzama Afrika da kendi yerleri olduktan sonra buna ehemmiyet vermezler.  Fakat türlü hukuki gasp edilmiş bütün ebvab intifa ve ticaret kendilerine kapanmış olan Avrupa düveli sağiresinin bedbaht tebası ne yapacak?  Çünkü Fas, Kongo bilmem neresi taviz ahdi namelerinin hiç birinde Avrupa düveli sağiresinin hukukunu mutazammın hiçbir madde yok.  Bir kısım insaniyetin bu felaket atiyesini düşünerek 1322 seneyi maliyesinde yazmış olduğum <sermaye ile umur nafıa> namındaki eserde söylediğim veçhile Avrupa’nın mutemeden hükümet sağiresinin muarız kalacakları ve hatta şimdiden kaldıkları bu mahrumiyet pek yakın bir ahdi de asayiş umumiyeyi ihlal edecektir.  Bu sebeple zuhur etmesi mahuz bir rab umumiye en birinci mani olacak kuvvet makamı hilafeti

Sayfa: 1995

İslami’yedir.  İşte bunun için makamı hilafet islamiye bahsi asayiş imamıdır. 

     Sosyalistlerin tasavvur etmek isteyip de beyan edemedikleri bir derecede menafi beşer iyeyi temin eden ve hatta en şevketli bir halifeye kapitülasyon denilen müsaadetatı verdirtmeğe hali serbestîsiyle imkân veren dini mübin İslam serbestîyi ticaret ve intifayı son derecede sahil ettiği cihetle dünyanın Avrupa düveli muazzaması tarafından gasp ve zapt edilmiş ve edilecek olan aksamında kesp intifağ edemeyecek bulunan Avrupa düveli sağiresinin yani Belçika, Felemenk, İsveç, Norveç, Portekiz, Danimarka, Yunan, İsviçre, Romanya, Karadağ, Bulgaristan, Sırbistan hükümetinin tebaası her türlü menafi memalik islamiyede ve bil tahsis memaliki Osmaniye de istihsal edecekler ve pek yekûn olan bir zaman sonra <<keşke bütün Afrika, bütün dünya halifenin zir hükümdar iyesinde bulunsa idi de bizim rızk miktarımız tevsi etse idi>> diyeceklerdir.  İyi düşünülecek olursa anlaşılır ki halifenin hükümran olduğu memalik her zaman bu hizmeti ifa ediyor.  Bu gün Osmanlıların kanına ekmek doğramak isteyen İtalyanların seksende biri bizzat memalik Osmaniye de ve aileleriyle beraber bütün İtalya’nın nüfusunun onda biri Osmanlı memleketleri yüzünden taayyüş ediyor.  Yunanistan da aç kalan bir Yunanlı, Sırbistan da aç kalan bir Sırplı, Karadağ da aç kalan bir Hırvat, memleketinde işsiz kalan bir Bulgar elhasıl bir avuç, bir Kafkasyalı ilk ümidi, ilk lokma teayişi memalik Osmaniye de arar.

     Bunun sebebi nedir düşününüz iyi insanlar! 

     Çünkü memaliki Osmaniye, beşer yurdu, baba yurdu, peygamber yurdu, din yurdu, merhamet yurdu, Müslümanlık yurdu, halife yurdudur. 

     Halifenin zir hükümran iyesindeki memalikten birini alıp doymaz Avrupa düveli muazzama sına vermek Avrupa düveli sağiresinin çalışkan, namuslu tebaasını o memalikin hisseyi intifasından mahrum bırakmak demektir.  Hâlbuki arzen her arşın merbande bütün insanların bir hakkı iştiraki bulunduğundan bu mahrumiyete hukuk beşeri sıyanet vazifeyi maneviyesiyle muvazzaf olan halifeyi İslam muvafakat edemez.  Onun maddeten zir hükümran iyesinde bulunan ahali de bittabi halifelerinin, hükümdarlarının husul imali için kanlarının son damlasını dökünceye kadar çalışırlar.  Zaten halifenin hizmet mukaddes esi ilk iptida onların münafiine hizmettir.  Memaliki Osmaniye ne kadar vasi olursa, ne kadar tevsi ederse Osmanlı Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Leh, Musevi anasırları da o kadar istifade ederler.  Çünkü vasi bir sahada serbestîyi minadele hakkına mazhar olurlar. 

     Mütevelliten kendi istifadeleri tenkis ve mahrumiyetleri tezayid etmekte bulunan Avrupa dün sağiresi ise kendi münafi abidiyelerinin muhafazası için halifeyi İslam ve memaliki Osmaniye taraftarı bulunmağa mecburdurlar.  Elhasıl değil Trablusgarp hatta memaliki Osmaniyenin küçük bir cezinin bir hükümet

Sayfa: 1996

ahire intikali hayat umumiye yi beşeriye üzerinde hadise getirir, iştirak umumiye yi beşeri mahveder.  Artık bais asayiş umum olan makam hilafetin vazifeyi hakikiye insaniyesinin izharı zamanı gelmiştir.  Bundan sonra hilafeti İslamiye şu iki kaziyeyi iddia edecektir.  Birincisi Asya’da ve Afrika’da istimlâkte bulunacak hükümet o memalikte yüksek gümrük tarifesi koymayacaklar ve bütün umur nafıayı düveli sefire sanayilerinin iştirakiyle beynelmilel sermaye ve mesai ile vücuda getirmeyi taahhüt edeceklerdir.  İkincisi bu tarz istimlâke muvafakat gösterilmediği takdirde memaliki islamiye her türlü taarruzdan masun tutulup oranın imar ve umaranı için Avrupa düveli sağiresinin sermayesi ve masuniyeti diğer nakilere tercih kılınacaktır.

     Bu iki şak beynelmilel tekerrür etmezden evvel müstemlekat politikasına revaç vermek insaniyete muhaliftir. 

     Zaten hükümet sayeyi Osmaniye’nin nazarı daima bu şeraite mütemayildir.  Bir aralık kendisiyle birlikte çalışmış olduğum Tunuslu Bengiyaz Mahmud paşazade Ahmet Bey efendinin Trablusgarp liman ve şimendiferi hakkında on sene evveli vuku bulan teşebbüsü beynelmilel sermaye usulüne iktiran edecek ve bütün hükümet sağire dahi hak iştiraka mazhar olacak idi.  Fakat İtalya meclis mebusanının gürültüleri ve İtalya hükümetinin müdahalesi bu müstehsen ve insaniyetkarane usulün tatbik olunamamasını intaç etti.  Evet, on sene evvelki gürültülerin mahiyeti bu gün anlaşılıyor ki İtalyanlar Trablusgarp’ın her türlü münafianı kendilerine hasretmek ve Avrupa düveli sağiresini taşraya çıkarmak istiyorlar imiş.  Fakat hukuk müşterekeyi beşeriye ve vazifeyi mukaddeseyi hilafet bu emele mani olacaktır ki bu memanet uğrunda çalışmak insanlık iddiasında bulunan her kavmin her unsurun, her ferdin vecibeyi zimmetidir.

30 kanun evvel 1327

Mahmud muan

Sayfa: 1997

Terakki ve medeniyet

2

     Terakki ahvali medeniyyede vukua gelen bir tahvilden ibaret olmasına göre bu tahvilin tarzı cereyan ve tahvilini icap eden esbabı nazarı tetkike alınmak iktiza eder.  Çünkü ahvali içtimaiye her vakit maruzu tahvildir, fakat bu tahvilatın hepsi neden medeniyette terakkiyi icap etmiyor?

     Bir medeniyette tahvil yani terakkiyi icap ve tevlit edecek bir tağyir vukuu için üç şartın tahkiki elzemdir.

     ( 1 ) bu medeniyetin tahviline müsait olacak tebaa kemale vasıl olmasıdır.

     ( 2 ) bu tahvile ihtiyaç hâsıl olması bu ihtiyacı ister o medeniyetin muhit tatbiki olan cemiyet kendiliğinden his etsin veya hariçten kendisine ihsas olunsun, ister ihtiyari, ister mecburi kabul etsin.

     ( 3 )  o cemiyeti saik olan eşhas ve efrad tarafından ve yahut kuvveyi hariciye tarafından icrayı tesir edilmesi.

     Bir hali medeniye de vukua gelen tahvile yani terakkinin avamlı bu üç şart esası ya mermuttur, bu şartın büyük, küçük bütün hadisat terakkisinde ve ahvali temeddiniyesinde vukua gelen inkılabatta bu üç şartın tahkikini bulmamak kabil değildir.

     Tarihin en muazzam vakasından madud olan medeniyet islamiyenin sureti zuhur ve terakkisini izah etmek istersek görürüz ki:  İzbelerde binlerce senelik edebiyatıyla müterakki âlemiyle, şark ve garp arasında vasıtayı ittisal olan ticaretiyle, bir lisanla mütekellim olan milyonlarca halkıyla bütün avamil temeddün mevcut idi.  Bu hali medeniyet artık harice intişar edecek her tebaayı ihraz etmiş, yani bir ağacın meyvesi gibi tevsi ve intişar hususunda <haddi kemal ve iktizafa> reside olmuş idi.  Böyle bir medeniyeti Arabistan’ın çurame çulları istiap edemezdi.  İnbisat, tevsi ve intişar şeklindeki bir tahvile <ihtiyaç> dahi varaydı ve bu ihtiyaç gittikçe zaruret şeklini iktisap ediyor idi.  Fakat Araplar yaşadıkları kabile hayatıyla bu tevsii icra edemeyecekler idi.  Şarihi din mübin Muhammedi bütün bu kabaili kelimeyi tevhid altında cemi etmekle bu kavmin hasais temeddün iyesini izhar hususunda <<icrayı tesir>> eyledi.  Bu sayede medeniyeti İslamiyet veya Arabiye afakı cihana mütevelli oldu.

     İşte bu üç şart tahakkuk ettiği gibi binlerce seneden beri cüzeyret ül arabda bedavatda

Sayfa: 1998

mahsur kalan Arap kavmi bir medeniyet müterakkibenin amil ve müessesi oldu.

     Bu şeraiti bütün hadisat ihtirayı medeniye de de bulabiliyoruz.  Mesela telgrafın sureti icadını izah etmek ister isek, Napoleon’un harekâtı seri askeriyesi hücumdan ve harekâtı harbiyeden vakit ve zamanınla haberdar olabilmek için bir vasıtayı seri muhabereye <ihtiyaç> hissettiriyor idi.  İki asırdan beri sahayı fenniye de vukua gelen terakkiyat bunu mümkün bir hale isal etmişti.  Binaenaleyh cemiyet bu tahvile müsait olacak mertebeyi kemale gelmişti.  Nihayet Fransız hükümet şinaslarından Şap tesisgerdesi olan havai telgraf istasyonlarıyla, Amerika hükümet şahanelerinden mors telgraf elektriği cihazıyla sürat muhabereyi istihsal ve temin hususunda birer maşuk ve müesser oldular. 

     Elhasıl bu üç şart bir arada bulunmadıkça terakki vücuda gelmez.  Faraza, yalnız ihtiyaç terakkiyi temin edemez.  İnsanlar uçmak ihtiyacını çoktan beri arzu ediyorlar idi.  Fakat fennin rütbeyi kemali buna müsait değil idi, bunu temin edecek keşifler vücuda gelememiş idi.  Birçok kabaili vahşiye daimi surette Kahta maruz oldukları halde buna çaresiz olacak vasıtayı keşif edemiyorlar.  Keza ihtiyaç mahsus olmayıp da yalnız ekmeklik olabilecek mertebeyi kemaller ihraz etmek de terakkinin ve keşfin zuhuruna sebep olamaz.  Bir takım kabaili vahşiye vardır ki alat ve edevat beytiyelerinde demir istiamelini bildikleri halde silahlarını hala ağaçtan imal ederler.  Çünkü karşılarındaki muharip akvam bunlara alat taarruz ve müdafaalarını tekmil ettirmek ihtiyacını telkin etmiyor.  Aralarında öyle silah imal edecek dahiler yetişmiyor.  Hâlbuki medeniyet hazirede ıslahı harbiyece husule gelen terakki ve ihtiratın mahrekini hep hasmın kuvveyi faikesine karşı bir vesileyi tefevvüte malikiyet ile beraber sahayı fenniye de yorulmak bilmeyen bir gayretle ilerlemek isteyen âlimlerin tahriyat alimiyesi teşkil ediyor.  Kezalikteşebbüsat mesaiyi ferdiye bir keşfin ve terakkinin vücuda gelmesine sebebi müstakil olamaz.  Asırlarca müddet gayri kati ve daireyi şakta kalan nice ihtiraat vardır.  Kezalik kuvveyi hariciyenin tesiratı da başlı başına bir amili terakki ve tahvil olamaz.  Medeniyet ile barbarlığın temas ve karibi bazen barbarlık üzerinde bir tesir hâsıl etmez, diğerini mütemadinin ahval medeniyesinden müteessir ve hissedar kılmaz.  Belki bir cemiyetin temasta bulunduğu bir medeniyet ecnebiyyeden müteessir olması için bu tesiri his edecek mertebeyi kemale vasıl olması ile beraber tahvil ve terakki ihtiyacını da aynı zamanda his etmesi iktiza eder.

     Her hangi nevi terakkiyat medeniyenin husulü için bu üç şart esasının tahkifinin lazım olması bize garip gördüğümüz vakayı hazire ve maziyenin sureti ceryanı hakkında bir fikir hukuki iata eder.  Memleketimizde niçin fabrikalar açılmıyor?  Fabrikalar açılması, teşebbüsat iktisadiyeyi

Sayfa: 1999

memleketin tevsi ve inkişafı <ihtiyacını> memleket kuvve yen his ediyor.  Fakat inkâr olunamaz ki, cahil ahali ihtiyacı henüz kâfi derecede takdir etmemiştir.  Bu gibi teşebbüsatın hâsılı için elzem olan şirket usulüne beynelhalk itibar ve emniyet husule gelmemiştir.  Onun için memleketin ahval iktisadiyesi henüz bu fabrikaları küşat ettirecek rütbeyi ikmali yete vasıl olmamıştır.  Bu teşebbüsatı ileri ve sürecek efrada mefkuddur.  Şirketi Hayriye’nin tesisi üzerine kayıkçıların kar ve kesbden mahrum olacakları endişesi ile vukua gelen hareketleri, galata rıhtımının resmi küşadı icra edilir edilmez açlıktan ölmek telaş ve endişesi ile hamalların ika ettikleri isyan meslah ve devri sabıka ait vakalar olsa bile inkâra da bir zahire borsasının tesisi üzerine güya zahire simsarlarının menfaımı müdafaaten refi edilen avazı şikâyet, Edirne şehri ile istasyon arasında tramvay hattı temdidi şayiası intişar eder etmez arabacıların ekmekten mahrum kalacakları havf ve telaşıyla hükümet konağına dolmaları

 TRABLUSGARP KAHRAMANLARINDAN TOPÇU YÜZBAŞISI AHMET ŞÜKRÜ EFENDİ.

Bu devrin daha dünkü vakayı cedide sinden maduttur. 

     Ahvali idariyemizde kaç senedir niçin arzu ettiğimiz mertebede eseri terakki husule gelmedi?

     Terakki ve ıslah!  Bunu hep istiyoruz ki memleketin hayatı buna menüt olduğunu tekrar edip duruyoruz.  Demek ki ihtiyaç var;  fakat mateessüf ki galiba cemiyet henüz o silahı tahkik ettirecek mertebeyi kemale vasıl olmamış olacak ki idareye pabend terakki olacak avamil henüz pek çok.   Diğer taraftan bu terakkiyi vücuda getirecek gayyur ve fedakâr islahcılar mefkud veyahut diğer kavle göre islahcılara iş gördürmeğe mani olan esbab ve avamil icrayı tesir ediyor.  Burada bu iki iddiadan hangisinin doğru veyahut ikisi de mevcut ise hangisinin daha kavi olduğunu tetkik etmek

Sayfa: 2000

   istemiyorum.   Fakat her iki ihtimal ve iddia ıslahat namına fiilen bir şey yapamamış olmakta ittihat ediyor.  Zikir olunan üç şart salah ve terakki içtimaı etmedikçe idaremizde bir zarureti hakikiye salah husule gelmiyor.  Hakikiye diyorum;  çünkü etrafımıza muhit olan harekâtı medeniye ve avamil terakkiyat ortasında yapacağımız ufak ve muvakkat niyet veya hareket salah bir terakkiyi hakiki teşkil edemez.  Her vakit bu fayda sönmeye mahkûm kalır.

     İşte terakki o üç şartın tahakkuku ile husule geldiği içindir ki cemiyetlerde terakki medeni batı olur.  Ufak bir heyecanla, ümitsiz zan olunan bir hadise ile bir cemiyette bir inkılâbı siyasi tahaddüs

 FİZANDAN AZİZİYAYA MUVASALAT EDEN BİR KAFİLEYİ MÜCAHİDİN.

Ederse de inkılâp medeni yenin husulü uzun zamanlar müruruna ve şeraiti halisenin tahakkukuna tabi bulunduğu için inkılâp daimi ve hakikiyi vesaiti siyasiyeden ziyade avamil temdiniye “mesela terakkiyi maarif, teksiri tarik, tefciri ahar. . . “ ihzar eder.  Asıl mefkud olan inkılâp ve terakkiyi temeddünü ki refah beşerin tezyidine hadmeder.  Bu avamil sayesinde gelir.  İnkılabatı siyasiyenin mahiyeti ise hep maksada hadim ve sairden ibarettir.

Kadıköy 16.kanun evvel.1327

Berih Nuri

Sayfa: 2001

TÜRKİYE NİÇİN TERAKKİ ETMİYOR?

Nisvanı islamiyenin vaziyeti ictimaiyesi

     Bu serlevha altında Londra “magazin” lerinden birinde münteşir bir makale memleketimizi, adet ve itikadımızı Avrupa ya pek fena bir halde tanıttığından Türkiye yi katiyen tetkik etmediğine kani olduğum muharrir makalenin efkârı batılasına cevap vermek isterim.

     Memalik İslamiyet hakkında tatbiat medide de bulunduğunu iddia eden mister (Reyno)

<<taaddüdü zevcat ve esaret>>

unvanı tahtında söze başladıktan sonra, memalik Osmaniye yi teşkil eden hatayı vesia üzerinde keşif olunan eseri muhteşeme delaletiyle bu toprakta tevtan etmiş bilcümle melül şarkiyenin garp medeniyetleri kadar ve beklide daha parlak ve şaşaadar medeniyetler vücuda getirmiş olduğunu söylüyor ve Türkiye türab ve ikliminin terakki ve tealiyi akvama pek ziyade müsait olduğunu beyan ederek devlet Osmaniyenin şahrah terakkide Avrupalılara nispeten pes mende kalması esbabını münhasıran din İslama atıf etmek istiyor ve diyor ki:

     <<resul müslimin birdenbire etrafa intişar eden şeriatının iki rükn mühimini, yani taaddüd zevcat ile esaret esaslarını kabul etmekle payı terakkiye müthiş bir set çekmiş oluyordu.  Nisvanı islamiyenin hürriyet maddiyelerini bir dereceye kadar tezyid ettiğini iddia eden olsa bile müthiş bir esaret maneviye ye ve fikriye ye giriftar olmalarına sebep yegâne kendisi olmuştur.>>

     Memleketimize vakıf olmayan bir kari, taaddüde zevcat ile esaretin beynimizde ne derecelerde hüküm ferma olduğu hakkında hiçbir fikre malik olamayacağından <Türkiye niçin terakki edemiyor?>  ser levhasından istidlalen behemehâl her Türk onda esaret altında hayatgüzar müteddüd zevce ve valideler bulunduğuna hüküm ederek muharrir makaleye hak verir.

     Mösyö Reyno, sözünü ispatsız da bırakmıyor.  Fakat bu hususta o kadar ebleh fer yabana delil buluyor ki teessüf etmemek elden gelmez.  Ekseriya hükümdaranın tarzı maişetleri kendilerine tabi olan milletlerin sureti muaşeretleri hakkında bir fikir kâfi verebilir.  Muharrir de bu esasa ibtina ederek taaddüdü zevcat  ile esaretin memalik Osmaniye nin her tarafında kemali şedit ve ehemmiyetle meriyyül icra olduğu hakkında karinin dimağında uyanabilecek en küçük şüpheyi de izale etmek maksadıyla Sultan Hamid’in hallinden birkaç gün sonra yıldız sarayına ziyarete giderek harem dairelerini

Sayfa: 2002

tetbi ettiğini, birer kafes veya zindanı bu dairelerde maişet güzar kadınların maddeten ve manen esaret mutlaka ya giriftar olduklarını, hükümdarı matluan tatmin hevesatına mahsus laekal dört bin cariyeye malik olduğunu hikâye ediyor.  En nihayet heyeti ictimaiyemizin bu esaret dolayısıyla dört bin aileden mahrum kalmış olduğunu istihraç eyliyor.  Şüphe bu kadar ki bizi tanımayanlar bu sözlere kulak verince pek küçük bir kıyas ile memleketimizde milyonlarca kadının aynı suretle yaşadığını ve binaenaleyh milleti Osmaniye nin milyonlarca aileden mahrum kaldığını teemmül etmekte haklıdırlar.  Mösyö Reyno cenapları bu âdetin anasırı Osmaniye arasında itilaf ve ittihadın tahdisine hail olduğunu ve tahdidi zevcat devam pezir oldukça bir zevce ile iktifa eden Rum, Ermeni, Musevi ve sair Osmanlıların Türklerle katiyen uyuşamayacağını ve şimdiye kadar toprağımızda zuhur eden itişaşatın da bundan başka hiçbir sebebe mübteni olmadığını bir bedahat riyaziye halinde gösteriyor.  Fikrimizce her hususta hatalı olan bu mütalaat:  kul marufunu yâda getirir.

 İTALYAN HİZMTİNE GİRİP YAKALANMIŞ OLAN JANDARMALARDAN BİRİNİN AZİZİYEDE KOLLARI BAĞLI OLARAK HÜKÜM ADALETE İNTİZARI.

     Filhakika Mösyö Reyno yu hangi cihetten cerh etmek hususunda insan mütehayyir kalır.  Evvel emirde taaddüdü zevcat hakkındaki ahkâm diniyemize katiyen cahil olan İngiliz muharririn bu usulün alel ıtlak mazeretinden bahis etmesi kadar bi mana bir şey tasavvur edilemez.  Taaddüdü zevcat defaat ile mevzu bahis ulema olduğu üzere veçhe istiamale göre muhassenat ve muhazir muhtelifeyi cemidir.  Eğer Mösyö Reyno nun tasavvur ettiği gibi Türklerin ekseriyet azimesi değil, bir kısım mühimi bile zevcat müteaddidiye malik olarak yaşıyorlar ve bu kadınlara esir muamelesi icra ediyorlarsa heyeti ictimaiyemizin pek az zamanda rehin inhitat ve tedenni olacağını ben de söylerim.  Fakat hakikat bu halde mi?  Yıldız sarayındaki tarz maişet ne için bütün bir millete teşekkül edebilsin?  Selâtin azam arasında asırlardan beri hüküm ferma olan adet istifranın devri istibdatta duçarı sui istimal olması nasıl koca bir milleti şaibedar edebilir?

Sayfa: 2003

Yıldız hareminde esaret mutlak içinde yaşadığı iddia edilen cariyeler bir sultana, bir halifeye mensup olmakla hiç şüphe yok ki mevcudiyet esiranelerinden memnun idiler.  Eğer pençeyi cebir ve tehdide ile dam esarete giriftar oldukları farz edilse bile bu felaket münhasıran o zaman ve muhite aittir.  Yoksa hiçbir zaman nisvanı Osmaniye’nin hayatı içtima iyelerine numune teşkil edemez.  Bu gün taaddüdü zevcatın Türkler arasında hüküm ferma olması ne dinen ve ne de adetten kabildir.  Evvel emirde her hangi bir erkeğin zevcatı müteaddide ile hayatgizar olabilmesi için o erkeğin tahtı zevce tinde yaşayan kadınların bilcümle

 KASIMPAŞADA KÂİN BAHRİYE NEZARETİ.

ihtiyacat maddiye ve manevi yelerini temin ve tatmin edebilmesi onları müreffeh ve bahtiyar yaşatabilmesi dinen meşrudur.  Bu hususta mervi olan hadisi şerife herkesçe malumdur.  Zaman resalet penahide nisvan azabın ihtiyacat maddiye ve maneviyeleri şüphe yok ki şimdikine nispeten pek azdı.  O devirde kesir ül zevcat olan bir erkek zevcelerini mesudane yaşatabilirdi.  Fakat merver zaman ile ihtiyacat fikriye ve maneviyeleri terakki eden nisvanı İslamiyet, artık bu gün bu hayatı müştereke ye tahammül edecek bir halde değildirler.  Hiç zannetmem ki tahsil ve terbiye görmüş hiç

Sayfa: 2004

bir Türk kadını zamanımızda refik hayatının inkısam muhabbetine rıza verebilsin.  Yine hiç zan etmem ki nisvanı layık hürmet ve tevekkür olarak tanıyan münevver el fikir hiçbir Türk zevcesinin rızası olmaksızın ikinci defa evlenmek istibdadını ihtiyar edebilsin.  Bu iddiama karşı bazı meseleyi istisnaiye serdedile bilirse de Avrupa muasır medeniyetinde izdivacın muamelat müstebite ve keyfiyeti hakkında ondan kat kat daha vahim ahvalin hüküm ferma olduğunu, bilhassa payitahtlarda cari olan “metresle yaşamak” adet kabihasının pek mahdut ve istisnai bir halde memleketimizde cebece meşhut taaddüdü zevcat nişanelerinden ziyade

DERSAADET MÜNAZARANDAN:  GALATA KÖPRÜSÜ

tenakus nüfusa izmihlal ve tedenniye badi olacağını söylerim.  Ahkâmı diniye ile hayat hazireyi ictimaiyemiz telif edilince taaddüdü zevcatın bugün adetten olduğu kadar şer’en de tecavüz edilemeyecek ahvalden olduğunu tasdik etmek icap eder.  Buna mukabil taaddüdü zevcatın bazı hususatta muhassenat ve Fevaid adidesi vardır ki lüzumunda bir hali zaruri kabilinden tatbik edildiği halde tenakus nüfusa tedenniye değil bilakis tekessürü zürriyet ve terakkiye hizmet edebilir.  Nisvanın teşekkülat hususiyeti azviyelerindeki farktan müteferri olan bu mahassinatın neden ibaret olduğunu izaha lüzum görmüyorum. 

     Bütün bu izahattan şu istidlal edilir ki

Sayfa: 2005

Taaddüdü zevcat hadisat şade kabilinden hüküm ferma olduğundan hayatı ictimaiyemize olan tesiri hiç müsabesindedir.

     Saniyen taaddüdü zevcatın mani terakki olduğu ve memleketimizin her tarafında pek büyük bir rekabetle tatbik edildiği farz edilse bile bu hususta din islamın muahezesine mahal görülemez.  Zira yukarıda teşrih olunduğu üzere zatı risalet penah taaddüdü zevcatı ibaha itmekle beraber gerek kavli ve gerek tavır ve hareketiyle erkeklerin ne gibi kayıt ve şerait mühimme dairesinde birkaç kadınla izdivaç edebileceğini arai ederek bilcümle erkeklerin bu hususta son derece ihtiyatkâr ve endişeli olmalarını tavsiye eyliyor.  Yoksa alel ıtlak her kesi bila kaydı ve şart taaddüdü zevcata teşvik etmiyordu.  Bu hususta hiçbir hadisi nebevi bulunmasa peygamberimizin bilcümle zevcat mutahhirat nebuyeye karşı ne bu payan ve siyan bir tekit ve muhabbetle, muamele ettiklerini tecahül etsek bile yine din İslam muateb olamaz.  Etimeyi nefise ekli mubah olduğundan dolayı bila fasıl baklava yiyerek mude hemasına müptela olanların faalinden hulviyyat ekli mekruh ve manevi değildir diyenler mi mesul tutulmak lazım gelir?  Tadid zevcatın anasır muhtelife arasında büyük bir hail itilaf olduğu ve şimdiye kadar zuhur eden iğtişaşat dâhiliyenin yalnız ondan neşet ettiği hakkındaki iddialar ise cidden gülünç bir manadır.  Evvel emirde zevceyi vahide ile geçinen bir adam hissen vefakâr her endişanesi sayesinde hemsayesi bulunan bir Rum, bir Ermeni veya bir Musevi ile ne derecelerde hissen amiziş muvaffak olursa birkaç zevceli bir erkek de aynı derecede muvaffak olabilir.  Saniyen bu âdeti kadime ye intiba edenler aklı kalil raddesinde olduğundan mazereti melhuz bile olsa hemen hemen âdemi vukua ıtlak anasır hakkında her türlü endişeyi bertaraf edebilir.  Şimdiye kadar vaki olan dâhili karışıklıkların sebebi ise hiç şüphe yok ki taaddüdü zevcat değildir.  Zira aralarından en küçük bir münasebet bile melhuz olamaz.

     Mösyö Reyno, İslam ailelerine hayatı dâhiliyelerine cer kelam öyle diyor ki: 

     <<Nisyanı islamiyenin ne derecelerde zebun esaret oldukları kisveleri, erkeklerin daima kadınların mütecerrid olmaları ve kadınların kanunen zevclerini intihap hakkına malik bulunmamaları gibi birçok husus ile sabittir. >> Bir kadın izdivaç çağına kadar pederinin badel izdivaç zevcinin esir münkadidir.   Bir Müslüman evi derininde daima zevcinin daireleri ayrı olup zevc vuzuca her zaman ayrı ayrı taam ederler.  Bu gün bir lokantada öğle taamı etmekte olan bir erkekle neden dolayı hanesinde yemek yemediğini sorduğum zaman bana, zevcem o kadar cahil, ümmidir ki aramızda bir fikir teatisi bile kabil değildir.

     Bu sözlerin meahiz ter hat olduğuna iştibah

Sayfa: 2006

edilir mi?  Kadınlarımız iktisa ettikleri çarşafa hiçbir zaman esir değildirler.  Zaman peygamberden asriyemize kadar muttasıl tebdil etmiş olan kıyafet nisvanın son menzil terkisi çarşaf veya ferace olduğunu kim iddia edebilir.  Hiç şüphe yok ki dini İslam alelıtlak istitarı emir etmişti.  İstitarın şeklini tayin eden adet ve teamül olmuştur.  Hem de çarşaf iktisa etmek ne için bir esaret olsun.  Bir Parisli kadınla bir Türk hanımı arasında bir mukayese yapacak olursak bunlardan Fransızın mi şeritler içinde sım sıkı bağlı bir mumya gibi modanın daima mütehavvil, müzic ve rahat sükûn kaydı arasında, yoksa Türk hanımının mı daha sade ve kat kat daha suhulet darın ve iktisadi olan o zarif ve şiar amir çarşaf içinde esir olduğunu kariler takdir ederler.  Benim muhakkak olarak bildiğim bir şey varsa bugün sahibi idrak her hanım çarşafı Avrupa kıyafetlerine tercih eder.  Bu tarz tebessümümüzün zaman ile karin tekâmül olacağı kabul edilmese bile terakki ve tealimize icrai tesir edeceğini iddiaya kim cüret eyler?

     Saltanat islamın en muzaffer ve parlak devirlerinde bile nisvanın nikab istitarı takınmak şartıyla hemen hemen bir erkek kadar hür ve ser azat yaşadıklarını muallimlik, tacirlik, esnaflık gibi mesalik muhtelife ye soluk edebildiklerini tarihlerde okumuyor muyuz?  Bir zevcin refikayı hayatından ayrı ikamet ederek başka mahallerde yemek yemesini dini İslam emir değil bilakis tahatti eyler.  Her selamlık dairelerinin tefriki adeti helifeyi Abbasi ye zamanında tesis etmiş bir şeydir ki zamanımızda büsbütün şeklini değiştirmiştir.  Bu günkü selamlık daireleri reis ailenin ikametine değil yalnız erkek ziyaretine mahsus dur.  Her hangi bir aile nisvanına katiyen bigâne olan erkeklerin onlarla hal temasta bulunmalarına sebep ve mantık bulunamayacağından yabancı erkeklere mahal mahsus tahsisi şüphe yok ki pek musib bir tedbirdir.  Müslüman kadınlarının zevcelerini görüp intihap etmelerine dini İslam katiyen mani değildir.  Teehil edenlerden mesul olan dini İslam değil fakat kendi tensip veya mülahazasızlıklarındır.  Mamafih refik müstakil hayatı için bir fikir kâfi peyda etmek isteyen bir kadının Avrupa da olduğu gibi onunla behemehâl tulu müddet hep beraber yaşaması, defaat ile tiyatrolara gitmesi, balolarda dans etmesi, lazım geleceğini kimse iddia edemez.  Adalet pür ver bir peder dizinin emir izdivacında mümkün olduğu kadar onun da istihsal rızasına çalışır ve eğer damadı intihap kardeşi ise onu kerimesine mümkün olduğu kadar tamamıyla tanıtmak ve beğendirmek ister.  Bu yolda hareket etmeyen pederler Müslüman olduklarından değil belki noksan şefkat ve muhakemelerinden dolayı mahsul hayatlarının felaket ve itibarlarına hizmet eylemiş olurlar.  Muharrir makale sözlerini kadınların terbiyeyi fikriyelerini nakil ederek Türk

Sayfa: 2007

nisvanının intibah ve terakkilerine hadim olan eserlerden mahrum bırakıldığı ve mesela, Türk erkeklerini kadınlara karşı serzeniş ve itabişayeste bir halde tasvir eden “Pierre Loti” nin romanlarını mütalaadan katiyen memnu oldukları halde ekseriya sefil ve düşkün aileler tasvir eden “zavallı” yı her tarafta daima kemali rağbet ve hararetle okuyabildiklerini söylüyor ki serapa makûs ve hilafı vakıadır.  Kadınlarımız terakki ve tealliyelerine hadim her eseri mütalaada bir Avrupalı kadar nail hürriyettedirler.  Mösyö Reyno emin olsunlar ki dini İslam Türk kadınlarının terakkisine değil belki gittikçe Avrupa nisyanı arasında artan fesadı ahlak ve uful namusa haildir ve yine emin olsunlar ki çirkab mezellete müntehi olan tariki sefahattan başka her yol Türk hanımlarına keşidedir.

M.Rauf

Sayfa: 2008

 

Tarih edebiyat

 DERSAADET MANZARANDAN:  UNKAPANI KÖPRÜSÜ

  

DERSAADET MANZARANDAN:  HALİÇ

Ferid Vecdi.

ÜÇ MANZUMEİ VATATANİYE

 

Samsun: idadi muallimlerinden

Hasan Ruhi

SERDAR EKREM UMUR PAŞANIN MAVERAYI KAFKAS SEFERİ

VE

KARS NİÇİN SUKUT ETTİ?

3

——– 

     1855 seneyi miladiyesi eylül efranci,  Umur paşa Trabzon da bulunmakta ve der saadette cereyan müzakerat neticesinde maverayı Kafkas seferi için harekât ittihaz edilecek olan “Batum”a harekâta hazırlanmakta idi ki;  Orada askerinin muvasalatına kadar bekleyecekti.  Hâlbuki bu esnada henüz Kırımdan tek bir nefer bile gelmemiş, yalnız Bulgaristan dan bir miktar asker manzume vürut etmişti.  Kırımdaki generallerin inadı yüzünden askerin vürudu tehir ettikçe paşanın Karsı kurtarmak ümitleri de mahvoluyordu.

     Sivastopol düveli müttefike eline düşmüştü.  Hâlbuki Osmanlı ordusu hala General (Plasiye)nin ısrarı yüzünden Kırımda idi.  umur paşa birkaç hafta mukaddem generalin muvafakatini talepte ısrar eylediği ve üç nişancı taburuna yani takriben iki bin kişiye de razı olduğu halde yine ret edildiğinden bir infiali ruh içinde 6.Eylül efrancide Kırımdan hareketle Trabzon’a gelmişti.

     Paşa henüz ordusunun ne miktarda olacağını ve ne derece hassas harbiyeyi haiz bulunacağını bilmiyordu.  Batum da bulunan Mustafa paşa maiyetinde olup kendi ordusuna ilhak edecegi fırkanın ahvali askeriye, usul maneviye sini ve mukadderini anlamak lazım idi.  Bu fırka için alelade on iki bin kişilik deniliyorsa da Mr. Olyfinet’in kavline göre hakikatte içlerinde böyle muazzam seri bir hareket şedideyi askeriyeyi icra edebilecek efradı muntazama beş altı yüz kişiye bile baliğ olamaz idi.  Bulgaristan dan gelecek on beş bin kişiden de henüz haber yoktu.  Generallerin acaba ne zaman gönlü olup da Kırımdaki askeri göndereceklerdi?

     Nihayet eylül efrancinin dokuzuncu günü Kırımda askerin irkabına başlanıldı.  Lakin sevkiyat için yalnız Osmanlı sefaini kullanıldığından askerin tamamıyla irkabı teşrin evvel efranciye kadar devam etmiş idi. 

     Teşrinisaniyi efrancinin yirmi altıncı günü ise “Kars” teslim olmuş idi.

     Her ne kadar bazı zevat Umur paşa ordusunu Trabzon’a çıkarıp da Erzurum’a hareket etmiş olsaydı ihtimal Kars ihtimal kurtulabilirdi fikrinde iseler de düşünülmelidir ki, Kırımdan bir orduyu gemiye irkab etmek, Bahri siyahı geçerek Trabzon’daki açık ve ekseriya müthiş fırtınalara maruz limana çıkardıktan sonra bu ordu için lazım tertibat ve teçhizatı icra ile uzun bir yürüyüşe hazırlamak ve arazinin tabiatıyla mütenasip vesaiti nakliye tertip ettikten sonra pek fena olan yollardan ve dağ geçitlerinden yüz seksen mil kat etmek ve sonra da taze efraddan mürekkep 40000 kişiden oluşan bir ordunun karşısına çıkmak o kadar kolay bir iş olmasa gerektir.  Bundan başka farzı mahal olarak bu işler yapılsa bile ancak Kars muhasarasının refiini intaç edebilip başka bir netice vermez idi.  maverayı Kafkas seferi ise Osmanlılar tarafından (süram)

Sayfa: 2017

geçidinin işgali üzerine Muranefin Tiflis ve Koriyi setr etmek üzere geri çekilmesini ve hem Karsın tahliyesini, hem de salif asker havalinin Osmanlılar eline geçmesine mucip olacak idi.  O halde Kutayıste depolar tesis olunarak ilkbahar seferi üssülhareke kati elde edilmiş olurdu.  Selim paşa ordusunun Erzurum dan Amalçık üzerine olacak bir harekâtı da Riyon tarikiyle Osmanlı hudut muvasilesini temin etmiş olurdu.  Tafsilat salifayı okuyanlarca der saadette müteşekkil meclis harbin ne için Gürcistan tarikini Anadolu tarikine tercih eylediği vazıhen anlaşılır.

BATUM’ DA

     Bir İngiliz muhabirinin Mr. Olivenet defterinden:

     Umur paşa Batu’ma gelmiş.  Serdar Ekrem’e mahsus olan yeşil otağı körfezin sahil şarkisi üzerine kurulmuş idi.  alelade ahval tahtında sakin görünen şehir pek kalabalık idi.  Adeta bütün sakineyi asker teşkil ediyordu.  Sokaklar gerçi gönüllüleri, Lazistan askeri ve Anadolu askeri ile dolu idi.  Asyalılar, Osmanlılar ve Avrupalılar hepsi karma karışık kaynıyorlardı.  Şurada bir İngiliz bahriye neferi kalabalığı geçmeğe çalışıyor.  Orada köylü kızı duruyor.  Bazen başlıklı köylüler beygir yahut öteberi satıyordu.  Bunların güruhu elbiseleri üzerinde birer uzun tüfek görünmekte ve tavırlarından ordu ile harekete son derece heveskâr bulundukları anlaşılmakta idi. 

     Batum’da Umur paşa bir intizar şedid içinde idi.  Daima orada evvelden bulunan Mustafa paşa ordusunu tanzim ve onlara hastaneler tesisi ile meşgul olurdu.  Paşanın burada Batum ile Kutayis arasındaki tarik hakkında aldığı haberler üzerine es ül harekâtı değiştirmeyi tesemmüm ile sahvem kalayı üssülhareket olarak kabul etmiş idi.  Çünkü bu halde ordusunun düveli cenahına temin ettikten başka yürüyüş için de daha az zahmetli bir tarik intihap etmiş olacaktı.

     Batum’un arkasındaki tepelerden Kutayise giden tarik pek o kadar sahil ül mürur görünmüyordu.  Bu dağlar beş altı bin kadem irtifaında sukut ve gam perver vadileri ekseriya sislerle muhat bulunur.  Batum’un üssülharekat iddihazı fikri terk olunduğu halde ennihaye salih yalnız Sahvem kale vardı.  Çünkü Redut kale mersası askerin karaya ihracı için salim addolunamıyor idi.   Bundan başka Redut kaleden dâhil memlekete giden yolların bir tarafı gayri kabil merver bataklıklar ile muhat ve diğer tarafı Komüsfal nehri işğal etmekte ve ilaveten birkaç mahalde kuvvetli hattı müdafaaya malik bulunduğu söylenilmekte idi.  Batumdan Karsa ise zaten doğru yol mevcut değildi. 

     Umur paşa Batum da bulduğu Mustafa paşa ordusunu tahti intizama sokmak ve kendilerinden beklenen hizmet muhamme ve müşkülenin ikasına muktedir bir hale getirmek isteyen pek ziyade gayret ediyor ve çok zahmet çekiyordu.  Bunlar adeten on iki bin kişi oldukları halde paşanın aktamı sayesinde ancak üç bini süngülerini maharetle kullanacak hale getirilmiş idi.  Mustafa paşa maiyetindeki askeri evvelden beri hissen ishidam edemediği için bir aralık Der Saadete celb olunduğu halde yine mevkiine iade ve on bin kişiden fazlaya baliğ bir kuvveyi askeriye kumandanlığıyla Kuduvva nehrinin sol sahili üzerinde Umur paşa müştereken hareket etmeğe memur olunmuştu.  Mustafa paşa bu hizmeti ifa için on mil kadar Köril içine ilerleyip tekrar geri dönmüş ve iki ay uğraşıp bir şey yapamamıştır.

     Bu esnada levazımı hamilen her gün bır çok nakliye sefaini vürud etmeğe başlamış.  Filhakika nakliyat hususunda hükümet saniyenin gösterdiği faaliyet her kesce tastik olunmuştur.  En ziyade ait bütün luzumeyi harbiye ve seferiye için lazım olan hayvanat ve bütün sevkiyatı Osmanlı sefain nakliyesi tarafından getirilmiş ve bu hususta son derece gayret ve maharet gösterilmiştir.  Filhakika bir ay zarfında her şeyin tamam olup Umur paşa ordusunun dâhile doğru yürümeğe

Sayfa: 2018

hazır bir hale geldiğini söyler isek tek saatin bile hissen isti amel olunduğu tezahür eder.

     Şimdi Sohumi kaledeki faaliyet bir kat daha tezayid etmiş idi.  biraz evvel sahilinde bir Osmanlı kayığı bile görülemeyen liman nakliye sefainiyle dolmuştu.  Vapur vapur ardında.  Asker getirir, karaya çıkabilirlerdi.  Bu faaliyetin derecesini tasvir etmek için asker ve mühimmat yüklü gelen sefainden hiç birinin yirmi dört saatten fazla kalmadığını söylemek kâfidir.  <<Bulgaristan dan sevk olunan tamam olup nihayet Kırımdan miralay Ballard kumandasında bulunan nişancı (avcı) taburları da çıka geldiler>> ( 1 )

( 1 ) bu miralay Ballard İngiliz ordusuna mensup ve kumandasına tevdi edilmiş Osmanlı dilâverlerse kumandan olmağa cidden layık bir yiğit idi.  Bu Kırım seferi esnasında avcı ( nişancı – şişhane ) taburlarının şecaatine rabtı kalb etmiş ve mukadderatını her yerde onlarla teşrik eylemiştir.  Mumaileyh kadar şinaseti, cesareti, Osmanlı ordusunda fedakarane gayretleri sebebiyle unutmamak Osmanlılara has olan ve caib kadir şinasidendir.                                                                      – müellif –

 DONANMAMIZ MENFAATİNE BİZZAT KARİYELERİ DOLAŞARAK YÜZKIRK BİN KURUŞ CEMİ HUSUSUNDA İBRAZI CEMİYET EYLEYEN KOÇHİSAR KAZASI KAYMAKAM SABIKI VE ELYEVM HAPİSHANEYİ UMUMİ MÜDÜRÜ MEHMET FEVZİ BEY.

     <<askerin erzak ve mühimmatı mükemmel olup efradı bataklıklardan mütevellit mütfesih havadan korumak için açık ordugâh kurulmuş idi.  Binlerce mekkâre hayvanatı nazara çarpıyor.  Kavi, mesaka mütehammil birçok Rumeli köylüleri bunlara nezaret ediyordu.  Ruslar bu civarı tahliyeye mecbur olmazdan mukaddem kazibeleri ve istihkamatı tahrip ettikleri halde yalnız Suhumi yi tahribe vakit bulamamışlardı.  Sahil boyunca o zaman geniş ve muntazam bir caddenin nihayetinde merba ilkel kale var idi ki;  Bundan ikdam 1578 tarihinde Osmanlılar tarafından inşa olunmuştu. 

     Teşrinievvel francinin üçüncü günü tuluu şemsden biraz sonra Sohami limanında lenger endaz olan Osmanlı sefain harbiyesi attıkları on dokuz pare selam topuyla orduyu Serdar Ekrem Umur paşanın vürudundan haberdar ettiler.  Yarım saat sonra sahil askerle setr olundu.  Piyade, süvari, topçu kıtaatı sahil boyunca dizilmiş, serdarın

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ SİNOP ŞUBESİ AZASINDAN PARMAKSIZ ZADE İSMAİL EFENDİ.

Sayfa: 2019

karaya çıkmasına muntazır bulunmuş idi.  Umur paşa gemiden çıkarken bütün serenlere asker çıkarıldı.  Sefaini harbiye ve nakliye sancaklarla donatıldı.  Rakib olduğu sandal sahile muvasalat edince henüz itimam edilmiş olan bir tabiyenin toplarıyla tekrar selamlandı.  Paşa hemen ordusunu muayeneye başladı.  Her ne kadar şimdiye kadar varit olan askerin miktarı çok değilse de halleri, intizam ve metanetleri ve levazımı şayanı memnuniyet idi.  Umur paşanın Batum’da gösterdiği gayret intizam karane burada da Ferhat paşa ile donanma kumandanı Ahmet paşa tarafından bir mahareti kemale ile memzucen izhar olunmuştu.  Mustafa paşa mahiyetinde iken hastalık ve intizamsızlıktan bitap ve perişan olan Batum fırkası şimdi şayanı itimat.  Sağlam bir kuvveyi askeriye teşkil etmişti. 

     Bu esnada Kırımda kalan Osmanlı askerinin de Sohumiye gelmek üzere serian gemilere irkab edilmekte bulunduğunu malen varid olan haber herkesin izdiyat şevk ve hamiyetine bais olmuştu.  Umur paşanın talebi üzerine ordu ile bulunmak için Sohumiye bir hayli de Çerkez süvarisi gelmiş idi.  Bunlar hattı zatında gayet faydalı ve işe yarar bir kuvvet ve vasıtayı harbiye ise de memleketin dâhiline ait bir denekleri malumat yediklerine mübayin, bilhassa Türkçeyi bilmedikleri için muğlâk görünüyordu.  Bu meyanda Karaçay kazısı da (elberiz) zirvesinin şimal satıh mailinde olan memleketine gelmiş ve Naib paşanın oraya bin beş yüz kişi ile gelerek civar ahalisini serenle Ruslar üzerine olan hücuma iştirak için tecemmi davet etmiş olduğunu söylemişti.  Lakin memleketin ağniyası ve ileri gelenleri Ruslarla böyle açıktan açığa vuruşmaktan ihtiraz ettikleri gibi bazıları da Rusya münafiine bağlanmış olduklarından Naib paşa bir şeyde muvaffak olamayacağını anlayarak Abare civarına çekilmiş idi.  Nitekim biraz sonra Naib paşa dahi gelip macerayi serdar eğer me Baldat anlattı. 

     Sokumi, civarındaki memalik adeta cihanın başka mahallerinde ender görülecek bir letafet ve behcet tabiiye arz ettikten başka serdar Ekrem de arazinin tabiatına bizzat kesb vukuf etmeğe hu hanger olduğundan ekseriya beygirine rakiben ta içerilere kadar çuvallar yapar idi.

     Teşrin evvel efrancinin dokuzuncu günü Karsdaki Osmanlı ordusunun Rusları pek şanlı surette mağlup ettiği haberi Sahamiye vürud etti.  Her tarafta şok ve mesut hüküm ferma olmağa başladı.  Limandaki sefain sancaklarla donanmış oldukları halde müsret topları gürlemekte iken Umur paşa da orduyu hümayunu tabur edip haber muzafferiyeti ilan etti.  Her taraftan alkış avazeleri yükselmiş idi.  Hakikaten serdar Ekremin beygiri üzerinde Osmanlı ordusuna Karstaki silah arkadaşlarının neticeyi hamiyet ve şecaatlerini tebesir ederek onlar tarafından da bu muzafferiyetin ikmal ve itmam olması için ibzal teşvikat etmesi şayanı temaşa bir levha idi.  ordu müzikası tarafından çalınan muharebe havası ve henüz ateş kesmemiş olan sefaini harbiye toplarının muzafferiyeti ilan eden iniltileriyle muhteşem bir surette tevafık ediyordu.  Efradın kuvveyi maneviyesi mükemmel idi.  kumandanlarına da itimatları vardı.  Teşrin evvel efrancinin otuzuncu günü Osmanlı ordusunun pişdar fırkası “ileri karakolları” dâhile doğru hareket etti. 

          (Şimşiray) mevkiinden takriben yedi mil ileride yol (Koduva) nehrini aşıp biraz sonra sahili terk eder.  Arazi münhatt ise de ekseri mahaller sık ormanlar ile mesturdur.  Bazen tesadüf edilen bataklıklarda bir ordunun harekâtını işgal edecek haldedir.  Bu tarik üzerinde askerin sık ağaçlıklar arasından zorla geçmeleri ve kâh derin çamur batakları içinde ileriye gitmeğe çalışmaları sebebiyle hele top arabalarının nakli pek güç oluyordu.  Her tarafta bitap kalmış, yatmış hayvanat ile esterler ve devrilmiş arabalar göze çarpıyordu.  Paşalar mahiyetlerindeki

Sayfa:  2020

Fırkalara nezaret için yol kenarında tevkif ediyor.  İleride bir takım köylüler geçenlere öteberi satıyordu.  Bir seferde ordu ile bulunan birkaç Avrupalı muhabir asakiri Osmaniye’nin ne alsalar parasını sürat ve hovahoş ile tediye eylediklerini beyan etmişlerdir.

     Biraz ileride yol daha açık, daha kuru idi.  ara sıra tesadüf olunan derelerin üzerinde köprüler vardı.  Pişdar fırkası (Şimşiray)dan yirmi mil mesafede ve (Ertiskal) kariyesi civarında çadır kurmuş idi.  Bu fırka on altı tabur piyade ile üç tabur nişancı askerinden mürekkepti.  Ertesi günü bunlar içeriye (İnfur) nehrine doğru ilerlemek üzere emir aldılar.  Bir alay (Ballard) kumandasındaki iki nişancı taburu ileri karakolu hizmetini görmekte ve bunları takriben altı bin kadar piyade ve topçu takip eylemekte idi.  Bir fırkanın kısmı asliyesi nehre bir saat mesafede tevkif edip nişancılar iki sahra topu ve iki piyade taburu ile ilerlediler.  Nehirden takriben yarım mil mesafede bir orman mıntıkasıyla ayrılmış bir sahrada mevki tuttular. 

     İki bin kişiye baliğ olan nişancı efradı cihanın en mükemmel ve bahadır askeri olmakla şöhret almış Osmanlı ordusu içinde bile kahramanlıkları ile iştihar ve temayüz etmiş idiler.  Serdar Ekrem Umur paşa birçok kanlı havlengiz muharebe sahnelerinde bunların şecaat ve maharet askeriyelerini tecrübe etmiş olduğundan pek ziyade bu askere itimat gösteriyor ve daima en mühim ve müthiş ahval ve muvakkide kullanıyor idi.  Doğrusunu söylemek lazım gelirse bunların miralayı olan anlara layık dereceyi şecaate ve mahareti askeriyeye malik bir cesur zabit idi. 

     Konuk mütebakisi tutulan mevkiin temini ve ileri karakollarının tertibine hazır olundu.  Askerin o gündeki açık sahraya hâkim olmak üzere sürat ve gayreti fevkalade ile küçük bir tabya inşa edip malik oldukları iki tapu tabya ettiler.  Arkalarındaki küçük orman ise iktiza ederse hat ricatlarını setr edecek iyi bir vasıta idi.  gece, böylece bila hadise mürur edip ertesini sabah bu küçük fırkanın kuvveti geriden gelen askerle tezyif etmiş idi.  birkaç zabitle beş on nişancı askerini bila istishaben miralay Ballard ileri hareketle nehrin yatağının ve karşı sahilin haritasını almağa teşebbüs etti.  Düşmanın ileri karakolları da bunları uzaktan gördü ise de bir harekât taarruz karane de bulunmadığından iş de itimam olundu.  O noktada İnfor çanı bir taşlık atacak ile her biri takriben otuz yarda genişliğinde iki kola taksim olunuyor idi.  karşı sahilde sık ağaçlarla mestur olup bir nokta da toprak istihkâm var idi.  Burada bulunan elli kadar asker Osmanlıların nehir kenarına ilerlemiş olan birkaç neferi üzerine ateş etmeğe başladıklarından miralay Ballard iki nişancı bölüğünü istishaben ilerleyip bunlarla birkaç kurşun teati etti.  Ahval iyi gidiyor idi.  Havada geçen bir aydan beri bulutsuz müsait idi.  üçüncü günü Osmanlıların keşif harekâtına karşı düşman müsait görünmedi.  Uzaktan kırmızı bir nokta görünce beş on kurşun bir an atıyorlar idi.  Binaenaleyh asker ve zabitan düşman mevkiine sokulmak lazım geldikçe feslerini ceplerine sokmakta idiler.  Nihayet Osmanlılar ırmağın geçit noktasını keşfe muvaffak oldular.  Ertesi günü Umur paşa vasıl olup bulunan geçit noktasına hâkim iki tepeye inşa etmeğe karar vermiş idi.  tabyaların inşa olunacağı muvaki Rusların tahviz eyledikleri siper ve metrizlerin ta karşısında olduğundan işin leylen ve sükûnet kâmile içinde yapılması lazım geliyordu.

Sayfa: 2021

     Gecenin zulmeti etrafı istila edince Osmanlılar nehir sahilinde Rusya ileri karakollarına ancak yüz yarda mesafede kemali sükûnetle çalışmağa başladılar.  Osmanlıların hayaller gibi süratle çalıştığını görenler mürur zamanla müsabaka edilmekte olduğunu anlarlar idi.  Gecenin karanlığı son derece kesif idi.  Kısa emirler, sözler fısıltılar sükûnet leyl içinde kayıp olup gidiyordu.  Ara sıra karşı sahilde düşman nöbetçilerinin birbirine söylendikleri işitilerek herkese mevki ve zamanın ehemmiyeti ihtar eyler idi.  Tam sabaha karşı idi ki;  Düşman tabyalarından birini keşif ederek şedit bir ateş icrasına başladı.  Lakin ancak bir kişi şehit oldu. 

     Şimdi siperler tamam olmuş.  Düşman kemali tahavvirle ateşe devam ederken bunların ortasına çömelmiş olan Osmanlı askeri yekdiğeriyle latife ederek gülmekte ve tütün içmekte bulunmuştu. 

     Bugün sükûnet kâmile içinde ve bila hadise mürur etti.   Ertesi gece de tabyalara toplar vezi olundu.  Şimdi bütün arzu tahassüd etmiş.  Nehri geçmesi kalmış idi.  Nehre hâkim olan mevkiin biraz solunda bulunan bir tepeye nişancı taburu ile bir miktar piyade ve topçu konuldu.  Sağ tarafta ise İskender paşanın redifleri bulunuyor idi.  serdar Ekrem Umur paşada onun yakınında asıl kısmı küllü ile mevkii tutmuştu.  Bu ordu otuz iki tabur piyade, dört tabur nişancı ve bin süvari, yirmi yedi sahra, dağ topundan ibaret olup yirmi bin kişiye baliğ olurdu.  Ordunun kuvveyi bakiyesi olan on bin kişi ise Kodova ve Sokumi ve Şimşiray da bulunan depoların muhafazasına terk olunmuştu.

     Bu gece serdar Ekrem Umur paşanın emriyle ordugâhtaki bütün ateşler itfa olundu.  Teşrinisaniyi efrancinin altıncı günü sabah açılır iken nişancı taburları silah başında idiler.  Sahrada bir faaliyet ve hareketi umumiye oluyordu.  Asker öteye beriye toplaşıyor ve yürüyüş nizamına geçiyor idi.  bir saatten az bir vakitte İskender paşa fırkası müstesna olmak üzere on beş bin kişiye baliğ olan ordu garba müteveccihen ve İsnefor nehrine muvazi bir tariki takibe başlamıştı.  Osmanlılar düşman mevkiinden dönerek nehri daha aşağıdaki bir geçitten mürura karar vermiş idiler.

Mabadı var.

Ali Rıza Seyfi.

Sayfa:  2022

SEFAİNİ HARBİYEYİ HAVAİYE

Harp balonları – tayyareler

( 1 )

 FRANSIZ TAYYARESİ ( LA PATRİ )

 BİR ALMAN TAYYAREYİ HARBİYESİ

AVRUPA HÜKÜMETİ HARB TAYYARELERİNİ EKSERİYA BU TARZDA YAPIYOR.  BU TAYYARE BİRKAÇ SENE EVVEL BERLİN ÜZERİNDE KEMALİ  MUVAFFAKİYETLE BİR ÇOK MANEVRALAR YAPMIŞ HAVADA ÜÇ BUÇUK SAAT KALMIŞTIR.  TARZI İDARESİ MUVAFFAKİYET KAMİLE GÖSTERMİŞTİR.

9.kanun evvel.1321

     G ö z t e p e

Ali Rıza  Seyfi.

Sayfa: 2030

 

S   O   N

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.